Dünya iki kutupta iken... Siyah-beyaz renklere bürünürken. Sanal mutlulukların ve mutsuzlukların labirentindeydi.
Bir tarafta kapitalizm öbür yanda komünizm.
Toplumlar ikiye ayrılmıştı. Batılılar, doğulular. Sosyalistler... Liberaller...
Soğuk savaş dönemi sona erdiğinde kapitalizmin hâkimiyetini çoğalttığına hükmedildi.
Doğu bloğu çökmüştü.
Sovyet Rusya devletlere bölünmüştü. Batı kendi değerlerini öne çıkararak ben haklıyım, haklı çıktım narası atmıştı.
Attı da ne oldu?
Ara bir koridordan, dünya yeniden ana caddeye döndü.
Resim değişse durum değişmedi. Aktörler eski yerlerinde yeniden konumlandılar.
Yine iki kutupla bir kısır döngüye mahkûm edildi insanlık.
Değişik, fantastik ve renkli sesler kimi coğrafyalarda çıkmış olsa da, cılız ve tesirsiz kaldı.
Güçlüler harita çizmeye devam ettiler.
Fillerin tepişmesinde en çok zarar gören toplumlar, halklar oldu.
Dahası bu kısır döngüyü, kabul etmiyoruz dayatmanızı... Biz Müslüman’ız... Haysiyetimizle, şerefimizle, kimliğimizle, bağımsız yaşamak istiyoruz diyemediler.
Esas oğlanın ve esas kızın yanında yardımcı karakter oyuncu rolüne fit oldular.
Şuan dağınıklığımızın, mutsuzluğumuzun ve kendi geleceğimizle ilgili karar veremememizin nedeni, baştakilerin... Müslümanlara yöneticilik edenlerin gücün gölgesinde sanal roller edinmeleridir.
İnsanlar mutsuz... İnsanlar kaygılı... Kuzey Kore’den yükselen hırıltılar dahi insanlığı bedbaht kılabiliyor.
Güç savaşında arada sıkışıp kalan insanlık arayış içindedir.
Artık Batı bloğunun para referanslarıyla, Doğu’dan yükselen “bohem” karaktersiz büyüme denemeleri, resimleri umut doğurmaktadır.
Aslında Müslümanlar açısından bu karmaşa, belirsiz ve mutsuz hâl, İslam medeniyetinin, insanlık medeniyetinin haklı haykırışını haklı kılmaktadır.
Peki, bu haykırışı, bu sunumu kimler yapacaktır?
Dünün güç odakları rakslarını tekrarlayıp dururken, Müslümanlar öne atlayıp durun insanlar durun... Yürüdüğünüz yol çıkmaz sokaktır, demeliydiler…
Ebedi saadet zaman ve mekâna her halükârda hükmeden Kur’an’ın yağmurudur. Yağmurla yıkanmaya ve zemzem suyuyla hayat bulmaya devam ediyoruz diyebiliyor muyuz?
Peki, kim sağlayacak bu sözleri?
İnsanları diline, kavmine, sosyal statüsüne, parasına puluna göre tasnif etmeyen üstünlüğü insanlığa yararda arayan anlayışa gelin diyecek bir güçlü organizasyon ve sedaya ihtiyaç vardır...
O seda mutlaka bütün insanlığı kuşatacaktır.
Umutluyum...