İnsanlık görevi  

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah insanı yeryüzünde halife olarak yaratmıştır. Halife: Asilin yerine geçen vekil manasınadır. Allah, yeryüzünü imar etmek, insanları Allah’ın kanunlarına göre yönetmek üzere yaratığı Âdem ve neslini halife olarak yaratacağını meleklere haber vermiştir. Bakara 30: “Hani Rabbin meleklere; ‘Ben yeryüzünde saadet düzeni kurmaya, ilahi hükümleri icraya, yeryüzünü imara yetkili halifeler hazırlayıp yerleştireceğim’ demişti. Melekler: ‘Biz seni övgüyle yücelterek takdis edip sana saygı gösterip dururken, orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?’ dediler. Ama Allah onlara: ‘Sizin bilmediğiniz çok şey var onları ben bilirim’ buyurdu.” İnsanlığa karşı yapılacak iyiliklerin başı, kötülüklerle mücadeledir. Günümüz Müslüman’ına ve özellikle Millî Görüşçülere düşen görev; yeryüzünde şeytan ve ordusu Siyonizm’in yaygın hale getirdiği, örgütlediği bütün kötülüklerin ve zulmün ortadan kalkması için Allah’ın razı olacağı bir mücadeleyi, cihadı yapmaktır. Bu mücadele verilmeden kötülükler ve zulüm, kendiliğinden ortadan kalkmaz. Kötülükler ve zulümle mücadele etmek için öncelikle İslam’ın din ve düzen olarak tebliğ edilmesi emredilmiştir. İslam; Allah’ın insanlara teklif ettiği tek saadet yoludur. Ve bu yolu, insanlığın idrakine sunmak, Müslümanların temel görevidir. Batılın zail olması için hakkın hâkim kılınması gerekir. Çünkü hak hâkim kılınmadan batıl zail olmaz. Millî Görüşçülerin ve Müslüman toplulukların odaklanacağı şey, hakkın hâkim kılınmasıdır. Bu odaklanmanın yanı sıra kişisel arzuların kontrol altına alınmasına, ciddi bir iç muhasebeye önem verilmelidir. İslam’ın adil düzenini hâkim kılmaya odaklanmayan ve nefis terbiyesini esas almayan hareketlerin, yapılan sıradan işlerle kendini aldatma ihtimali çok kuvvetlidir. Sıradan işlerle vakit öldüren hareketlerin zafere ulaşmaları mümkün olmaz.

CİHAT

Müslüman’ın hayatı, iman ve cihattır. Cihat, bir iç ve dış fetih dengesidir. Onda hem nefis terbiyesi hem de fert ve tolumu ıslah vardır. İnsanın nefsini terbiye etmesi, büyük cihattır. Başkalarını ıslah etmesi ise küçük cihattır. Bu ikisi diğerinden ayrıldığında, cihat gerçek cihat olmaktan çıkar. Bizler, başkalarını ıslah ederken, kendi nefislerini, dava kardeşlerini unutanlardan olmamalıyız. Emanet, ehliyet ve liyakatin uygulama alanı iç bünyedir. Tereddütler, acabalar, teşhis ve tedavide yaşanan gecikmeler, cihada zarar verir. Allah yolunda cihat; “i’layı kelimetullah” için yapılan cihattır. Bu gayenin dışında yapılan hiçbir çalışma, Allah yolunda cihadın yerini tutmaz. Allah yolunda cihadın ilk esası, tevhittir. Tevhit; “Lâ ilâhe illallah, Muhammed’ün Resulüllah” özüne sadık kalmaktır. Cihadın ikinci esası; mülkün sahibi Allah’tır. Biz bunu; “la havle velâ kuvvete illa billahil azim, yani kuvvet ve kudret sahibi sadece azim olan Allah’tır” sözüyle ifade ederiz. Cihadın üçüncü esası; İslam’dır. İslam; Allah’ın rızasıdır ve onsuz saadet olmaz. Cihadın gayesi, din ve düzen olarak İslam’ı hayata ikame etmektir. Cihadın dördüncü esası; ümmet olmaktır. Ümmete olmak, bir imam, lider etrafında kenetlenmiş tek bir teşkilat olmaktır. Kur’an’da ümmet kelimesi, Müslümanların siyasi örgütlenmesi ve birliği için kullanılmaktadır. İnsanları İslam’a çağıran, maruf olan adil düzeni emreden, münker olan faizci kapitalist düzene engel olmak için çalışan ve Allah’a güvenen topluluğa ümmet denir. Bu görevleri yapmaktan uzak topluluklara ümmet değil, güruh denir. Güruh; gayesini yitirmiş, boş işlerle vakit öldüren kalabalık demektir. Ali İmran 110: “Siz, insanların saadeti için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a iman edersiniz. Eğer kitap ehli de iman etmiş olsaydı şüphesiz kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır ancak çoğunluğu fasıktırlar.” Ümmet olmanın, öyle sıradan bir şey olmadığını bu ayet ortaya koymaktadır.

 KARA LEKE

Batıl; Siyonizm, ABD, İsrail ve AB insanlık için bir kara lekedir. Gittikleri yol, cehalet ve cahiliye yoludur. İnsanlığa sundukları şey, zulüm ve gözyaşından başka bir şey değildir. Bu kara lekenin meydana getirdiği karanlığı, İslam ile aydınlığa çevirmek için yapılan cihat, kıyamete kadar devam edecektir. Müminler; tek bir ümmet olarak, milletler arası dengede ‘vasat bir ümmet’ olmanın hakkını vermek adına, maddi ve manevi cihadı ilelebet sürdürmek durumundadır. Bu bir insanlık görevidir. Dünyanın bugünkü durumuna baktığımızda gördüğümüz tek şey; Gazze’de ve bütün İslam coğrafyasında ABD ve İsrail öncülüğündeki şer ittifakının ortaya koyduğu vahşettir. Bu vahşet; şer ittifakının kara lekesi olarak insanlığın anlına sürülmüştür. Böylesine bir vahşetin işlendiği bir zamanda Millî Görüşçüler ve Müslüman topluluklar olarak, bu zulmü ortadan kaldırmak ve yeni bir saadet dünyasını kurmak Müslüman ve insan olmanın gereğidir. Gazze’de Müslümanlar, HAMAS öncülüğünde zalimlere karşı büyük bir cihat veriyorlar. Bu anlamlı cihada bütün müminlerin koşulsuz destek vermeleri gerekirken, bu konudaki duyarsızlık da ayrıca çözülmesi gereken bir insanlık ve Müslümanlık bunalımıdır. Ve siz ey İslam ülkelerinin yöneticileri, İslam ve insanlık dünyasının içine düştüğü bu bunalımı çözmediğiniz ve bu Siyonist vahşeti durdurmadığınız sürece, Allah’ın lanetinden ve gazabından kendinizi kurtaramazsınız.

ESASLAR

İnsanlığın saadeti ve Siyonist zulmü durdurmak için yapılacak cihadın sıhhatinin ve edasının şartlarını bilmek, temel bir görevdir. Müslüman olmak, inanç sahibi olmak ve bu inancı sabır, sebat, azim, sadakat, salih amel ve hayra hizmetle korumak, ilim sahibi olmak, cihadın sıhhatini şartlarındandır. İttifak etmek, ihlas, ittika, iyi ahlak, ihsan, istişare, itaat, infak, sadakat ve nefis terbiyesi ise cihadın edasının şartlarındandır. Cihat, bu esaslarla yapılacak bir ibadettir. Selam hidayete tabi olanlara…