İnsanlığın Göğsüne Takılan Şeref Madalyası: İslâmiyet

Abone Ol

Bugün 7 Ekim Cuma… Bu gece “Mevlid Kandili’ni” ihya edeceğiz. Şanlı Nebi’nin (asm) doğum yıldönümünü. Bugün bizim bayramımız. Gerçekte bütün insanlığın bayramı. Bu kâinatın Rabbi, Mâliki, Sahibi, Yaratıcı olan Allahu Azimüşşan, insanlığın göğsüne bir de şeref madalyası takmış: İslâmiyet…
İslâmiyet, “Allah’ın nizamının” adıdır. İslamiyet’in bütün esasları güzel olduğu gibi, ismi de güzeldir. “Teslimiyet” demek. Kâinatın Sahibi olan Rabbü’l-Âlemine teslimiyet ve itaat…

Allahu Teâlâ, iki kanun va’zetmiş. Tekvinî kanun ve teklifî kanun. Tekvinî kanunlara bütün âlem, bütün zerreler, insanın vücudundaki bütün zerreler ve hücreler itaat etmekte. Teklifî kanunlara da mü’minler inanmakta ve itaat etmekte. Teklifî kanunların uygulanması için devlet şart. İşte bunun için devlet kurmak bir numaralı farzdır. Bu gece doğum yıldönümünü sevinçle kutlayacağımız Peygamber Efendimiz (asm); hem Allahu Teâlâ’ya mükemmel bir kulluk yapmış, hem “en güzel ahlak modeli” olarak nasıl ideal insan olunacağını göstermiş, hem Allah’ın dinini dünyaya hâkim kılmak için cihad kılıcını kuşanmış ve cihad etmiş, hem kıyamete kadar gelecek ümmete örnek olacak muhteşem bir devlet kurmuştur. Peygamber Efendimizin (asm) kurmuş olduğu bu devleti örnek alanlar muhteşem devletler kurmuşlardır. Bunlardan biri olan Osmanlı Devleti’nin sınırları üç kıtaya yayılmıştır. Hâkimiyet sahasından sonraları 40 devlet ortaya çıkacaktır.

Bugün şeklen 60 “İslâm Devleti” varsa da, Allahu Azimüşşan’ın teklifî kanunlarının (Kur’an ve hadislerde mündemiçtir) uygulandığı devlet yoktur. İslâmiyet’ten hazzetmeyenler bu duruma bakıp müstehzi bir şekilde gülümsemektelerse de gerçekte gülünç olan kendileridir. Düşünün; şu güneş sistemi, Güneş sisteminin dahil olduğu Samanyolu Galaksisi ve milyar kere milyar yıldızları barındıran milyonlarca galaksiler ve o yıldızlarda yaşayan melekler, bütün mevcudat Allah’ın kanunlarına boyun eğmekteler. Zikretmekte, tesbih etmekte, tehlil etmekteler. Ölecek, toprak olacak, sonra haşir sabahı tekrar diriltilip hesaba çekilecek insanlardan ve cinlerden münkir olanların azgınlığının ne ehemmiyeti var. Onların küfrü kendilerini bağlar. Onların İslâm’ın kanunlarının uygulanmaması karşısında müstehziyane gülüşleri kendi zavallılıklarını ve acınası hallerini gösterir. “Zarara rızası ile girene acınmaz”, dolayısı ile her an gözlerinin önündeki Allahu Teâlâ’nın kudret mucizelerini göre göre inkâr bataklığında çırpınanlara ne denir.

Haa İslâmiyet’in hükümlerinin şu anda uygulanmadığı doğrudur. Başta da söylediğimiz gibi, İslâmiyet, Allahu Teâlâ’nın insanlığın göğsüne takmış olduğu bir şeref madalyasıdır. Demek ki insanlık bir sistem olarak şu anda bu madalyayı taşımayı hak etmiyor. Değerli madenler mebzul şekilde bulunmaz. Nâdir ele geçer. Asr-ı Saadet’te Müslümanlar çok değerli idi. Allah da o değerli insanlara İslâm devleti nimetini verdi. Hulefâ-i Râşidin devirlerinde ve sonraki devirlerde, Kur’an’a değer verildiği nisbette Allahu Teâlâ da en değerli nimetini ihsan etti.

Günümüzde Müslümanların bir kısmının maalesef adı Müslüman. İslamiyet isimden ve resimden ibaret kalmış. Geliniz 1444 yılının Rabiülevvel ayının 12’sinde kendi kendimize bir söz verelim: Allahu Azimüşşan’a layık bir kul, Habibullah’a layık bir ümmet olalım. Felsefe ile âlude olmuş zihnimizi bütün müzahrafattan temizleyelim. Benliğimizi, enâniyetimizi Kur’an havuzuna atıp eritelim. İslâmiyet ne demekmiş en sahih kaynaklardan öğrenelim. Cihad hakikatini hem öğrenelim, hem sevelim hem de cihadı arzu edelim. Bizi Yaratan, hadsiz nimetlerle donatan, ölüm nimetini verdikten sonra tekrar diriltecek olan, biz mü’min kullarına Cennet yurdunu hazırlayan Rabbimize yönelelim. Vazifesini hakkıyla yapıp, fâni cismini Medine-i Münevvere’de bırakan, ancak tebliğ ettiği Kur’an’ı ve Allah’ın dini ve nizamı olan İslâmiyet’i bize yadigâr bırakan Resul-i Ekrem Efendimizi (asm) her zaman selat u selamlarla yâd edelim. Esselâmü aleyküm ya Eyyühennebî! Seni ve getirmiş olduğun İslâm dinini ve Kur’anımızı çok seviyoruz.

Şâhid ol yâ Rab!..