İnsanlığın geleceği

Abone Ol

Sanayinin, teknolojinin, bilişimin doruğa ulaştığı bu

zamanda, insanlığa tebelleş olan egemenler, salt kendi çıkarlarını

düşünüyorlar. Bütün bu araçları çıkarları uğruna sınırsız, sonuna kadar

kullanıyorlar.

Yeryüzü insanlığın ortak malıdır. Allah, insanlar ve

diğer canlı varlıklar için yarattığı bu dünyayı yarattı. İnsanlığın ortak

tarlası olan yeryüzü, bazıları için değildir, böyle bir hakka sahip de

değildirler.

İnsanlık bilinçle, yeryüzünün hakir kullanılmasına engel

olmalı.

Müslümanlar ancak böyle bir bilinç ve duyarlığa sahip

olmak zorundadırlar. Başka bir seçenekleri yok.

Müslümanlar salt kendilerinden sorumlu değildirler. Bütün

insanlıktan sorumludurlar.

Batı dünyası karanlık, karanlığını insanlığın üzerine

sürekli olarak ağıyor. Bunu kendi yandaşlarıyla, ortaklarıyla paylaşıyor

sadece. Kendilerine payanda olanlar ise sadece bundan az bir pay alıyorlar.

İnsanlığın ortak paydası birlikte yaşamayı bilmek olmalı.

Batı, yerüstü ve yeraltı birikimlerini sonuna kadar

tüketti. Şimdi gözü bakir alanlarda.

Batı’nın bu tutumu geleceği tüketmeye dönük. Geleceğine

bir şey bırakmıyor.

Müslümanlar, sofralarındaki, “Aşırı yememek, içmemek,

israf etmemek” üzerine duada bulunuyorlar. Bu, salt yeme-içme ile sınırlı

değil. Hayatın bütün alanları için geçerli.

Batı, karanlık ruhludur. Karanlıkta insanlığa daha da

zulüm yapıyor. Bulanık suda balık avlama gibi. Kurtların sisli havayı sevmeleri

gibi.

İnsanlığın üzerine abandıklarında anarşi oluşturuyorlar.

Gerilimleri tırmandırıyorlar. İnsanlığı birbiriyle vuruşturuyorlar. İnsanlığın

huzurunu sağlamak değil, karmaşa oluşturmak, silâh tüketimini sağlamak…

Sağlık sektörünü de böyle kullanıyorlar. İnsanlığın şifa

bulması için değil, insanlığın daha çok hastalanmasını, daha çok ilaç

tüketiminin sağlanması amaçlanıyor.

İnsanları sınıflara ayırıyorlar. Kendilerini üst insan

olarak görüyorlar.

İnsanlığa kavmiyet tohumlarının saçılmasına onlar

nedendir.

İnsanlığın uç unsurlarını körükleyenler onlar.

Öfke ve düşmanlığı onlar kışkırtıyor.

İslâm insanlığın huzuru, barışı için var.

Aşırılıklardan uzak tutuyor. Bu salt yeme-içme israfıyla

sınırlı değil.

Aşırı yemeyi, içmeyi, uyumayı, konuşmayı sınırlıyor.

Akrabaya, komşuya ve insanlığa vergili olmayı öneriyor.

Adil olmayı, başkasının haklarını korumayı öngörüyor.

İnsanlığın her türlü hakkını korumayı da. İnsanlığın hakkını gasp etmek,

zulmetmek büyük günahlardan. Bu tür davranışlar içinde bulunanlar kul hakkı

yemek ve üstlenmek ile tanımlanırlar. İnsan bu tür günahlara bulandığında

insanlıktan hak helalliği dilemek, haklarını iade etmek, sahiplerine teslim

etmek zorunda. Yoksa bu vebalden asla kurtulamaz.

İnsanlığı bekleyen karanlık gelecek, Müslümanların

İslâm’dan uzaklaşmalarıdır.

İnsanlığın sevgiyle İslâm ile bulaşması sağlanmalı.

Müslümanlar insanlara sevgiyle yaklaşmalı. Dar

zamanlarında yanında olmalı. Ellerinden tutmalı. Sorunlarına ortak olmalı,

dertlerini paylaşmalı. Acı çekmeli.

İnsanlığın İslâm’a ve Müslümanlara gereksinimi var.

Bu, insanlığın geleceği için çok önemli.

Batılıların insanlığın üzerine abandırdığı karanlıkları

dağıtmakla yükümlü. Bana ne deme hakkına sahip değil. Müslüman hem kendinden

hem de insanlıktan, doğadan, yaratılmış her nesneden sorumlu.

Zaman daralıyor. Bir an dahi boş geçirilmemeli.

İnsanlık kuşatılan tehlikelerden arındırılmalı. Yaşama

güveni sağlanmalı.

Başka bir yol ve çözüm yok.