İnsanların En Hayırlısı Sahabe Efendilerimizdir

Abone Ol

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor: “İnsanların en hayırlısı benim çağdaşlarımdır. İnsanların en hayırlısı mümin gözüyle beni görüp iman edenlerdir. Sonra en hayırlı olanlar da çağdaşlarımı görenlerdir.” Peygamber Efendimizin (S.A.V.) hadis-i şerifte bahsettiği ‘çağdaşlarım’, sahabe efendilerimizdir. Resulullah Efendimiz (S.A.V.) dünyadayken Allah’a (C.C.) iman etmiş, O’nun getirdiği Kur’an-ı Kerim ve İslam dinine iman etmiş kişilere sahabe denilir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şerifte, ‘ümmetimin en hayırlısı’ demedi, ‘insanların en hayırlısı’ diye buyurdu. Zaten sahabe efendilerimiz ümmetin de en hayırlısı. Ancak Hz. Adem’den, kıyamet gününe kadar gelmiş geçmiş tüm insanların içerisinde en hayırlısı olanlar sahabe efendilerimizdir. Yüce Rabbimiz (C.C.), Resulü Müctebâ Efendimize (S.A.V.) olan sevgisinden dolayı tüm kâinatı yaratmıştır. O yüzden Allah (C.C.) katında böyle değerli olan Resulullah Efendimize (S.A.V.) ilk inananlar, onu görenler de en hayırlı insanlar oluyor. Peygamber Efendimizin (S.A.V.) ümmeti olan bizler de, Hz. Adem’den son peygambere kadar gelmiş tüm ümmetler arasında en hayırlısıyız.

SAHABE EFENDİLERİMİZ ALLAH’A (C.C.) VE RESULÜNE (S.A.V.) BAĞLILIKLARINI GÖSTERDİLER

Mekkeli müşrikler, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) tebliğ yaparken O’nu yalanladılar. Ancak sahabe efendilerimiz O’na inandı. Sadece inanmakla da kalmadılar, Resulullah Efendimize (S.A.V.) yardım ettiler. Mesela Hz. Ebubekir Efendimiz. Hz. Ebubekir (R.A.) çok zengindi ve Peygamber Efendimize (S.A.V.) inandıktan sonra malının tamamını bir anda İslam uğruna verdi. Sadece bir kişi değil. Bütün sahabe efendilerimiz Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ne emrettiyse yerine getirdiler, canlarıyla mücadele ettiler. Mesela Bedir Savaşı’nda sahabe efendilerimizin neden insanların en hayırlısı olduklarını anlıyoruz. Bedir Savaşı’nda müşriklerle cihat etmek için 313 sahabe efendimiz var ve 2 atlı var, onlar da ok atacak. Geri kalan sahabe efendilerimizin kılıçları da yok, taşla savaşacaklar. E tabi zorluklar sadece teçhizatta değil. Yemek konusunda da sıkıntı var ve Bedir ashabı açlıkla mücadele ediyor. 311 kişi yaya, sadece taş atarak cihat edecekler ve açlar. Ancak Peygamber Efendimiz (S.A.V.) savaşacağız diye buyuruyor. 313 sahabeden hiç biri çıkıp kılıcının olmamasını, aç olmalarını bahane etmedi. Hepsi hemen Peygamber Efendimizin (S.A.V.) emrine uydular ve çölde savaşmak için hazırlandılar. Tabi su da çok yok. Peki, sahabe efendilerimizin savaşacağı müşrikler Bedir Savaşı’nda ne durumdalar? 1000 tane putperest, hepsi atlı, hepsinin kılıcı-zırhı-oku var ve aç değiller. Tüm bunlara rağmen 313 sahabenin hepsi Peygamber Efendimizin (S.A.V.) emrine uydu ve cihadı kazandılar. Şimdi bu sahabe efendilerimiz işte bunun gibi daha birçok olayda Allah’a (C.C.) ve Resulüne (S.A.V.) bağlılıklarını gösterdiler. O yüzden insanların en hayırlısı sahabe efendilerimizdir.

TÂBİÎN VE TEBEU’T-TÂBİÎN

Hadis-i şerifin devamında Resulullah Efendimiz, “Sonra en hayırlı olanlar da çağdaşlarımı görenlerdir” diye buyuruyor. Sahabeleri görenlere de ‘tâbiîn’ deniliyor. Tâbiînden sonra en hayırlılar da ‘tebeu’t-tâbiîn’dir. Tebeu’t-tâbiîn de tâbiîni görenlerdir. Yani sahabe efendilerimiz, tâbiîn ve tebeu’t-tâbiînden sonra 300 senelik bir dönemden bahsediyoruz. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) vefat edip onu gören sahabe efendilerimizin hepsi de rahmetli olduktan ve 300 yıl bittikten sonra bid’atler başlamış. Bid’at, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) sünnetinde olmayan şeyler anlamına gelir. Bid’atler zuhur edince insanlar da artan bid’atlerle yaşamaya başlamış. Bir takım felsefi tartışmalar başlamış ve ilim ehline olan ilgi azalmış. Bu durum da günümüze kadar devam ediyor. İnsanlar ilim ehlinin peşinden gitmiyor, maalesef bid’atler arttı. Buradan da Peygamber Efendimizin (S.A.V.), “İnsanların en hayırlısı benim çağdaşlarımdır. İnsanların en hayırlısı mümin gözüyle beni görüp iman edenlerdir. Sonra en hayırlı olanlar da çağdaşlarımı görenlerdir” diye buyurduğu hadis-i şerifin ne kadar anlamlı olduğunu anlıyoruz. Burada sadece sahabe efendilerimiz, tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn övülmüyor. Resulullah Efendimiz (S.A.V.) biz ümmetine başta kendi sünneti olmak üzere sahabe efendilerimizin ‘birer yıldız’ olduğunu gösteriyor.