Burada sadece siyasi değil sivil ve diğer yönetme türlerini de kastediyoruz. Bu hususu özellikle işaret etmek istiyoruz.
Hatta burada zikredeceğimiz hususlar, kendi evimizde ve çocuklarımıza karşı da geçerlidir.
***
Bu soruya verilecek bir sürü cevap vardır ve bu konuda birçok teknik bilinmektedir. Fakat biz, meseleyi özetle ifade etmek istiyoruz. Ayrıca burada değinecek olduğumuz hususlar; tekniklerden çok amaç ve usule yönelik meselelerdir.
***
İnsanları yönetmenin üç ana yöntemi vardır diyebiliriz:
* Adaletli olmak ve adaleti tesis etmek,
* İnsanlara bir şeyler vaat etmek ve/veya vermek,
* Ve otorite.
***
Adalet, zor ama faydası uzun süren bir yöntemdir. “Adalet, mülkün temelidir” sözü ile anlatılmak istenen ilk şey; adil olmayan insanların güvenirlik ve yönetme yetkisini kaybetmesidir. Örneğin bir evladımızı kayırsak; kayırdığımız kişi, şımarık olacaktır ve bizi dinlemeyecektir. Diğer evlatlar ise zaten zulüm gördüklerini düşündükleri için uyumsuz ve asi davranacaklardır.
İnanç ve geleneğimize göre de zaten idarenin asıl amacı, adalettir. Herkes için ve tüm varlıklar için adalet. Yoksa sadece bizi kabul eden ya da bizim gibi düşünen insanlar için değil.
***
Bir diğer yönetme şekli ise vaat etmek ve vermektir. Köleliğin bile temelinde bu mantık bulunmaktadır: “İnsanlara, kaybetmekten korkacakları şeyler vermek.”
Vaadin iki boyutu vardır: Vermek ve kaybetmekle tehdit etmek. Birinci barizdir ve en bilinenidir. İkincisi ise daha sinsidir ve daha uzun solukludur. İnsanların bir kısmı menfaatçidir ve sürekli bir şeyler isterler. Fakat genel olarak arzu edilen şey; “kazanımların korunması” yani eldekilerin kaybedilmemesidir.
İnsanlara bir şey vermek, orta vadede geçerli bir durumdur. Zira insanları memnun etmek zordur. Yani onlara uzun süre verirsin ama birkaç kere vermediğinde; eskilerin bir hükmü kalmaz.
Ayrıca insan, daima ister. Yani ahlak ve inanç olmadığında; insanların taleplerinin bir sonu olmaz.
Yine bizden daha çok şey vaat edenler olabilir. Bu durumda da bizim verdiklerimizin anlamı kalmaz.
Bazen de insanlar değişiklik isterler. Yani sürekli aynı kişilerin vermelerinden sıkılırlar.
***
Adalet ve vaat yoksa bir başka yönetme yöntemine başvurulur: Hiyerarşi ve otorite. Bu tür yönetim tarzları; ilk ikisinin olmadığı yahut davanın/ideolojinin ya da liderin ortadan kalktığı durumlarda başvurulan yöntemlerdir. Buradaki otorite tek kişi olabileceği gibi bir grup da olabilir. Veya daha önceki liderin yaptıkları “katı, ruhsuz kurallar/dogmalar” haline getirilir.
Böyle durumlarda itaate vurgu yapılır. İstişare ve sorgulamaya izin verilmez.
Bu yönetim şekli; kısa vadede yararlıdır ama uzun sürecek zararlara/yaralara yol açar. Zira böyle durumlarda güven ve samimiyet ortadan kalkar.
…
En kalıcı ve faydalı olan yönetim tarzı; adaletle yönetmektir. Adaletin olduğu yerde samimiyet, güven ve istişare olur. Paylaşma ve dayanışma olur.
Menfaate dayalı idare, otoriteye göre daha kalıcıdır ama adalete göre daha kısa ve daha az faydalıdır.
Otoriteye/karizmaya dayalı yönetim şekilleri ise kısa süreli ve geçicidirler.
***
İdeoloji denilen şey de bu üçünden birisi olabilir. Yani dava ya adalettir ya da menfaattir. Veya dava, kurumlar ve kişiler olabilir.
…
İdeoloji ile hak davayı ayıran en önemli husus; ideolojilerde herkesin kendi grubu için adalet istemesidir. Oysa hak dava, herkesin huzur ve adaletini ister.
***
Sevgi de yönetim şekillerinden birisi olarak zikredilir ama sevginin ne ile olduğu önemlidir. Yani sevgi; adalet veya menfaate dayanıyor olabilir. Adalete ve hakka dayanan sevgi, makbuldür ve bu tür yönetim tarzları; ilk gruba girer. Menfaate dayalı sevgi ise ikinci yöntemle alakalıdır.
Korku ise daha çok otoriteye dayalı yönetim tarzlarında olan bir durumdur.
***
Batıl davalar ve kötü yönetimlerin usullerini ise şu başlıklarda özetleyebiliriz:
* Cahillik,
* Mahrum etme,
* Korku,
* Ve çatıştırma.
Cahillik; bilgisiz bırakma, şeffaf davranmama, ikiyüzlü davranma veya manipüle etme gibi farklı şekillerde olabilir.
Mahrum etme; açlık, kıtlık veya başka türlerdedir.
Korkuya yukarıda değinmiştik.
Çatıştırma; basit düzeyde birimler ve kişiler arasında anlaşmazlıklar oluşturma ve bunları çözerek/kullanarak insanları idare etme şeklidir. Bu tür yönetimin daha büyük planları, savaşlar çıkarma şeklinde gerçekleşmektedir.
***
Son olarak “adalet ve hakka dayalı yönetim tarzlarında menfaat ve otorite olamaz mı?” sorusuna cevap vermek istiyoruz. Bu üçünün aynı anda olması imkânsızdır diyemeyiz. Burada hangisinin baskın olduğu, yöntem ve amacı belirler. Yani menfaate dayalı yönetim şekillerinde de adalet olabilir ama bu her zaman olmaz ve menfaatle çeliştiğinde adalet feda edilir. Aynı şekilde adalete dayalı yönetim tarzlarında otorite olacaktır. Ama adalet, asla otoriteye tercih edilmeyecektir.