İnsanın ve insanlığın adı var

Abone Ol

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s. a. v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Irkçı Emperyalizmin icadı bugünkü yenidünya düzeni ve faizci kapitalist nizam, insan ve toplum için dünyayı yaşanmaz hale getirmiştir. Bunun sebebi bu zihniyetin insana bakışındaki sakatlıktır. Bunlara göre insan, üstün insandır. Üstün insan ise Beni İsrail olanlardır. Beni İsrail’den olmayan insanlar ise, üstün insan için köle olarak yaratılmış varlıklardır. Günümüzde insanlığın yaşadığı bütün zulümlerin temelinde bu inanış bulunmaktadır. Bu ırkçı inanış barışı değil, savaşı, diyalogu değil, çatışmayı esas alır. Ve bu ırkçı inanış; köle saydığı insanlar için, adaleti değil çifte standardı, eşitliği değil, üstünlüğü, işbirliğini değil sömürüyü, insan hakları hürriyet ve demokrasiyi değil, baskı ve tahakkümü esas alan bir köle düzenini reva görür. Bunun için insanlığa “ya kölem olmayı kabul edersin ya da ölürsün” dayatmasında bulunur. Siyonizm, bütün insanlığı sömürmek için faizi, çağdaş vergileri, tüketim ve israfı, inkârcı ve materyalist eğitimi bir silah olarak kullanır. Siyonizm, kendi dünyasını kurmak, öteki insanlardan oluşan toplumları ifsat etmek için çalışmayı ilahi bir görev sayar. İlk ifsat ettikleri coğrafya batı âlemi olmuştur. Siyonizm’in batıyı ifsat için kullandığı adam Martin Luther’dir. Bu adam batıyı Yahudileştiren zattır. Martin Luther’in Yahudiler hakkındaki şu beyanı anlamlıdır: “Yahudiler, dünyadaki en üstün kanı taşımaktadırlar. Kutsal Ruh, onların eliyle Kutsal Kitabı dünyaya yaymıştır. Onlar, Tanrı’nın çocuklarıdır, biz ise yabancılarız. Aslında, Kenanlı kadının hikâyesinde anlatıldığı gibi bizler, onlar (Yahudiler) karşısında sahiplerinin masasında düşen ekmek kırıntıları ile yetinen köpekler gibi olmalıyız.” Avrupa Birliği, Martin Luther tarafından Yahudileştirilen Avrupa topluluklarının oluşturduğu bir birliktir ve bu birliğin temel görevi Siyonizm’in ideallerine hizmet etmektir. AB, bu görevini kusursuz bir şekilde yapmaktadır. Türkiye’yi idare eden Milli Görüş dışındaki işbirlikçi partilerin Avrupa Birliği’ni bir medeniyet projesi olarak görmeleri, ülkemizi kurulmaya çalışılan Büyük İsrail’in bir parçası haline getirmek isteyen Siyonizm’e en büyük destektir. Düşünen insanlar kişileri sözleri ile değil ameli ile değerlendirir ve hangi siyasetin peşinden gideceğine ilim ve hikmetle karar verir.  

BİR HATIRLATMA

Erbakan Hocamızın da dediği gibi Milli Görüşçüler olarak biz, Siyonist emeller taşımayan, ülkemiz aleyhindeki faaliyetlere karışmayan, başkalarını ezmeyi ve sömürmeyi amaçlamayan, dürüst ve sade Yahudilere karşı hiçbir düşmanlığımız söz konusu değildir. Biz, temel insan haklarına saygı çerçevesinde, herkesle birlikte ve barış içersinde yaşamaya hazırız ve razıyız. Tarihimiz bu çerçevede birlikte yaşamanın örnekleriyle doludur. Biz Siyonizm’in; “Ya kölem olacaksın veya öleceksin” dayatmasına karşıyız. İsrail Oğulları da, İsmail Oğulları da, Ham’ın, Sam’ın, Yafes’in bütün soy ve sopları da Âdem (a.s)’in evlatları olarak insanlıkta kardeştirler. Emredilen, adalet esasları çerçevesinde barış içinde birlikte yaşayabilmektir. Bu birlikte yaşamanın hak ve adalet ölçüleri de sadece İslam’da mevcuttur. ALİ İMRAN 112: “Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ipine ve mümin insanların iktidarına sığınmadıkça kendilerine zillet damgası vurulmuştur. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın ayetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.” Bu ayette Allah Teâlâ, Yahudilerin bu zilletten kurtulmalarının iki şekilde olacağını haber verir. Ya Allah’ın ipine, yani İslam’a sarılır kurtulurlar. Veya Müslüman bir devletin himayesine girip kurtulurlar.

TARTIŞMALAR

İnsan için en acınacak durum, düşünmeden, aklını Kur’an ve Sünnet ile çalıştırmaksızın yaptığı tercihler ve değerlendirmelerdir. Hâlbuki Allah Teâlâ insana düşünerek karar vermesini ve kötü zandan kaçınmasını emreder. BAKARA 269: “Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.” 16 Nisan günü yapılacak referandum ile ilgi olarak yapılan tartışmalar, yapıldığı ortamlarda huzuru, ağız tadıyla muhabbet yapma imkânını ortadan kaldırıyor. Çokbilmiş ve fakat ağzından çıkan her sözün hesabının sorulacağı günü unutan kimi kimseler, arzu ettiği neticeyi almak için yoğun bir gayret gösteriyorlar. Ellerindeki tek silah, muhatabına ithamda bulunmak ve hakaret etmektir. Özellikle AK Partili fanatiklerin Saadet Partililere yönelik yaptığı ithamlar, Allah korkusundan uzak, insaf ve izandan yoksun, güzel ahlak kurallarını hiçe sayan bir ruh halinin yansımalarını taşımaktadır.

Adam, bir Saadet Partiliyi camide bir CHP’li ile yan yana namaz kılarken görse, hemen saldırıya geçiyor ve “siz bir CHP’li ile birlikte aynı safta, yan yana nasıl namaz kılarsınız, bu halinize çok üzülüyoruz çok” diyerek had bildirme görevini başarıyla yapıveriyor. Adama hangi makul izahı yaparsanız yapınız, ezberinden geri adım atmıyor. Bunun adına da özgürlük ve demokrasi diyorlar. Bu ülkeye yazık oluyor. Çünkü bilerek ve düşünerek hareket edilmiyor. Ancak bizim müşahede ettiğimiz sevindirici husus şudur ki, milletimiz her geçen gün bu fanatik adamları yanından uzaklaştırıyor ve makul görüşün sesine daha fazla ilgi duyuyor.  

BİZ 

Biz Allah Teâlâ’nın yüceliğinden dolayı yarattığı insanız. Eşrefi mahlûkatız ve Allah’ın emir ve yasaklarına uyan bir kul olmak için yaratılmışız. İmtihandayız. İNSAN 2-3: “Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona yolu (İslam’ı) gösterdik. İster şükreden olsun ister nankör.” Şükreden bir kul olmak, ancak iman ve cihad ile mümkündür. Selam hidayete tabi olanlara…