Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki, insanın olduğu yerde çeşitli anlaşmazlıklar, düşünce ve algı farkları olabilir. Yapılması gereken bu çatışmaları uzlaşmaya çevirebilmek ve farklılıklarla başa çıkmayı öğrenmek olmalıdır.
ÇATIŞMA NEDENLERİ
Eşlerden birinin diğerini değiştirmek istemesi
Eşlerin ilgilerinin dağılması ve aileye vakit ayıramamaları
Eşlerin birbirlerini anlayamamaları
Aile içinde şahısların rollerini aksatmaları
Aile içinde kopukluğun olması ve eşlerin birbirlerini dinlememeleri
Aile bireylerinin birbirlerine vakit ayıramamaları ve destek vermemeleri
Kadının ya da erkeğin işinden arta kalan vaktini televizyon ya da internet başında geçirmesi
Eşlerin birbirlerinin haklılığını kabul etmemeleri
Yaşanan çatışmalarda eşlerin birbirlerinin kişiliğini hedef almaları ve rencide edici ifadeler kullanmaları
Problemi çözerken katı bir tutum içinde olmaları
İLETİŞİM HATALARINI ORTADAN KALDIRMAK
Ailede sağlıklı bir iletişim sağlayabilmek için, önce iletişimin önünü tıkayan engelleri kaldırmak gerekir. Bunun için kadına da erkeğe bazı sorumluluklar düşüyor:
İlişkilerinizde empati yapmaya ve karşı tarafın duygularını anlamaya çalışın.
Eşinizi eleştirmek yerine rahatsız olduğunuz durumu ortaya koyun ve kendinizi açın
Beklentilerinizi açık bir dille ifade edin
Yaşadığınız sorun ne olursa olsun eşinizin kişiliğini hedef almayın davranışın yanlışlığına vurgu yapın
Eşinizle konuşurken ben dili kullanın
Düşüncelerinizi ifade edin fakat aynı şekilde farklılıklara da saygı gösterin
Soruna değil çözüme odaklanın
Ailenizle birlikte vakit geçirmeye ve sohbet ortamı oluşturmaya çalışın
Değiştiremeyeceğiniz durumlarda kendinize yüklenmeyin, güçlü olmaya çalışın
Aile içinde yaşanan sorunları eşinizle birlikte çözmeye çalışın ve mümkün olduğunca dışarıya taşımayın
Aile ilişkilerinizde saygı ve sevgiyi dikkate alın
Eşinizle ilişkilerinizde kul hakkının her şeyden daha önemli olduğunu unutmayın
Keşke demenin faydası yok
Hayatta pek çok pişmanlıklarımız vardır. Hatalarımız yaptıklarımız ya da yapamadıklarımız keşkelerle ifade edilir ve kişi arkasına baktığında büyük bir burukluk yaşar. Oysa keşkelerin bir şeye faydası yoktur, geçmiş geçmişte kalmıştır ve insan artık önüne bakmalıdır. Keşke hem kişiyi yorar hem de ruh sağlığını olumsuz yönde etkiler. Evliliklerle ilgili yaşanan sorunlarda eşler, çözüme odaklanmak yerine keşkelerin peşine takılıyorlar. Keşke evlenmeseydim, keşke tanışmasaydım hezeyanları devam edip gidiyor. Oysa insan keşke demek yerine "yaşadığım sorunları ortadan kaldırabilirim ve daha mutlu huzurlu bir ortam oluşturabilirim" diye düşünebilse arkasına dönmek yerine önünü görme şansını bulacak. Ama nedense keşkelere takılıp gidiyor.
"Birbirimize saygımız kalmadı" söylemi
Aile içinde yaşanan sorunların üstesinden gelemeyen ve yenilgiye uğrayan eşlerin ilk cümlesi, " birbirimize sevgimiz saygımız kalmadı" sözleri oluyor. Gerek kadın olsun gerek erkek içinolsun ,sevgi ve saygının bittiği bir evliliği sürdürmek kolay değildir. Byle durumlarda yapılacak tek şey sevgiyi aile ilişkilerine yeniden taşımaktır.
Bu durumda, eşlerin sevgilerini bitiren hataları tespit edip ortadan kaldırmaları gerekir. Aksi taktirde yaşanan sorunlardan bütün aile etkilenecektir.
Yalnızlık kaçınılmaz olur
İnsan yalnız yaşamaya müsait değildir. Ancak bazı durumlarda yalnızlık kaçınılmaz olabilir. İşte o zaman insanın kendine yabancılaşır, insanlar arasında dahi yalnızlık çeker, her şeyin anlamını kaybettiğini sanır ve kaybedilen bir şeyler vardır kişi bunu aramaya koyulur. Özellikle depresyon durumlarında kişi ilişki kurduğu nesnelerden uzaklaşarak bu yabancılaşmayı maksimum düzeyde yaşar.
Günümüzde insanlar yalnızlıktan kurtulmak için, arkadaş gruplarına, sosyal alana yöneliyorlar. Aynı hedefe yönelmek insanları geçici olarak sakinleştirebilir. Ama kişi yaratıcısını tanımadığı ve ona hakkıyla iman etmediği sürece bu sorununa kalıcı bir çözüm getirmesi mümkün değildir. Zira yakınında hissettiği bütün varlıklar onu bir süre sonra terk etmektedir.
Yalnızlığın sebebi dışarıda olsa da tezahürleri içeride olup bitiyor. Bu nedenle kişi önce iç dünyasında kalıcı bir huzur sağlamaya ve burada manevi olarak güç kazanmaya gayret etmelidir. Her şeyden önce şunu da untamamalıdır ki, Allah var yalnızlık yok, Allah‘a inanan ve ona tevekkül eden kişi ne yalnzılıktan ne de çaresizlikten söz edebilir. Çünkü gücü kainatı kuşatan bir varlığın huzurunda olduğunu bilmekte ve onun rızasına uygun yaşamaktadır.
Kışın enerji ihtiyacı artıyor
Pekmez, pestil ve cevizli sucuğun iyi enerji kaynağı olduğunu belirten uzmanlar, özellikle enerjiye ihtiyacın arttığı kış aylarında bu besinlerin yeterli miktarda tüketilmesini öneriyor.
Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Öner, genç yaşta dengesiz beslenmenin ilerleyen yaşlarda şişmanlık, diyabet, kalp- damar hastalıkları, hipertansiyon ve kanser gibi hastalıkların oluşma riskini artırdığını ifade etti. Özellikle kış günlerinde ara öğünlerde pekmez, pestil ve cevizli sucuk gibi doğal, besleyici değeri yüksek geleneksel ürünlerin tüketilmesinin çok yararlı olacağını belirten Öner, şöyle konuştu: ‘‘Pekmez, pestil ve cevizli sucuk enerji kaynağıdır, kansızlık, halsizlik, zayıflık ve ishale iyi gelir. Pekmez, pestil, ceviz ya da fıstıktan yapılan muska, üzüm şırası, cevizli sucuk, üzüm şırası ve bulgurdan yapılan tarhana vazgeçilmez enerji kaynağıdır. Bu ürünler yüksek oranda ve sindirim gerektirmeyen şeker içermesi ve hızla kana geçmesi nedeniyle enerji kaynağıdır. Hızlı enerji sağlaması bu ürünleri yoğun aktivite içinde olan sporcular, gençler ve ağır işçiler için ideal enerji kaynağı konumuna getirmektedir. Ayrıca demir, kalsiyum, fosfor, potasyum, magnezyum ve lif içeriği açısından zengin oldukları için bu gıdalar kansızlığın giderilmesi ve tansiyonun düzenlemesinde etkilidir.‘‘