İnsanın Kendini Sevmesi

Abone Ol

Bilinen bir kuraldır; kendini sevmeden bir kişi insanları

hiç sevemez. Zira sevginin üretildiği ve geçiş yaptığı merkez gönüldür. Gönül

kabında sevgiden zerre miktarı yoksa insanlara neyi vereceğiz

İnsanın kendini sevmemesi güven eksikliği olarak

tanımlanır. Bunun tersi olan özgüven ise kişinin bir insan olarak kendini

sevmesi ve kabul etmesidir. Bu sürecin başlangıcı çocukluk dönemine kadar

dayanır. Anne babanın hatalarını yüzünü vurup her fırsatta aşağıladığı

çocuklar, sevilmeye değer biri değilim düşüncesine sahip olabiliyorlar.

Çocuğun benliğinde yer edinen bu düşünce ileriki yıllarda yoğun değersizlik

duygusuna ve güvensizliğe neden olacaktır.

Benlik değeri düşük kişinin en büyük savaşı

kendisiyledir. Çevreyle ilişkilerinde daima kendini suçlar ve sevilmeye layık

biri olmadığına inanır. Bu insanlara sahip oldukları güzellikleri göstermek

için çaba sarf edersiniz fakat görmemek için direniler. Çünkü çevre

odaklıdırlar, insanların kendileri hakkında ne düşündüğüne ne hissettiğine

odaklanır ve hak ettikleri değerin farkına varamazlar.

Çocukluk döneminde şiddete maruz kalmış, aşağılanmış ve

söz hakkı tanınmamış bir tanıdığım vardı. Misafirliğe gittiğinde kapının

girişinde kendine bir yer edinir ve iki büklüm kıvrılır ve otururdu. Ev

sahibinin ikna çabalarına rağmen sizi rahatsız etmeyeyim der ve orada

kalırdı. Ev sahibi misafirlerine ikram edeceği yiyecekleri hazırlarken bu

tabaklara gerek yok bana küçük bir kaba koysanız da olur der ve sürekli ev

sahibine yük olduğunu dile getirirdi. Çünkü çocukluk döneminde anne tarafından

sofradan atılmış, aç bırakılmış, yatağından atılmış soğuk odaya kapatılmıştı. O

zamanlar kendisinin diğer kardeşlerinden daha değersiz olduğuna inanmış ve

bütün kapıları kapatmıştı. Artık erişkin bir bayandı fakat kendisinin

insanlarla aynı ortamda oturmaya, aynı şeyleri yemeye ve aynı değere sahip

olmaya layık bulmuyordu. Bu konuda onu ne kadar ikna etmeye çalışsak da

başarılı olamıyorduk. Çocukluk döneminde yaşadıklarımızın erişkinliğe uzanan

bir kolu vardır. Ancak değişime açık olur ve bunun için çaba gösterirsek

düştüğümüz çukurdan çıkar ve yolumuza devam edebiliriz. Özgüveni düşük kişiler

bu değişime karar vermeli ve kararlarında istikrarlı olmalıdırlar. Zira kendini

sevmeyen bir insanın ne çocuklarını ne de çevresindeki insanları sevmesi mümkün

değildir.

Şayet kişi kendini sevmeyi öğrenmişse komşusunu da

sever. Kural şudur: Komşunu severken kendini seveceksin. Ve ona değer verirken

aslında kendine değer verdiğini bileceksin (Spinoza)