İnsan insanı özler. İnsanın özleyeceği dostları olmalı mesela.
Göresinin geleceği sevdikleri. Benim özlediğim insanlar bir hayli çok.
Özlediğim/özleyeceğim insanların çok olmasına şükrediyorum. Özlem
deyince romantik bir hava meydana geliyor. Romantizm konusuna detaylı
girmeyeceğim ama romantiklik ikiye ayrılır. Birincisi toplum hafızasına
yerleşmiş ayakları pek yere değmeyen arabesk tadındaki romantiklik.
Aslında bu da ikiye ayrılır ama önce genel ayrımı netleştirelim.
İkincisi ise gerçekçi romantikliktir. İnsanı özlemek bu ikincisine
giriyor. Toplumdaki, ayakları pek yere değmeyen yerleşik romantiklik
ikiye ayrılır dedik; arabesk tadında olanı yeniyetme gençlerimizde
görürüz. Bir de romantikliğin toplum hafızasına kazınmamacasına
yerleşmiş olanı vardır. Bu ise genelde yetişkin diyebileceğimiz insanlar
da olur. Örneğin bir parti liderini, hiç karşılığı yokken sevmek bu tür
romantizmdir. Ayakları yere değmez fakat bu tür sevmenin karşılığı
olmadığı için halisanedir. Bu sadece parti liderini sevmeye yönelik
değil elbette hiç tanımadığımız bir insanı sevmek de bu türdendir. Fakat
bu romantizmin içinde özlemek olmaz. Çünkü özlem tanıdığımız,
sevdiğimiz ve gönülden bağlandığımız insanlara has bir duygu. İnsanı
özlemek derken gerçek (ayakları yere değen) romantizmden bahsediyorum.
İnsanı özlemek özlediğin insanla beraber bir dolu yaşanmışlığı da
beraberinde getirir. Güzel günler geçirilmiştir. Sıkıntılı günler
paylaşılarak sıkıntı azaltılmıştır. Aynı yola beraber çıkılmış aynı
durakta beraber inilmiştir. Aynı ufka farklı simetrik noktalardan aynı
inançla bakılmıştır. Aynı idealler farklı ruhlarda özgün bireşimler
meydana getirmiştir. Birbirlerinin esprilerine gülmüş hatta ne, nasıl ve
hangi espriyi nerde, ne zaman ve nasıl yapacağı öğrenilmiştir. Özleyen
insanlar arasında espri ortaklığı diyebileceğimiz çok güçlü ve kimsenin
bozamayacağı bir ortaklık vardır. Başka yerde yapılsa belki hiç kimse
gülmeyi bırakın gülümsemez bile ama özleyen insanlar arasında kahkahaya
sebep olur. Ne, nasıl, hangi espriyi nerde, ne zaman ve nasıl yapacağı
derken bir monotonluktan bahsetmiyorum bir anlamaktan bahsediyorum.
Ancak birbirini anlayan insanlar espri yapar ve ancak birbirini anlayan
insanlar yapılan espriye güler. Espri ortaklığı karşımızdaki insanın iyi
niyetiyle inşa edilir. İyi niyet olmazsa orada espri ortaklığından da
bahsedemeyiz. Espri ortaklığı aynı zamanda iki insanın birbirini
sevdiğini ve saydığını hem gösterir ve hem de kanıtlar.
İnsan aynı ufka baktığı insanları özler. Aynı balkondan aynı denizi
izlediği, aynı radyodan aynı türküyü dinlediği, aynı çaydanlıktan aynı
çayı içtiği insanı özler. Bir kış gününde porselen çaydanlıktan aynı
ıhlamuru içerken aynı şairin şiirini okuduğu insanı özler. Aynı sofraya
oturduğu aynı tabağı kaşıkladığı insanı özler.
İnsan belli bir seviyedeki insanı özler. Çıtanın altına düşmemiş
insanı özler. İnsan kalbi kırılsa bile kalbinin derinindeki aynı sevgiye
inanmış ifadesi güç zenginliği tamamen kurutmamış olanı özler. Aynı
anlamın farklı uçlarının getirdiği kopmaz düğüm koparılıncaya kadar
uğraşılmamışsa insan insanı özler. Fakat bu derindeki uç koparılmışsa
her şey bitmiştir. İnsana ait ne varsa kürelenmiştir. İnsana ait insani
yaşanmışlık kalmamıştır. İnsani yaşanmışlığı bitiren insanlar özlenmeyen
insanlardır. Kötü anlamda her ne yaşanırsa yaşansın insani yaşanmışlık
bitirilmemişse sevgi ve özlem devam eder. Ama insani yaşanmışlık
bitirilmişse her iki taraf şah olsa bir şey değişmez/değiştirilemez.
Birbirine kırgın iki insan kalplerinin derinindeki uçu koparmamışsa
bir müddet sonra birbirini özler. Ama o derindeki uç hiç oluşmamış ya
da tamamen koparılmışsa artık bitmiştir. Bazı insanlar bazı zamanlarla
kavga ederler; birbirine her şeyi derler. Ama bu her şeyin içinde
kalpteki o derin uç zedelenmemişse bir müddet sonra birbirini özlemeye
başlarlar. Fakat o uç zedelenmiş hatta ezilip koparılmış atılmışsa
mümkünü yok bir daha bırakın sevmeyi ve özlemeyi, nefret bile etmezler.
Hatta uzaklık bile duymazlar. Çünkü o insan orada artık bitmiştir. Böyle
bitişler başta aradaki iyi niyeti bitirir sora da buna bağlı olarak
espri ortaklığını siler atar. Artık karşıdaki düşman değerinde bile
değildir. Çünkü düşman bile bir yerde değerlidir.
Özlemek aynı sofranın başına oturmaktır. Bir heyhey zılgıt vardır.
Bir çilingir havası kaplar insanı başka bir insanı özlerken. Gürül gürül
bir sevgi vardır, insanlık sevgisi... Bir hesapsızlık var özlemekte,
çıkarın çsi bile yoktur. Hiçbir maddi güçle ölçülemez özlemek. Hatta
hiçbir değer yargısıyla da ölçülemez. Çünkü değerleri bize ters olan ama
aramızda bir insani yaşanmışlık bulunan insanları özleriz.
Özlemek bu dünyanın yabancısı insanlara has bir vergidir. Özlemek bu
dünyanın kahrını çekmiş insanların özelliğidir. Acı çekmemiş insanların
özleyeceği bir kimsesi yoktur.
Evet, insanı özlemek insandan ötesini özlemektir.