Prof. Dr. Saim Yeprem, GDO‘lu gıda maddelerinin zararlı ve faydalı olduğu sonucuna varmak için önce siyaset ve ticaret endişelerinden kurtulmuş, objektif bilimsel bir veri tabanına ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem, kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu olan Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları (GDO) dini açıdan değerlendirerek, kullanma maksadı ve vardığı sonuca göre insana, tabiata, topluma zarar veriyorsa caiz olmadığını, ancak zarar vermiyor, gelişmesini sağlıyor ve arızalarını gideriyorsa İslam dinine göre mübah ve helal olduğunu söyledi. Prof. Yeprem, Türk Diyanet Vakfı‘nın çıkardığı derginin son sayısında Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar‘ı (GDO) dini açıdan değerlendirdi. GDO‘ların, topluma fayda ve zararları ile her şeyin yaratıcısı Allah‘ın yarattığı bir yapıyı değiştirme olarak mütalaa edilip edilemeyeceği açılarından değerlendirilebileceğini söyleyen Yeprem, ancak bugün konunun bilimsel yönünden ziyade, politik ve ticari yönünün ön plana çıktığını hatırlattı.
İnsanların geniş perspektiften bakıldığı zaman tabiatı sürekli değiştirdiğini vurgulayan Yeprem, "Sakallarımızı traş ediyoruz, erkek çocukları sünnet ediyoruz, hastalarımızı tedavi ediyoruz. Biz hep tabiatı değiştirmekle mücadele ediyoruz" diye konuştu. Bir olaya yaratılışı değiştirme olduğu için haram demenin mümkün olmadığını söyleyen Yeprem, "O değişikliğin niçin yapıldığı önemli. Maksat bir meşru ise bu serbesttir, hatta sevaptır" dedi.
Caiz olmadığı yer
Dinin beş temel maksadı arasında; canı, aklı, malı, dini ve nesli muhafaza olduğunu söyleyen Yeprem, "Değişiklik, bu beş şeyi ihlal ediyorsa, buna cevaz vermek mümkün değildir. Maksat bu olmamakla birlikte, sonuç bunlardan birini tahribe yönelikse, o zaman yine cevaz vermek mümkün değildir" diye konuştu. GDO‘ları fayda ve zararları açısından değerlendirmek için eldeki veriler ışığında bir değerlendirme yapmak gerektiğini söyleyen Yeprem, buna Afrika‘dan bir örnek verdi. Afrika‘da içinde A vitamini olmayan sarı pirinç tüketen insanlarda katarakt hastalığı geliştiğini, ancak bu sarı pirincin genetiğine müdahale edilerek, sarı pirince beyaz pirinçteki A vitaminin eklendiğini hatırlatan Yeprem, "Böylece A vitaminli sarı pirinç ile beslenen Afrikalılar göz hastalığından kurtarılmış" dedi.
Fayda-zarar değerlendirmesi
Bu nedenle GDO‘lu gıda maddelerinin zararlı ve faydalı olduğu sonucuna varmak için önce siyaset ve ticaret endişelerinden kurtulmuş, objektif bilimsel bir veri tabanına ihtiyaç bulunduğunu söyleyen Yeprem, "Çünkü olayın tamamen askeri maksatlarla, tamamen müstemlekeci maksatlarla yürütülmesini sağlayan çevrelerin de olduğunu biliyoruz. Mesela, dünyada belirli tröstlerin elinde bazı şeyleri tutmak için, dünyanın her tarafından tabi olarak elde edilen ürünlere alternatif olarak, daha güzel, daha renkli ve kısırlaştırılmamış tohumlar, hayvanlar, damızlıklar üretmek üzere geliştiriyorlar. O zaman bir süre sonra sizin memleketinizdeki tabi şeyler gelişmez hale geliyor, devamlı surette o gelişmişleri üretenlere mahkum olmuşsunuz bu sefer" diye konuştu.
GDO değil, amacı önemli
Prof. Dr. Saim Yeprem, GDO‘ların mutlak anlamda faydası veya zararı diye tartışmanın konusu olamayacağını belirterek, "Burada GDO olması değil, önemli olan GDO‘nun ne maksatla kullanıldığıdır" diye konuştu. Yeprem, "Şimdi atomun keşfedilmesi faydalı mıdır zararlı mıdır? Bunun tartışmasına benzer bu. Eğer siz atomu bomba yapmakta kullanırsanız, insanlığı tahrip için kullanılır. Ama atom teknolojisini hastalıkların tedavi için kullanırsanız, insanlığın hayrı için kullanmış olursunuz. GDO, nötr bir kavramdır. Kullanma maksadına göre ve vardığı sonuç, insana, tabiata, topluma zarar veriyorsa, İslam dini buna cevaz vermez. Kullanım maksadı ve vardığı sonuç ferde, topluma ve tabiata zarar vermiyor, onun gelişmesini sağlıyor, arızalarını gideriyorsa, o zaman İslam dinine göre mübah ve helaldir" diye konuştu.