Ahlâki kurallar/hükümlerle de insan hem terbiye edilmiş, hem de hakları korunmuştur. İslâm’da inançlarla, ahlâk ve hukuk tam bir uyum içinde bütündür. Çelişki yok. Birbirlerini besler, destekler, korur.
Hucurat Suresi’yle; gıybet, alay etmek, kötü lakaplarla çağırmak, suizan, gizli kusurları araştırmak, üstünlük iddiasında bulunmak gibi kötü hasletler yasaklanmıştır.
Hümeze Suresi’nde arkadan çekiştirmek, alay etmek yasaklanmıştır.
Felak Suresi’nde haset hastalığı haram kılınmış.
İyiliklere karşı iyilik, kötülüklere karşı da iyilik emir ve tavsiye edilmiş; zarar vermek de, zarara, zarar da yok ilkesi benimsenmiş... İnsan çok değerli.
Hayat, inanç, akıl, iffet, şeref vb. değerler ceza hukukuyla korunmuştur.
“Bir insanı öldürmek, tüm insanları öldürmek gibi...” sayılmış, kul hakları ilahi aftan istisna edilmiştir. Zekât, infak, nafaka emredilmiştir.
İttika (takva) özetle Allah-u Teâlâ’nın emir ve yasaklarına saygılı olmayı (riayeti), emirlerini edayı, yasaklarından kaçınmayı gerektiriyor. İnsanın gerçek değerini ancak muttakiler bilir.
Kur’an da insan için; insana indirildi. Allah Teâlâ’ya saygı, aynı zamanda O’nun (C.C.) başta insan olmak üzere tüm yarattıklarına, bitki, hayvan, tüm eşyaya saygılı olmayı, haklarına riayeti gerektirir.
Mahlûkata, haklarına saygı, zımnen Rahman’a (C.C.) saygıdır. Biz, eşyanın, insanların hukukuna riayet ettiğimizde, Rabbimizin hukukuna riayet/itaat etmiş oluyoruz.
Beytullah’a saygı da, “kara taşa” değil, Rahman’ın (C.C.) emrine/sözüne değil mi? “İnsanlara yararlı olmak, hizmet etmek” nasıl ki, insana saygılı olmanın gereği; aynı zamanda bunu emreden Rabbimize saygının da gereği...
Yeryüzündeki hak-batıl mücadelesi; gerçekte çok küçük sayıda “evet, işittik, itaat ettik” sözlerinde duranlarla, yine azınlık sayıdaki “işittik, isyan ettik” diyerek sözlerinden dönen azgınlar arasındadır. Birinciler; ıslahata/adalete çabalayan “salih ve muslih” olan, hayırda yarışarak, batılı/zulmü önlemeye çalışanlarlardır. İnsanların en üstünleri bu sınıftakilerdir. İkinci gruptakiler de hem şerde/ifsadda/zulümde öncü olanlar, adaleti önlemeye, zulmü/batılı ikameye/sürdürmeye çalışanlardır. Bu iki sınıftan hangisi daha çok çalışırsa, çoğunluk insanlar o yöne yönlendirilmiş olurlar. Toplumların, hak ettiği yönetime (adalet-zulüm) yönelmeleri de adaletin gereğidir.
Zamanımızda batıl/küfür tek bir millet olarak, Siyonizm’le temsil edilmektedir. Onlar, “lanetlenmişler”, bozguna koşanlar, Allah’ın yarattığı fıtratı/tabiatı dönüştürmeye çalışan, sermayeyi, medyayı, siyaseti, tüm uluslararası kurum ve kuruluşları, devletleri legal ve illegal örgütleri kuran, kurduran ve yönlendirebilen “Siyonist”lerdir.
Bu grup, iblisi tanrı edinen “insan şeytanları”nın öncüleridir. Rahman, İslâm ile neleri emretmişse, onlar yasaklamış; neleri yasaklamışsa onları emretmiş, böylece zulmün ikamesini sağlayabilmişlerdir. Bunlar “hizbüşşeytan”dandır. “Hizbullah” ile savaşmaktadırlar. Allah, adalet, tevhit yolunda mücadele edenler; “Hizbullah”tır. İblis (şeytan) ve avenesinin insana düşmanlığı bilinmektedir. Bu düşmanlık hem Rahman’a, hem de genelde insana, özelde de Müslümanlaradır. Ve müminlere emir var: “Siz de onlarla savaşın.” Rahman’la savaş, O’nun (C.C.) hükümleriyle savaştır. Adaletin ikamesi savaşı da en üstün ibadettir (cihat). Cihadı terkle, zilleti yaşamaktayız.
“Hakkı, sabrı tavsiye edenler...” (Asr), “Hayra çağıran, iyilikleri emredip, kötülükleri men edenler” (Al-i İmran/104), “Dini ikameye çalışanlar...” (Şûra/13), “Merhameti tavsiye edenler” (Beled/17), “Hizbullah”tan; “Harsı/ekini/nesli ifsada çalışanlar” (Bakara/205), fıtratullahı bozmaya (Nisa/118-119), fitne ve fesada çalışanlar da “hizbüşşeytan”dandır.
Islah adı altında ifsadlar yapılıyor. İklim, bitki, hayvan, toprak, insan, çevre ifsad ediliyor... İnsan hakları kriterleri değiştiriliyor. Hak ölçüler yerine batılınkiler geçerli sayılıyor. Haramlar helal, hak ve özgürlüklerden sayılıyor.
Tağutlaşan insan (Bill Gates) her şeyi açıkça ifsad edebiliyor. İnsan bozulunca, eşyayı, iklimleri, her şeyin tabiatını, fıtratını bozuyor. Böylece adalet yerine zulüm çoğalıyor, egemen oluyor. İnsanların iyileri kötülere de iyilik yapanlar; kötüleri de, iyiliğe kötülükle karşılık verenler.
En yararlılar başta peygamberler olmak üzere hizmet yolunda olanlar olduğu gibi, en zararlılar/bozguncular da tağutlardır. “Firavun”lar, “Bel’am”lar, “Haman”lar, “Samiri”ler, “Karun”lardır. Mücadeleyi ise müttakiler/muslihler kazanacak... (Mücadele/son).
Rahman’dan, ahirette de “Rahim” ismiyle tecellisini sınırsız kereminden diliyoruz, vesselam.