Daha önceki senelerde Milli Gençlik Vakfı, son senelerde ise Anadolu Gençlik Derneği tarafından her yıl organize edilen İstanbul un Fethi kutlamalarının değişmez "şeref konuğu" Milli Görüş ün muhterem lideri Prof.Dr. Necmeddin Erbakan Hoca oluyordu. Çünkü o hayatını Türkiye, İslam alemi ve bütün insanlığın huzur ve barışına adamıştı. Altı milyar insanın huzur ve mutluluğunu arzuluyordu. Bu konuda kesin kararlı ve tavizsizdi. İstanbul un fethine büyük önem veriyor, gençlerimizin ulvi hedefler uğrunda koşması için bu muhteşem tarihin yaşatılmasını istiyordu. İstanbul un fethi kutlamalarında, ufku bütün insanlığı kuşatan böyle bir liderin "şeref konuğu" olmasından daha tabii ne olabilirdi.
Bu sene durum farklıydı. Program günü herkes onu sordu, gözler onu aradı ama çeşitli oyunlarla ev hapsine alınan Erbakan Hoca fetih kutlamalarına katılamadı. Onun için içler buruk, gözler nemli ve kalbler hüzünlüydü.
İstanbul un fethinin 555. yılı kutlamalarının Sakarya Şehir Stadı nda yapılması, daha sabah saatlerinden itibaren bu şehrimizi hareketlendirmişti. Yurdun çeşitli yerlerinden Sakarya ya akın eden fetih sevdalıları gün boyu kucaklaşıyor, hasret gideriyor ve tebrikleşiyorlardı. Kafile kafile şehre giren o fetih erlerinin yıkılmaz azim ve coşkuları görülmeye değerdi.
Asıl program, saat 17.00 den itibaren Şehir Stadı nda yapılıyordu. Bu kutlamalarda,Erbakan Hoca posterleri ve fetih sevdalılarının Erbakan Hoca ya bağlılık sözlerini içeren yazılar Stad a hakim durumdaydı. Yine, Stad a hakim bir yere yerleştirilen bir fotoğraf karesinde, Erbakan Hoca, fetih erlerini selamlıyor ve hemen yanında da şu beyit yer alıyordu: "İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah/Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah."
"Hocamıza sadakat şerefimizdir.", "Hoca ya uzanan eller kırılsın."vb. sözlerin yazıldığı bez afişler, Stad ın çeşitli yerlerine serpiştirilmişti. Milli Görüş ün muhterem lideri Stad da değildi ama ruh, mana ve fikirleriyle adeta oradaydı.
Anadolu Gençlik Derneği Genel Merkez kadroları, Sakarya AGD yetkilileri ve yurdun çeşitli yerlerinden gelen 2.000 den fazla genciyle Stad da görev almışlardı.Hepsi, içinde bulundukları hassas noktada, görevlerinin daha da ağırlaştığının farkındaydılar. Aldıkları görevi bir emanet olarak görüyorlar, görevlerini en güzel şekilde yerine getirmenin titizliğini gösteriyorlardı. Programdaki tertip.düzen ve disiplin imrenilecek güzellikteydi. Milli gençlik, sorumluluğunu kuşanmış olarak görevinin başındaydı.
Anadolu ya sinmiş mana muhafaza ediliyordu. Alparslanların, Osman Gazilerin, Fatihlerin ruh ve manası devam ettiriliyordu. Onların hatıraları yaşatılmalıydı. İnsanımız, bu kadar örselenmesine rağmen milli konularda şahlanıyordu. Anadolu ayaktaydı. Günümüzde onların değer ve anlayışlarını sürdürme mücadelesi veren Erbakan Hoca ya bağlılık da bunun şahidiydi.
Bir davayı yok etmek isteyenler, önce o davanın liderini yok etmek istiyorlardı. Başsız gövde düşünülemeyeceği gibi, lidersiz bir dava da düşünülemezdi. Milli Gençlik, oynanan oyunun ne olduğunu çok iyi biliyordu. Bu yüzden, "Lidere sahip çıkmak, davaya sahip çıkmaktır, liderin gündemi bizim gündemimizdir." anlayışıyla hareket ediyordu. Rahmetli Adnan Demirtürk, "Tılsımı bozmayın!.." vasiyetini yapmıştı. Milli Gençlik bu vasiyeti unutmuyor; değer, ilke ve fikirlerinden taviz vermiyordu. Kurallar işlemez, taşlar yerinden oynarsa kurumsal yapının büyük darbe alacağının şuurundaydılar. Milli Görüş Lideri, onları bu şuurla yetiştirmişti. Onlar da tuttuğu eli bırakmıyor, sadakatlerini sürdürüyor, tılsımı bozmuyorlardı.
Programda bir konuşma yapan Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı İlyas Töngüç, "Mayıs ayı içinde 554 fetih etkinliği yaptıklarını, Fethin 555. yılında, bugünkü 555. etkinlikle fetih kutlamalarını taçlandırdıklarını" anlatıyor ve konuşmasını şöyle tamamlıyordu: "Fethin asıl sahibi olarak Erbakan Hocamız ilk defa programımıza katılamamıştır. Bütün kadrolarımız olarak, ölünceye kadar Erbakan Hocamıza olan bağlılığımızı devam ettireceğiz."
"Başbakan Kutan, Mücahit Erbakan" sloganları eşliğinde kürsüye gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan da "İstanbul un fethinin Peygamberimizin (s.a.v) müjdesiyle kutsallık kazandığını" anlatarak şunları söyledi: "Rumelhisarı nın 11 ayda tamamlanması, Osmanlı nın o günkü gücünü ortaya koymaktadır. Bu başarılar hem manevi, hem de maddi üstünlükle sağlanmıştır. Şanlı atalarımız senelerce at sırtından inmediler. Yeniden Büyük Türkiye yi de bu anlayış ve azimle kuracağız. Milli Görüş, Fatih in kalbindeki görüştür. Bugün de Haçlı Seferleri durmuş değildir. İngiltere eski başbakanı Teacher in 1991 Nato toplantısında ve Bush un İkiz Kuleler in vurulması üzerine söyledikleri bunun örneğidir. Böyle bir dönemde, bu muhteşem organizasyonu yapan AGD Başkanı ve diğer yöneticilerini tebrik ediyorum."
İslam ülkelerinden gelen temsilcilerin hepsi, Erbakan Hoca ya yapılan uygulamadan duydukları üzüntüyü dile getirdiler. Eski başbakanlardan, Malezya İslam Partisi temsilcisi Abdülhadi Awaq "Sizin üzüntü ve gözyaşlarınıza katılıyorum. Şunu bilin ki, Prof. Dr. Necmettin Erbakan yalnız sizin lideriniz değil, bizim de liderimizdir. Asrımızın Fatihi, Erbakan Hoca dır."diyerek, İslam aleminin bu üzüntüyü paylaştığı görüşüne yer verdi.
Mehterin muhteşem görüntüsü, programa katılanları fetih günlerine götürdü. Fatih in temsili olarak atını denize sürmesi, kadırgaların çekilişi, fethin canlandırılması ve bir sabah namazı sonrası verilen son hücum emrinden sonra surlara bayrağımızın dikilişi o kadar muazzam canlandırıldı ki Lazer gösterileriyle oluşan ışık cümbüşü, coşkuyu doruk noktaya ulaştırdı. Fatih, lazer gösterileri arasında şehrin anahtarını Erbakan Hoca yı temsilen Recai Kutan a verdi.
Anadolu Gençlik Derneği, Sakarya da halkımıza dolu dolu muhteşem bir fetih programı yaşattı. Tüm emeği geçenlere, anlamlı tezahüratlarıyla büyük coşku oluşturan ortaöğretim ve üniversite gençliğine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Herbirinin üzerlerine aldıkları emanetin hakkını vermek için gayret ettiklerine şahit olduk.