İstanbul un Avrupa yakasında bir ara apartman tepesinde
oturmuştum. Sabah kalktığımda hemen perdeyi açar, bu yarı tutsak evden
özgürlüğe dair ne görebilirim telaşına düşerdim. Karşımda yine apartmanlar, gri
duvarlar ve alışveriş yerleri vardı. Tek sığınağım bu curcuna arasında nasılsa
boş kalmış küçük bir arsa idi ama burada da tek ağaç, tek yeşil, tek çiçek
yoktu buna rağmen binaların gri suratlarından beni koruyan bu çamurlu toprakla
avunurdum. Tabii hakkını yememek gerek bir apartmanın sahibi, belki de o
griliğe savaş açmıştı ki; apartmanını baştan ayağa açık yeşil küçük mozaik
taşlarla kaplatmış daha koyu zümrüt renkli taşlarla da evin gövdesine besmeleyi
nakşetmişti, benim görüş alanımda olmasa da bu eve uzanır boynum ağrıyarak
ulaşmaya uğraşır ve yeşil gövdesinde bir ağaç serinliği ve huzur bulmaya
çalışırdım.
Bu konuyla ilgili bir haber dikkatimi çekiyor:
Şişmanlamamızın sebebi belli oldu: Binalar
Çağımızın hastalıklarına bir yenisi daha eklendi. Beton
binaların ve stresin sebep olduğu üzüntülü ve acılı hissetmemize sebep olan
hastalığın adı Sostalji. Doğadaki yeşil alanların yok olup, yerini betonlara
bırakmasının neden olduğu bir çeşit acı ve üzüntü hali.
Heidi Sendromu olarak da bilinen Sostalji, doğadaki
yeşillerin yok olup yerine yeni binaların, alışveriş merkezlerinin,
otoparkların inşa edilmesiyle insanda oluşan acı ve üzüntü halidir.
Sostalji insanın sevdiği ve yaşadığı ortamın tehdit
altında olmasıyla ortaya çıkar. Günümüzde aşırı kentleşmeyle insanlarda oluşan
sostalji hali artıyor.
Bilimsel çalışmalar sonucunda doğanın beden sağlığı ve
ruh sağlığı için çok önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Bir araştırma sonucuna
göre, doğayla iç içe yaşayan çocukların beden kitle endeksleri diğerlerine
oranla daha düşüktür.
Stres yaratacak durumları önceden bilip kabullenmek, spor
yapmak, sağlıklı beslenmek, hobi edinmek ya da stres karşısında mizah yapmak
gibi bazı alışkanlıklar stresle başa çıkabilmenize yardımcı olur.
Japonya da yapılan bir araştırmaya göreyse, doğaya yakın
mekânlarda oturan insanların kanındaki stres hormonu kortizolün yoğunluğu
diğerlerine göre yüzde 13,4 daha az.
Kortizol hormonunun şişmanlamakta oynadığı rolü göz
önünde bulundurduğumuzda doğadan uzak yaşamanın da bir şişmanlama faktörü
olduğunu düşünebiliriz. Yani doğa şişmanlamaya karşı koruyucu etki gösterir.
Doğada yapılan antrenman ya da koşular doğal öldürücü hücrelerimizin
aktivitelerini yükselterek bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve bu da bizi
strese karşı daha dayanıklı hale getirir.
Zaten modernizmin, konforlu kentlerin bize ettiğinin
farkında idik, bu haberle, bilimsel olarak da ispatlandı ki; insanlar
kurdukları modern kentlerde, lüks konutlarda aslında biraz da hastalıklarına
davetiye çıkarmakta; sağlığını, mutluluk ve huzurunu kaybetmekte.
Havalanan uçaktan aşağıya baktığımızda içler acısı
halimize zaten karalar bağlamakta idik. Tonlarca beton, demir, çelik arasında
sanki milimetrelik alanlara sıkışmıştı yeşil alanlar, ormanlar, ağaçlar.
İnsanlığın kendi eli ile kafasına kurşun sıkması bu olsa gerek.