İnsan ve ölüm

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Doğmamız, yaşamamız, ölmemiz; yaratan, yaşatan, yöneten Allah’ın elindedir. Ölüm, Allah’ın varlığının en önemli delillerindendir ve O’nun bir düzenidir. ALİ İMRAN 145: “Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini (iktidar ve imkânlarını)  isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını (saadetini) isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.” İnsan ölmek için yaşar, tercih ettiği itikada, ahlaka, ilme, iktisat ve hukuk düzenine göre ya cehennem için ölür, ya da cennet için ölür. Allah insanlardan Müslüman olarak ölmelerini istemektedir. ALİ İMRAN 102: Ey iman edenler! Allah’a (emirlerine ve yasaklarına) karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün.” Bir kimsenin cennete girmek için Müslüman olarak ölmesi gerekir. Bir insanın Müslüman olarak ölmesi ise, Kur’an ve Sünnet ile bildirilmiş ilahi hükümlere teslim olmasıyla mümkündür. Bu teslimiyet sıradan ve sözlerden ibaret bir şey olmamalıdır. Gerçek teslimiyet icraatlara yansıyan teslimiyettir. Teslimiyetin göstergesi faizci kapitalist bir nizamı yürütmek değil, ilahi iradeye uygun Adil Bir Düzeni yeniden inşa edip yürütmenin davasını gütmektir. Müslüman olarak ölmek; hayatı iman ve cihad olarak görüp Allah yolunda mal ve can fedakârlığına dayanan bir mücadele ile mümkün olur. BAKARA 154-156: “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Andolsun ki sizi, biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek (kıtlıkla) bu dünya hayatında imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Şüphesiz biz (her şeyimizle) Allah’tan gedik ve şüphesiz O’na döneceğiz derler.” Bütün mesele insanın inanması, İslam’a teslim olması, İslam’ca düşünmesi, yaşaması ve ölmesi meselesidir. ENAM 162-163: “De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben Müslümanların ilkiyim.” Bu ayet meali ise, insanın dünya hayatının İslam için tasarlanmış bir imtihan hayatı olduğunu açıklamaktadır. Çünkü Allah’ın rızası ile İslam arasında sağlam bir münasebet vardır. İnsan bu münasebeti iman ve cihad ile kurar.

ÖLÜMÜ HATIRLAMAK

Ölümü daima hatırda tutmak ölüm sonrası hayata hazırlık için gerekli bir şeydir. Peygamberimiz buyuruyor: «Lezzetleri yok eden ölümü çok anın.» (Tirmizi) “Ölümü ve öldükten sonra kemiklerin ve cesedin çürümesini hatırlayın. Ahiret hayatını isteyen dünya hayatının süsünü terk eder.” (Tirmizi) “Ani ölüm, kâfir için ilahi gazabın bir yakalamasıdır; mümin için de bir rahmettir.” (Ebu Davud) “Mümin kul ölünce, dünyanın yorgunluk ve ağrılarından kurtulur. Facir ölünce ondan da kullar, memleket, ağaçlar ve hayvanlar kurtulur.” (Buhari) 

Ölümü unutmak önemli bir gaflet halidir ve insanı İslam’ı yaşamaktan uzaklaştırır, hesap gününü unutan bir kimse hesapsız ve İslamsız bir hayata rıza gösterir. Ölüm öncesi hayat, ölüm sonrası hayat için yaşanması gereken bir hayattır. Bir kul, her zaman şu duaya ortak olmalıdır. YUSUF 101: “Ey Rabbim! Mülkten bana (iktidar nasibimi) verdin ve bana (rüyada ve gerçekte yaşanan) olayların hak yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan, Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni salihler arasına kat.” Bu dua, Kur’an’da Yusuf (a.s)’un duası olarak zikredilir.

CEMALETTİN GAZİ

Salih insanların, davası için canını, malını feda eden kimselerin, itaat ve sadakat örneği olabilmişlerin aramızdan ayrılıp ebedi âleme hicret etmeleri hepimize ayrı bir hüzün verir.

İşte sırasını savanlardan birsi de Şuurlu Öğretmenler Derneği Ordu Şube Başkanı Cemalettin Gazi… Allah mekânın cennet eylesin. Şehadet ederim ki samimi, sadık, Milli Görüş davasının delisi, üslendiği görevi eksizsiz olarak yapmanın derdini taşıyan şuurlu bir Müslüman idi. 14. 04. 2016 gecesi Sivas dönüşü, Yıldızeli’ni geçtiğimizde telefonum çaldı. Hattın diğer ucunda Cemalettin Gazi vardı. Saat 23,30 sıralarıydı. Bana: “Başkanım Balgat Eğitim Merkezi için hesaba şu kadar para yatırdım, bilginiz olsun…” Cemalettin Gazi OĞ-DER üyelerine ve dostlarına 28.03.2016 tarihinde şu mesajı çekmiş: “Ordu ÖĞ-DER’den: Genel Merkezimizin yanında, Ankara Balgat da Eğitim Merkezi Alımında ORDU Öğ-Der’in payına düşen kısmına siz değerli kardeşlerimizi katkı yapmaya çağırıyoruz. Ne verirseniz elinizle o gidecek sizinle. Miktarını siz belirleyiniz.” Cemalettin hocamız tam bir görev adamı idi. Karadeniz’de ÖĞ-DER teşkilatlanmasını yaparken birçok ile beraber gittik. Ordu Şubesinin ikinci olağan kongresini yapmaya gittiğimizde kendisini aradım. Ordu’ya birlikte gittik. Konuştuğumuz arkadaşlar arasında Şube Başkanı olmayı kabul eden kimse çıkmadı, yönetimde oluruz ama şube başkanı olamayız dediler. Biz de önce yönetimi oluşturduk. Şube Başkanlığı konusunda ise Cemalettin Gazi hocama: “Bak hocam bu işler nasip işidir, sen bundan böyle Ordu’nun şube başkanısın” dedik. Cemalettin hocamız o günden vefat ettiği 16.04.2016 Cumartesi gününe kadar ÖĞ-DER Ordu Şube Başkanlığını başarıyla yürütmüştür. Hicretin mübarek olsun Cemalettin hocam…  AHZAP 23: “Müminlerden öyle er adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir. Bir kısmı da canını vermeyi beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” Selam hidayete tabi olanlara…