İnsan nefsinin üç gücü

Abone Ol

Klasik tasavvuf kitaplarında insan nefsinin üç gücünden bahsedilir. Bunlar:

1. Arzu –şehvet (İffet) gücü: İnsanın bu dünyada yaşama ve soyunun devamını sağlayan güçtür. 

2. Öfke/gazap  (Cesaret) gücü: Kişiliğimiz, karakterimiz ve kutsal bildiğimiz her şeyi korumaya yönelik olan manevi güçtür. Bunun çokluğu cesaret, azlığı korkaklığı oluşturur.

3. Düşünme gücü (Hikmet) : Akli yeteneğidir. Diğer iki gücü kontrol altında tutan güçtür. mutedil olması hikmeti, yokluğu cehaleti doğurur.

İFFET

İslam düşünürleri ve mutasavvıfları iffet kavramı, psikolojisi ve davranışı üzerinde de kafa yormuşlardır.

Bir Müslümanda bulunması gereken temel erdemlerden birisi de iffetli olmaktır. 

İffet, sadece kadınlara mahsus bir özellik değil, erkeklere de mahsustur. 

Aslında iffet denildiğinde tüm cinsel dürtülerin merkezi anlaşılmalıdır. Bu dürtüler hayvani olup, insanın hayvani nefsinden kaynaklanmaktadır. Temel hareket noktası üreme ve neslin devamı düşüncesidir. Nefsin temel görevinden birisidir.

Fakat tüm psikolojik dürtülerimizde olduğu gibi iffetli olmak da dengeyle alakalıdır. Yani dengeli olan kişi iffetli olur. 

Peki denge bozulunca ne olur?

İki durum yaşanır.

1. İffette aşırılığa yönelmek, günahkârlığa, hayasızlığa yol açar. Zinaya yönelme oluşur. Kur’an da zinayı değil zinaya giden yolları yasaklamamış mıdır? Bunun aşırılığı yeme, içme, cinsellik konusunda son derece hırslı olur. Bunu elde etmek için her türlü kötülük, zinaya yönelim olur. Böylece akıl ve din sağlığı bozulur.

2. İffet azlığı ise; şehvet azlığına neden olur. Şehvetin azlığı dünya hayatının devamını engelleyen bir unsur olduğu gibi insanın dünyaya gelişindeki amacı da sekteye uğratır. Arzu erdemin eksikliği sadece cinsellikle ortaya çıkmaz. Bu arzunun da eksilmesine neden olur. Böylece yaşamak için gerekli olan cinsellik, yeme, içme, çalışma, kazanma, helal lokma elde etme arzusu azalır veya yok olur. Bunun yerine tembellik ortaya çıkar.

Görüldüğü gibi iffetin azlığı ve çokluğu da istenen davranışlardan değildir. Bir mü’minden istenen davranış, bu duyguların itidalli ve dengeli olmasıdır.

Âlimler iffeti “bedenin korunması ve geliştirilmesi için gerekli olan şeyleri sağlama, gereksiz olanlara da ilgisiz kalma erdemi diye tanımlamışlardır. Aşırılığı şehvet hastalığı, eksikliği de şehvet eksikliği olarak tanımlamışlar bu iki durum da bedeni bozar. Bedinin bozulması ruhu da etkiler. Çünkü ruh ve beden uyumu sağlıklı olmayı sağlar...

İffet kapsamına giren erdemler de şunlardır: hayâ, merhamet, yumuşaklık, nefsini güzelleştirme (ahlaki açıdan), uyumlu, geçimli, arzuları zapt etme, sabır, kötülüklere karşı dirençli olma, musibet ve belaya karşı sabır, kanaat, vakar, fedakârlık, cömertlik, kerem,

HİKMET

Hikmetin genel tanımı; eşya hakkında bilgi edinme gücü demektir.

İslam mutasavvıfları, ahlaki erdemin yücelmesinin hikmetle yani bilgi ile sağlanacağını savunurlar ve bu nedenle hikmet öğretisi üzerinde çok dururlar. 

Kişinin iyi olması bilgisini ve hikmetini de geliştirirken, inanma da kişiye bir tür basiret yeteneğini kazandıracaktır.

Aslında düşünme melekesi olmadan erdemli olunmaz. Bu nedenle düşünme/hikmet melekesini İslam âlimleri ifrat ve tefrit noktasında ikiye ayırırlar.

1. Hikmetin azlığı; hikmetin/düşünmenin azlığı ahmaklığa yani aptallığa yol açar. Ahmaklık kişinin ahlaki gelişimini engeller. Çünkü iyi olabilmek içinin iyinin ne olduğunu bilmek gerekir. 

2. Hikmetin fazlalığı; yani düşünmenin fazlalığı da kurnazlığa ve hilekârlığa neden olur. 

Görüldüğü gibi ifrat ve tefrit yani aşırılık iki yönlüdür ve ikisi de aslında istenmeyen bir erdemsizlik örneğidir. Bu nedenle İslam alimleri orta yolu (sıratı mustakimi) hep önermişlerdir.

Burada hikmet cehaletin zıddı olarak kullanılmışken felsefedeki anlamdan biraz farklılık arz etmektedir. Bunun en temel yönü kişinin kendisinin insan olduğunun farkında olması ve bu bilgi ile eylemde bulunmasıdır.

Hikmet erdemine bağlı erdemler de şunlardır: Zekâ, çabuk anlama, zihin açıklığı, kolay öğrenme, iyi düşünme, ezberleme, hatırlamadır.

Hikmet cehalet ilişkisi de şu şekildedir: Kişide idrak gücü düşük olursa cehalet gerçekleşir. Fakat idrak gücü itidal/orta seviyede olursa hikmet ortaya çıkar. Bu özellik çok olursa kurnazlığa, az olursa ahmaklığa yol açar.

Hikmetin aşırılığını biraz daha açalım:

1. Araştırmada sınır aşıp tartışma ve anlatımda mübalağaya yönelir.

2. Soyut konularda duyularla hükmetmeye başlar. Bunlar; şeytana itaat, vehim, vesvesedir. Bu durum akıl ve düşüncenin atıl kalmasının sonucudur.

3. Kişi, olayların bireysel boyutunu gördüğünde (tikel) hilekârlık, kurnazlık ve kötülük oluşur.

4. Kişi olayı bütün olarak gördüğünde (tümel) deha ortaya çıkar. 

5. Hikmetin eksikliği dar kafalılığa ve bönlüğe de yol açar...

Kur’an hikmet için şöyle buyurmuştur: “Eğer Allah’ın senin üzerinde lütfu ve rahmeti olmasaydı onlardan bir grup seni saptırmayı düşünmüştü. Oysa onlar ancak kendilerini saptırmaktadırlar ve sana bir zarar dokunduramazlar. Allah sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi ve daha önce bilmediklerini

öğretti. Şüphesiz Allah’ın senin üzerindeki ihsanı pek büyüktür.” (Nisa 113)

CESARET/ŞECAAT

İslam düşünürleri ve mutasavvıfları cesareti övmüş, faziletlerden saymış ve her mü’minin cesaret sahibi olmasını tavsiye etmişlerdir. 

Fakat cesaretin orta düzeyde olmasını öngörmüşlerdir. 

Çünkü cesaretin azlığı KORKAKLIĞA, çokluğu ise SALDIRGANLIĞA yol açar.

İkisi de ifrat ve tefrit noktasıdır. Hastalıktır. Tedavi edilmesi gerekir.

Nasıl ki saldırganlık aslında cesaretten değil, bir korku ve endişeden kaynaklanıyorsa, korkaklıkta aynı duygudan beslenir.

Bu nedenle kişi nefsindeki bu duyguları dengeli tutmaya çalışmalı, iki noktaya da yönelmemeli, itidalli/orta yolu tutmalıdır.

Cesaret kapsamına giren erdemler şunlardır: olgun nefs, olayları metanetle karşılama, yüksek gayeler, sebat, yumuşak huyluluk, ölçülü olma, yüreklilik, dayanıklılık, katlanabilme, tevazu, onur duygusu, yufka yüreklilik.