İnsan İlişkilerinde Sıkça Yapılan Yanlışlar-2

Abone Ol

İlişkilerde resmiyet, işlerde laubalilik… Hâlbuki Allah Resulü (S.A.V.); tam tersine davranmıştır. O, ilişkilerinde samimi; işlerinde ise ciddi idi. Sorumsuzluk, hadsizlik ve tembelliğe asla müsamaha etmezdi.

Mesafeyi kaldırmak…

Baba olmak, evlat olmak, hoca olmak, öğrenci olmak veya eş olmak; arada mesafe veya hak-hukukun-ölçünün olmamasına sebep olamaz.

Aşırı mesafe koymak…

Diğer taraftan gereğinden fazla resmiyet ve mesafe de insan ilişkilerinin kopmasına ve güvenin kaybolmasına sebep olacaktır.

Gereğinden fazla değer vermek…

İnsanlar ne ise o kadar değer vermek, hikmetin icabıdır. Bu, kimseyi küçük görmek ya da insanların ayıplarını ifşa etmek anlamına gelmez. Aksine onları fazla övmemek, kusurlarını düzeltmeye çalışmak anlamına gelir. Bu yüzden Efendimiz (S.A.V.); “İnsanları yüzlerine karşı övmeyin; yoldan çıkmalarına sebep olursunuz” buyurmuşlardır.

Fazla şey beklemek…

Aslında gereğinden fazla değer vermenin bir başka şeklidir bu. İnsanlardan, karakter ve kapasitelerinden fazla şey beklemek de yine üzülmemize ve hata yapmamıza sebep olan şeylerdendir.

Hatasız insan aramak…

Her insanın eksik ve faziletli yönü vardır. Mevlâna; “Hatasız dost arayan, dostsuz kalır” derken; insanların hatalarını meşru görmeyi değil; ıslah etmeye çalışmayı ama en ufak hatada da onları terk etmemeyi kastetmiştir.

Bu konuda Mevlâna’nın yanlış anlaşılan bir sözü de; “Ne olursan ol, yine gel” sözüdür. Oysa burada üstad, “gel de ne yaparsan yap”ı değil de; “ne hata ettiysen gel, düzelt, tevbe et, bir daha yapma, iyi insan ol, dost ol”u kastetmiştir.

İnsanlardan karşılık beklemek…

İnsanlara iyilik yaparken ya da onlarla herhangi bir ilişki kurar iken, bunun karşılığını beklemek, hayal kırıklığıdır. Zira insanlar, kendilerine yapılan iyilikleri unuturlar. Özellikle en ufak bir yanlışta, geçmişte olan tüm güzel şeyleri silip atabilirler.

İnsanlara hak ve hukuka göre değil de hak ettikleri gibi davranmak…

İnsanlar dünyada hak ettikleri gibi yaşamazlar. Allah’ın kendilerine takdir ettiği hayatı yaşarlar.

Bu yüzden insanlara, “şunu şunu hak ediyor” veya “bu kimse bunu hak etmiyor” şeklinde davranmak boşunadır. Bunun yerine kendimize yakışan ve doğru bildiğimiz şekilde davranmak daha uygundur.

Duyulan her sözün ardından gitme…

Çoğu zaman bir topluluk ya da grupta veya ortamda, cahil ya da panik kişinin ettiği sözü, orada bulunanlar ciddiye alır ve buna göre hareket ederler. Böyle durumlarda bu sözün doğruluğunu, kimin hangi şartlarda ve ne için söylendiğini kimse araştırmaz.

Menfaat…

Burada belki de en karmaşık olan husus, menfaat meselesidir.

İnsanlar, meşru dairede menfaatlerini düşünebilirler. Ama bu tek taraflı olamaz, hak ve adalete aykırı da olamaz.

Bu yüzden onların menfaatlerine engel olmamak da gerekir. Yani dostun dosttan, meşru dairede maddi-manevi bir kazanım beklemesi, ayıplanacak bir husus değildir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, hak ve adalet ile ilgili hususlar ve insanların ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

Tahammül edilmeyi ve anlaşılmayı beklemek…

En yaygın sözlerden birisidir “beni anlamıyorsun” ve “bana tahammülün yok” ifadeleri. Oysa insanları kendimize tahammül etmek zorunda bırakmamak esastır. Tabi ki bazen insan, öfkelenir ya da üzülür veya şikâyet eder. Yahut dostuna tavır-naz yapar. Fakat bu, belli şartlarda olmalı ve genel karakter haline gelmemelidir.

Halini gözetmemek…

Dost, dostun halini anlar. İlla derdini kendisine söylemesini beklemez. Yani verirken cömert olmak; isterken ise kanaatkâr olmak esastır.

Kendinden daha az akıllı ve ahlaklı kişilerle dost olmak…

Bazen bilmeden bazen de bilerek, kendimizden daha az görgülü ve daha bayağı kimselerle arkadaşlık ederiz.

İyi dost, insanı, hem dünyada hem de ahirette saadete götürür. Kötü dost ise madden, manen, ahlaken ve dinen zarardır.

Bilerek kendinden daha düşük dost edinmekle kastımız nedir peki?

Burada kastımız; daha üstün görünmek veya yönetebilmek adına, akılca ve ahlakça daha düşük insanları etrafımızda toplamaktır. Bunun sonu ise hüsrandır. Zira ecdat; “mert düşman, namert dosttan yeğdir” ve “akıllı düşman, akılsız dosttan efdaldir” diyor.