Bir TV programında genç bir hanım duygularını şöyle dile
getiriyor: Evlendiğimde yaşım yirmiydi. Ailem bu evliliğe karşı çıktı ama ben
eşimi çok seviyordum o yüzden onları karşıma alarak kaçtım. Birkaç yıl küs
kaldıktan sonra görüşmeye başladık. Şu an her şey yolunda gidiyor. Ama
gerçekleşmesini isteyip de ulaşamadığım bir hayalim var. Düğünümde gösterişli
bir gelinlik giymeyi hayal etmiştim olmadı. O beyaz gelinliği hayalimden bir
türlü atamıyorum, rüyalarıma giriyor eşime bir gelinlik al giyeyim de bir
fotoğraf çektirelim dedim. Maddi gücümüz yeterli değildi o yüzden alamadık.
Bana bir gelinlik alır ve giymeme vesile olursanız hayalimi gerçekleştirmiş
olacağım.
Genç kadının bu talebini, tebessümle karşılayabilir belki
de bunun çocukça bir istek olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat hayallerin sınırı yoktur
ve her insan, hayalleri ile kaimdir, hayallerinin ürünüdür. Kimileri dünyayı
kurtarmayı hayal eder, kimileri sanatkâr olmayı, kimileri mutlu bir yuva
kurmayı, kimileri zengin olmayı... Hayatla kurduğunuz bağ, öncelediğiniz,
merkeze aldığınız şey ile ölçülür.
Bir komşum vardı, eşi vefat ettikten sonra geçimini
hayattaki biricik varlığım dediği kızının desteği ile sağlıyordu. En büyük
hayali hacca gitmek ve orada kaldığı sürece dua ile meşgul olmaktı.
Gittiği her ortamda bulunduğu her yerde bu talebini dile
getirir ve dua isterdi. İnsanlar, Allah seni güç yetiremeyeceğin bir şeyden
sorumlu tutmaz, neden bu kadar diretiyorsun dediklerinde ben Rabbimden
istiyorum O beni işitiyor, beni anlıyor derdi.
Onun samimiyetine ve içten yakarışlarına şahit olan
varlıklı bir hanım, bütün masraflarını üstlenerek bu kardeşimizin hayalinin
gerçekleşmesine vesile oldu. Hac dönüşü gözlerinde büyük bir mutluluk vardı,
hepimiz için dua ettim, Allah bana bu günleri gösterdi diyor ve şükrediyordu.
Yakın bir arkadaşım, en büyük hayalinin köyde yaşamak
olduğunu dile getirir ve bizlerden dua isterdi. Çocukluğunun köyde geçtiğini
belirtir ve köyün kendisine kazandırdığı zenginliklerden bahsederdi. Ona göre
köy yaşamı insanın fıtratına daha uygundu. Burada insanlar sıcak ilişkiler
kuruyor, doğal bir ortamda yaşıyorlardı.
Geçtiğimiz yıl eşinin tayini çıktı ve artık küçük bir
köyde yaşayacaklar. Kendisi duygularını anlatırken hiçbir konuda umutsuzluğa
düşmemek gerekir diyor ve uzağındaki köyün dua ile yakınına geldiğini vurguluyordu.
Eğer iyi bir şey istediğinizden emin iseniz, umutsuzluğa
düşmemeli ve ısrarla istemelisiniz.
Âlemin bütün kapıları Allah ın elinde, o size ummadığınız
yerlerden ummadığınız kapılar açar ve bir gün düşlerinizin gerçekleştiğini
görürsünüz. Yeter ki umudunuzu yitirmeyin.