MEHMET Altan ın "Cumhuriyet ne işe yarar " (Star, 29.10.2007) başlıklı yazısı gerçekten cesurane idi ve (Birkaç eksiklik ve hatalı görüşe rağmen) biz Türkiyeliler için hayatî doğrular içeriyordu.
İngiltere ile Suriye yi karşılaştırıyordu. Birinci ülke krallık, ikincisi cumhuriyet... Birincisinde refah var, hürriyet var, adalet var, insan haklarına riayet var, demokrasi var. İkincisinin adı cumhuriyet ama bunlar yok.
M. Altan bey Türkiye de çok tartışılan din-devlet münasebetlerine temas etmemiş. İngiltere laik değil, orada hükümdar aynı zamanda milli Anglikan kilisesinin başıdır. Devletin dini Anglikanlıktır ama diğer dinlere de tam bir hürriyet tanınmıştır. İngiltere teokratik bir devlet değildir ama kesinlikle laik de değildir. Oradaki sistem "Din ile devletin uyum ve barış içinde olduğu bir devlet dini sistemidir."
Altan bey "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle..." edebiyatı yapmış. Suriye yi kötülerken dolaylı şekilde bizdeki sistemi tenkit ediyor. Zaten yazısının sonunda açıktan açığa Türkiye nin düzenine de çatıyor.
Bendeniz, Mehmet Altan ın İngiltere-Suriye mukayesesine karşılık Norveç i ele alacağım.
1. Norveç, fert başına düşen millî gelir bakımından İngiltere den de zengin. Orada her yıl adam başına 40 bin dolar düşüyor.
2. Norveç de bir krallık. Lakin orada tam bir demokrasi, tam bir hukuk, yüzde yüze yakın insan hakları, adalet ve güvenlik var.
3. Norveç Finlandiya ve İzlanda ile birlikte dünyanın en temiz, en şeffaf, kokuşması ve kirliliği en az olan ülkesi. Yüzölçümü 324 bin küsur km2 nüfusu 4 milyon 600 bin.
4. Norveç laik değil. Anayasasında "Norveç krallığının dini Lüteryen kilisesidir. Diğer dinlere de tam bir hürriyet sağlanmıştır. Millî kiliseye mensup aileler çocuklarını bu dine göre yetiştirmekle mükelleftir" maddesi yer almaktadır.
Altan bey, Türkiye yi Avrupa Birliği ne girmenin kurtaracağına inanıyor. Bendeniz aynı fikir ve görüşte değilim.
Norveç Avrupa Birliği ne girmemiştir. Girmemiş olmasına rağmen bunca servet, refah, demokrasi, hürriyet, adalet, güvenlik nasıl oluşmuştur
Avrupa Birliği nin standart ölçüleri Türkiye nin yapısına kesinlikle uymaz. 1908 de hürriyet geldi de ne oldu İmparatorluk kısa zamanda çözüldü ve çöktü.
Bizim coğrafyamız üzerinde iki büyük imparatorluk kurulmuştur. Bizans ve Osmanlı cihan devleti. Sistemimizi onlardan alacağımız derslere, ibretlere ve ilhama göre tanzim etmeliyiz.
Bunca kokuşma, pislik, kirlilik, bitmez tükenmez mafyalar, hırsızlık, talan, soygun, kara para, hortumlama ile Avrupa Birliği ne girsek veya girmesek ne değişiklik olacak
İngiltere yi İngiltere, Norveç i Norveç yapan büyük özelliklerin başında o ülkelerde (ve diğer AB üyesi ülkelerde) resmî ideoloji denilen heyûlânın bulunmamasıdır.
İngiltere de Kromvelizm yaşasaydı, Norveç te Kisling iktidarı sürseydi iki ülke böyle mi olurlardı
İngiltere ve Norveç iki kuzey ülkesidir. Türkiye ise Latin ve Akdeniz kültürüne sahip ve yapısı bambaşka bir ülkedir. Aradaki bu büyük farkı da göz önüne almak gerekir. İtalya da bile, Kuzey İtalya ile Güney İtalya arasında dağlar kadar fark var.
Çok yazdım, tekrarlıyorum: Türkiye AB üyesi olursa parçalanır... Sadece kendisi parçalanmakla kalmaz, Avrupa Birliği de berhava olur.
Peki, nasıl bir sistem bize uygundur Millî kültürümüzden, millî kimliğimizden, antropolojik yapımızdan, tarihimizden ilham alınarak ortaya konulmuş bir sistem...
Şu anda, yakın tarihimizdeki tarihî kaza ve arızaların fırtınaları içinde dev dalgalarla boğuşuyoruz. İlk yapılacak iş, kopukluğu gidermek, yabancılaşmayı tedavi etmektir.
Sanırım bugünkü durumumuzda bize en uygun sistem âdil, güvenlik sağlayan, pislik ve kokuşmaları bitiren, bütün namuslu vatandaşların emniyet ve huzur içinde yaşamasına imkân tanıyan bilcümle namussuz, şerefsiz, hırsız, eşkıya ve haydutlara kan kusturan şefkatli bir otoriter düzendir.
Hiçbir iddiam yok... Aydınlarımız (kaç kişiyseler) bu konuları tartışmalı, müzakere etmelidir.
Satranç kızıştı
ORTADOĞU da ve İslâm dünyasında oynanan şeytanî satranç gün geçtikçe akıl almaz oyunlara sahne oluyor. PAKİSTAN ın eski Başbakanı Bayan Benazir Butto sürgünden döndü. Butto nun özellikleri: (1) Yüzde yüz Amerikan taraftarıdır. Müşerref in durumu sarsılınca ABD onu sahneye çıkarttı. (2) Kendisi ve kocası büyük miktarda yolsuzlukla suçlanıyor. İsviçre deki kara paraları dondurulmuştur. (3) ABD, Müşerref ve Butto Pakistan daki mücahid Müslümanları ezmek ve bu ülkeyi bir ABD uydusu haline getirmek hususunda anlaşmışlardır. (4) Müslümanlar bu durumu kabul etmiyor. Butto, kanlı bir suikasttan kıl payı kurtuldu, 150 ye yakın ölü ve bir sürü yaralı... Pakistan da ABD ve israil yanlısı güçlerle Müslümanlar arasında bir ölüm kalım savaşı başlamıştır. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) uyarınca Pakistan da da karışıklıklar çıkartılacak ve ülke birkaç parçaya bölünecektir.
KÜRDİSTAN sıkıştı: Kürdistan ın bölgedeki bütün devletler ve güçlerle arası çok kötüdür. Türkiye düşman, İran düşman, Suriye düşman, Araplar düşman, İslâm Alemi düşman. Barzanî ve Talabanî Kürdistanının iki büyük dostu var: ABD ve İsrail. Onlar devreden çıkınca veya güçsüz kalınca taze ve toy Kürt devletinin işi bitiktir.
BUSH un İran a saldırma ihtimali: Çok büyüktür. ABD sınırları içinde, vaktiyle İkiz Kulelerin yıkılması gibi, büyük bir terör ve sabotaj sahneye koyacaklar, bundan İran ı sorumlu tutacaklar ve nükleer silahlarla saldıracaklar. Neticede 3 üncü dünya harbi patlayacak, insanlığın büyük kısmı perişan olacak; on milyonlarca ölü, yüz milyonlarca yaralı ve atomize olmuş sivil halk. Sonunda, Sovyetler Birliği gibi ABD de çökecek.
İSRAİL in sonu yaklaşıyor mu ABD çökerse, İsrail desteksiz kalacak ve can havli ile etrafa atom füzeleri gönderecek. Melhame-i Kübra savaşı... Bölge taş devrine dönecek.
TÜRKİYE: Kuzey Irak a girerse, içinden kolay kolay çıkamayacağı bir tuzağa ve bataklığa düşmüş olacak. Korkunç hadiseler sonunda ülkedeki Avdetî saltanat ve hegemonyası son bulacak.
Ortadoğu daki bazı büyük Arap devletlerinde rejim değişiklikleri, ihtilaller, iğtişaşlar meydana gelecek.
İşin teolojik yönü de var: Beklenen Mehdi zuhur edecek. Kanlı savaşlar... Katılan 100 kişiden 99 u ölecek. Fırat nehrinin yatağı kuruyacak, altın çıkacak. Bu altınlara saldıranlar belalarını bulacak.
Petrol savaşları, su savaşları, din savaşları, mezhep savaşları, medeniyet savaşları...
Kıtlık, pahalılık, açlık...
Yanardağlar patlayacak, zelzeleler olacak, su baskınları, denizin kabarması ve dağ gibi dalgaların sahilleri vurması.,.
Ömürleri ölümlerine imanla bitişen mü minler kurtulacak. Kafirler, azgınlar, asiler, fasık ve facirler, zalim ve gafillerden nicesi Dar-ı Ceza ya göçecek ve ebedî azaba duçar olacak.