İngiliz…

Abone Ol

Kamuoyu algısı, “bir kısım medya”, yani iktidar medyası tarafından hiçbir ahlaki ve vicdani kritere dayanmadan idare ediliyor ne zamandır. Bu “algı yönetimi” veya “yönlendirilmiş kamuoyu algısı”, adeta siyasi iktidarı bunca yıldır makamda tutan şey oldu. Akla mantığa zarar önermelerin, sanki gerçekmiş gibi bu medya organlarında halka  “pompalanması”, bir zaman sonra bu akıl mantık dışı önermelerin toplumun bir kısmı nezdinde ciddi ciddi kabul görmesine yol açtı.

Öyle ki, toplumun ciddi bir kesimi, bu medya organlarının her söylediğine, her yazdığına “değişmez gerçek” gibi bakıyor, en ufak bir sorgulamaya, soru sormaya girişmiyor. Mesela, 3. Havalimanı için ortaya sürülen “Almanya bizi kıskanıyor” argümanı, bir yerden sonra bütün her şeye sirayet ediyor ve buradan hareketle “dış güçler” temalı bir sürü komplo teorisi türüyor. Meselelerin gerçek nedenleri üzerine düşünmek yerine her olaya aynı “dış güçler istemiyor” vs tarzındaki ezberlerle bakılıyor. Almanya’nın, yapılmasını istemediği, kıskandığı havalimanının inşat safhasında aldığı ihaleler nedir diye soran yok tabi. Madem kıskanıyor, o zaman niye inşaatta Alman firmaları yer alıyor? Alman firması Thyssen Krupp, 3. Havalimanı için aldığı siparişin, bugüne kadar yolcu bindirme köprüleri sektöründe aldığı en büyük sipariş olduğunu belirtiyor 2 sene önce. Alman Siemens, bir başka ulaştırma işini, YHT ihalesini kazanıyor geçen ay. Ama bir kısım medyaya göre hala bizi kıskanıyor! Yahu sırtımızdan kazanıyor, kıskansa ne olur kıskanmasa ne olur diyen yok!

Herhangi bir bilgiye, mantığa dayanmayan, sadece kitleleri narkozlamaya ve galeyana getirmeyi amaçlayan, düşündürmekten ve sorgulamaktan alıkoyan bu algı yönetimi ne işe yarıyor? Meselelerin sebeplerini, sonuçlarını, arka planlarını düşünmeden, olaylar silsilesini hesaba katmadan, sadece siyasi iktidara siyasi rant devşirmeye yarıyor. Buradaki klişe de “dış güçler operasyon yapıyor”! Sanki bu “dış güçler”, başka bir iktidar döneminde Türkiye’nin hayrı için çaba harcıyordu! “Cambaza bak” oyunuyla kitleler aynı ezberler etrafında oyalanıyor.

Bu algı bombardımanının en başlıca aktörü olan bir haber kanalı, acaba bugünlerde İngiltere hakkında neler düşünüyor? Her olayda aynı komplo teorilerini öne sürüp aynı ipe sapa gelmez sonuçlara (yani iktidar elden giderse Türkiye de gider) varan medya, bir zamanlar “iki kişi kavga ettiyse, buradan kesin bir İngiliz geçmiştir” kıssaları(!) anlatıyordu çokça. Acaba bugünlerde bu vecizeler(!) duyuluyor mu bu medyadan? “Bayram değil, seyran değil, bu İngiltere neden bizi bu kadar sevmeye başladı?” şeklinde sorular mı soruluyor yoksa?

İsrail meselesinde bile, sürekli aynı olaylar silsilesini izliyoruz ama bize aksettirilene bakarsak, İsrail’e sürekli nizamat vermekteyiz. Halbuki, İsrail’le mütemadiyen kriz yaşadığımız söylense de, en kritik meselelerde İsrail’e “cansuyu” vermekten geri durmuyoruz. “One minute” hadisesi (ki toplantı sonrasında “tepkim moderatöreydi” cümlesi sarfedilmişti), Mavi Marmara katliamı gibi olaylardan sonra bir süre düşüp sonra rekorlar kıran ikili ticaret, İsrail’e bir “cansuyu” değil midir? Daha sonrasında “normalleşme” anlaşması ve katil askerlerin Meclis kararıyla aklanması, İsrail’in menfaatine olmadı mı? Son olarak, Meclis’teki İsrail’le tüm anlaşmaların iptal edilmesi oylamasında hükümetin “red” oyu vermesi mi İsrail’e had bildirmektir? Bunları “bir kısım medya” evirip çevirip kamuoyunun önüne sunuyor tabi.

Dolayısıyla, gayet vahim ve enteresan olan İngiltere ziyareti ve İngilizler’in Türkiye ilgisi de kim bilir hangi akıl mantık dışı önermelerle önümüze konacak? Kötü ekonomiye çare olarak Londra bankerlerine, siyasi destek için de İngiltere’ye kaldıysa işimiz vay halimize demek gerek herhalde.