İnandığımız gibi yaşamak ya da muhasebe-planlama!

Abone Ol

Bugün 2 Aralık 2024, Pazartesi… Ne kaldı şunun şurasında Miladi 2024’ün bitmesine! Bir muhasebe yapsak mı?

“İnandığımız gibi yaşamıyorsak, yaşadığımız gibi inanmaya başlıyoruz…

İslam’da muhâsebe ve planlama önemli iki kavram.

Son bir yıl içinde yaptıklarımız, ettiklerimiz, faaliyetlerimiz, icraatlarımız, yaşayışımız vb. dolayısıyla kendi kendimizi sorguya çekme, hesap görme, iç hesaplaşma diyebileceğimiz muhâsebe…

Bir müminin, Müslüman’ın her gün, her saat, hak-batıl, iyi-kötü, yanlış-doğru, günah-sevap, güzel-çirkin… yaptığı şeyleri gözden geçirmesi, hayırları, güzellikleri şükürle karşılaması; günahları tevbe ile istiğfarla gidermeye çalışması…

Yanlışlıkları, kötülükleri, hataları da tevbe ve pişmanlıkla düzeltmeye gayret göstermesi…

Bir bakıma insanın, kendi kendini iç derinlikleriyle, manâ ve rûh enginlikleriyle keşfedip tanıması… 

Bu yolla insan, dünü, bugünü ve yarınıyla alâkalı hakkı-batılı, hayrı-şerri, güzeli-çirkini, faydalıyı-zararlıyı birbirinden ayırıp istikametini muhafaza edebilir.

Gece başımızı yastığa koyduğumuzda gün içinde neler yaptığımızı, yaptıklarımızı, sarf ettiklerimizi, kaleme aldığımız cümleleri, davranışlarımızı, ticaretimizi tartı kefesine koyuyor muyuz, acaba?  

Bu manada bir mümin için her daim sıkı bir nefis muhâsebesi şart… Bir Müslüman her açıdan davranışlarından sorumludur ve bunların mutlak hesabını verecektir.”

***

“Bir Müslüman’ın hayatında muhasebe kadar önemli olan bir kavram da hiç kuşkusuz planlama…

“Hiçbir şey hakkında: ‘Ben bunu yarın mutlaka yapacağım’ deme. Ancak, ‘Allah dilerse’ (inşallah yapacağım) de...” (Kehf, 18/23-24) ayeti mucibince bir gün sonrası için plan/lar yapılması gayet normaldir.

Müslüman, planlı ve programlı olmalıdır. Cihad, bu plan ve programların tam da odak noktasında bulunmalıdır.  

Bu dünya için plan ve programlar yaparken ahireti de aklımızdan asla çıkarmamalıyız; hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete hazırlanmak elzem!

Zira, ölüm insanın karşısına hiç beklemediği bir anda çıkar…”

***

Yukarıdaki satırlar, Millî Gazete’nin her ay okurlarına sunduğu Maaile Dergisi’nin Aralık 2024 tarihli 98. sayısından… Editör yazısı…

Maaile Dergisi, Aralık 2024 sayısında ‘muhasebe’yi kapağına taşıdı.

Bir Müslüman, Miladi yıl olarak 2024 yılını nasıl geçirdi? 2025 Miladi yılına yönelik hangi plan ve programları var?

Bunları işledi kapak dosyalarında Maaile Dergisi…

Bugün 2 Aralık 2024, Pazartesi… Şunun şurasında ne kaldı Miladi 2024 yılının bitmesine?

Maaile Dergisi, sadece abonelere gönderiliyor. Mutlaka edinin derim…

MAAİLE’DEN BİR SÜRPRİZ GELEBİLİR!

Millî Gazete tarafından okurlarına sunulan Maaile Dergisi ile ilgili birkaç satır daha paylaşmak istiyorum;

* Biliyorsunuz, Maaile Dergisi sadece hanımefendilerin dosya ve makalelerinden müteşekkil bir kadın ve aile dergisi; “Bir olmak bize iyi gelecek” sloganıyla…

* Geçen Cumartesi günü Maaile Dergisi 99. sayısının (Ocak 2025) yayın kurulu toplantısı yapıldı; 9. yaş pastası eşliğinde… Millî Gazete bünyesinde çıkan ve alanında çok önemli bir misyon yüklenen Millî Çocuk Dergisi Editörü Selime Sümeyye Abatay ve Millî Çocuk Dergisi ekibi, programın hazırlanmasında başat rol üstlendiler. Çok çok teşekkürler.

* Selime Sümeyye Hanımefendi, Millî Gazete’de dikkat çeken yazılar kaleme alıyor. Maaile Dergisi’nde yayımlanan merhum Oğuzhan Asiltürk ailesi ile ilgili röportajının, Yeni Devir Yayınları arasında “HAKŞİNAS” ismiyle kitaplaştırıldığını ve büyük ilgiyle karşılandığını da hemen ifade edeyim.

* Maaile Dergisi 99. sayısının yayın kurulu toplantısından bir önemli notu da aktarmak isterim; Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, Maaile Dergisi 99. sayısıyla ilgili “Bir sürprizimiz olabilir!” müjdesini verdi!

* Mustafa Bey sürprizin ne olduğunu ifade etmedi (adından belli, sürpriz!) ama bir adım atarak, bu sürprizi “Maaile Dergisi aboneleri için tüm bir hayatı kuşatan kalıcı bir hediye!” olarak tanımladı. Şimdiden ben de merak etmeye başladım… Hayırlara vesile olması dileğiyle…

***

(Maaile abonelik: 0546 401 33 86, 0212 697 10 00 (Dâhili: 132, 133)

 ADALETİ HAKKIYLA UYGULAMAK!

Anayasa Mahkemesi önceki başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın şu cümlelerine dikkatinizi çekmek istiyorum:

* “Sözün konusu hukuk ve adalet olduğunda aslında güneşin altında söylenmedik yeni bir söz bulmak kolay değil… Aristoteles’e göre, “Yaşayan varlıkların en mükemmeli olan insan, hukuk ve adaletten ayrıldığında mahlûkatın en kötüsü olur.”

* “İslam dünyasının meşhur hukukçularından Mâverdî, yaklaşık bin yıl önce yazdığı “Dürerü’s-Sülûk” adlı siyasetnamesinde hükümdarlara her şeyden evvel adil olmalarını öğütler. Mâverdî’nin aktardığına göre Aristoteles’in öğrencisi olan Büyük İskender, cesaretin mi yoksa adaletin mi üstün değer olduğunu merak eder. İskender, Hindistan seferinde karşılaştığı Hint filozoflarına bunu sorar. Aldığı cevap ilginçtir. Der ki filozoflar; “Adalet sağlanırsa cesarete ihtiyaç kalmaz!”

* “Hukuku uygulamakla ve adaleti tesis etmekle görevli olan başta hâkimler olmak üzere yargı mensuplarının şiarı 3A yani akıl, ahlak ve adalet olmalıdır.”

* “Hâkim ve savcılar, sadece akıllarını kullanırlarken cesarete ihtiyaç duyabilirler. Kant’ın belirttiği üzere kendi aklını kullanmaya cesaret edemeyenler, vesayet altında kalmaya mahkûmdur. Vesayet altındaki yargısal akıl ise adaleti tesis edemez.”

***

Yıl, 2021...

Yer, Aksaray…

İmam Hatipliler Derneği ÖNDER Kurultayı 2021'de Aksaray'da “Adalet ve Merhamet” şiarı ile gerçekleştirildi.

Kurultayı izleyenler arasında bu satırların yazarı da vardı…

Şiar adalet ve merhamet olunca, ilk akla gelen isim şüphesiz Adalet Bakanı Abdulhamit Gül idi.

Abdulhamit Bey, imam hatipliler kurultayına katılan isimlerdendi ve adalet ve merhamete ilişkin söyleyecekleri merak ediliyordu.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün bazı cümlelerini burada paylaşmak istiyorum:

* “Adalet ve merhamet değerleri birbirinden ayrı düşünülemez. Adalet ve merhamet, yeri ve göğü ayakta tutan temel sütundur. Yerle göğün ayakta kalabilmesi, insanlığın ayakta kalabilmesi, adaletin ayakta kalabilmesiyle mümkündür.”

* “Bugün dünyanın dört bir yanında yaşanan zulümler, adaletin küresel anlamında olmamasının sonucudur.”

* “Dünyanın adalete, merhamete, vicdana her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.”

***

Adaletle ilgili söylemler elbette çok önemlidir.

Daha da önemli olan ise her halükârda uygulamalardır.

Kişinin fikrine, zikrine, düşüncesine, ırkına, partisine vb. bakmadan adaleti uygulamaktır…

---