IMF bile görüyor manzarayı

Abone Ol

Her fırsatta IMF ye borcu sıfırladık diye tafra yapan

hükümet, her nedense Macaristan kadar olamıyor ve bağını bir türlü

kopart(a)mıyor bu kurumla. (Hatırlanacağı üzere Macaristan, birkaç ay önce

anlaşma bittikten sonra IMF nin ofisini kapatacağını açıklamıştı.) Daha önce de

2 defa IMF ye borç sıfırlanmış olsa da, iktidar medyası sağolsun, öyle bir

aktarıyorlar ki meseleyi, sanki bu borcun ödenmesi zaten garanti altına

alınmamıştı ve Türkiye tarihte bir ilki gerçekleştirip müthiş bir iş başardı.

Hatta iktidarın gözüne girebilmek adına hızını alamayan pek değerli medyamız,

borç alandık, borç veren olduk türünden saçmalıkları bile yazmaktan

çekinmiyor.

2001 krizinden sonra, Kemal Derviş in Stanley Fischer ile

birlikte hazırladığı IMF destekli programı zerre şaşmadan uygulamaya devam

ediyoruz. Özellikle de özelleştirme konusunda IMF nin göz bebeğiyiz. Öyle bir

satış iştahı ve (borç ve faize para yetiştirebilme ihtiyacından dolayı)

mecburiyeti sayesinde, Türkiye eldeki kurumlarını haraç mezat satıyor. Yeter ki

bir miktar para gelsin ve birtakım açıkları, bazı borçları şimdilik

ödeyebilelim. Daha doğrusu, yeni borçlanmalara, borcu ileri atmaya imkan

bulabilelim böylece.

Kamuoyu önünde neredeyse IMF karşıtı söylemlerde bulunma

noktasına gelen hükümet, gerçekte ilişkilere tam gaz devam ediyor. IMF,

geçtiğimiz günlerde mutad denetlemelerinden birini gerçekleştiriyor ve

ekonomideki defolara ilişkin bilinenin ötesinde bir şeyler de söylemiyor. Hatta

yer yer ezbere kaçan, hemen her ülkeye uyan tavsiyelerde de bulunuyor. Maliye

Bakanı Mehmet Şimşek, IMF nin kısmen haklı olduğunu söylerken, eleştiriler

yapıcıysa dikkate alacakları minvalinde konuşuyor. Aslına bakılırsa, Türkiye

ekonomisinde sorunların neler olduğunu bilmeyen yokken, IMF nin hazırladığı

raporun herhangi bir ehemmiyetinin olduğunu iddia etmek bile akılla bağdaşmaz.

Mesela IMF, tasarrufların gerilemesinden, rekabet gücünün

aşınmasından, büyümenin düşmesinden ve cari açıktaki artıştan dem vuruyor.

Merkez Bankası nın, net olmayan para politikasından, kısa vadeli borçları

karşılamaktan uzak yetersiz döviz rezervlerinden şikayet ediyor. Ve daha birçok

herkesin bildiği sorunlar aktarılıyor.

IMF nin tavsiyeleri önemsensin değil derdimiz; mevcut

ekonomik politikaların mimarı olması hasebiyle IMF nin gidişatı kötü görmesidir

mesele. Bir bakıma IMF, kendi politikalarının kırmızı alarm vermesini, uçuruma

doğru gitmesini söylüyor hazırladığı raporla. Aynı zamanda da, ekonominin çok

iyi olduğunu iddia edenleri de, bizzat bu politikaların uygulatıcısı olarak

tekzip ediyor.

IMF tekzip ederken, bunun kamuoyuna sunuluş tarzı,

devletin resmi ajansı eliyle tam tersi istikamette oluyor. IMF ekonomik

politikalardan memnun şeklinde servis edilen haber aslında tam tersini ifade

ediyor. Ancak, şöyle bir gerçek olduğu söylenebilir: IMF, şu andaki

uygulamalardan olmasa bile, hükümetin hala kendisiyle irtibatı koparmamasından

memnun kesinlikle.

Aslına bakılırsa, IMF nin bile gördüğü tehlikeler hükümet

tarafından da nihayet fark edilir gibi oluyor. Orta Vadeli Plan daki (OVP)

ihtiyatlı hal muhtemelen bunun eseri. Tasarrufların tarihin en dip noktasını

görmesi ve gerekli yatırımların sürekli büyük miktarda cari açık vererek

finanse edilemeyeceğinin itirafını görüyoruz OVP de. Ekonomideki makro

büyüklüklerin (enflasyon, işsizlik, büyüme vs) hepsinde kötüye doğru bir

revizyon ve tasarruftan, kredi artış hızındaki tehlikeden dem vuran bir plan,

arabanın uçuruma doğru gittiğini teyit niteliğinde.

Dünyadaki ucuz (!) döviz bolluğuna güvenip, tüketerek ve

yüksek cari açık vererek büyümeye çalışmak kısa vadede birtakım sonuçlar üretse

de, orta ve uzun vadede ekonomideki pek çok dengeyi alt üst olma noktasına

getiriyor. Tasarruflar dip yaparken, hanehalkının borç yükü tavan yapıyor ve

kalkıp da hala yüksek hızlı büyümeden bahsedebiliyorsunuz.

Tehlikeyi IMF bile görüyor ama biz hala ekonomi çok iyi

teranelerini dinliyoruz. Bu kafayla gidiş, hiçbir kerameti olmadığı halde

uçurulan IMF ye el açmakla sonuçlanır ancak.