Gündem

İmece sistemiyle tüm krizleri yenebiliriz

İmece sistemiyle tüm krizleri yenebiliriz

Abone Ol

Bugüne kadar ev alan kesim 50 bin liradan 300 bin liraya, 500 bin liraya kadar çeşitli kesimler ev sahibi oldular. Ev sahibi olanlardan duyanlar da gelmek suretiyle, müşteri halkamız, üye halkamız genişliyor. Biz onlara ev verdiğimizde akrabaları, eşi, dostu bizden ev alma ihtiyacını, referansını vermiş oluyorlar. Hergeçen gün projemiz toplum tarafından kabul görüyor, kabul ediliyor. Bu arada da bu müşterilerimize çeşitli yerlerden, bölgelerden arsa almak suretiyle konut yapacağız, farklı bir alanda da hizmet sunacağız. İmece sistemli bu organizasyonumuz krizlerin reçetesidir, tüm ekonomik açmazların reçetesidir.

* Emin Otomotiv ile başladınız, Emin Evim ile devam ettiniz. Şu ana kadar binlerce aileyi ev ve otomobil sahibi yaptınız. Bu imece sistemi, insanların faize bulaşmadan, kendi işbirliği ve elbirliği sistemiyle, kendileri bir araya gelerek, sosyal dayanışma sağlayarak binlerce ailenin yüzünü güldüren çağdaş bir proje olarak karşımıza çıktı. Bu sistemi ortaya koyan isim olarak öncelikle Emin Otomotiv ve Emin Evim projeksiyonunu tekrar anlatır mısınız?

Biz 20 seneyi geçkin bir zamandır, elbirliği sistemini uygulamaktayız. Bu sistemde otomobille belirli bir noktaya geldik, sistemin altyapısını otomobil ile oluşturduk. Türkiye‘de faizlerin çok yüksek olduğu bir dönemde otomobilin karaborsa olduğu bir dönemde insanlarımızı otomobil sahibi yaptık. İnsanlarımız gerek sistemimizden, gerekse sistemimizin getirdiği bu avantajlardan elde ettikleri ürünlerle mutlu oldular, mutluluklarını bizimle de paylaştılar. Otomobil sahibi olabilmek o günlerde gerçekten büyük bir olaydı. Çünkü otomobiller çok yüksek faizlerle satılıyordu. Bunda başarılı olunca, insanların acil ihtiyacı olan ev, konut, işyerinde uygulama düşüncesi hasıl oldu. Bunda da 5-6 yıldır uygulamamız devam ediyor. İnsanlar sistemimizle hem ev sahibi oluyorlar, hem kiradan kurtuluyorlar, hem yüksek faiz ödemek suretiyle ev almak ihtiyacı hissetmiyorlar. Yahut faizden günahtır diye kaçtıkları için ev sahibi olamama şansını, ev sahibi olma şansına döndürmüş oluyorlar. Bunda gerçekten müthiş bir başarı sağladık. Bugüne kadar alan kesim 50 bin liradan 300 bin liraya, 500 bin liraya kadar çeşitli kesimler ev sahibi oldular. Ev sahibi olanlardan duyanlar da gelmek suretiyle, müşteri halkamız, üye halkamız genişliyor. Biz onlara ev verdiğimizde akrabaları, eşi, dostu bizden ev alma ihtiyacını, referansını vermiş oluyorlar. Hergeçen gün projemiz toplum tarafından kabul görüyor, kabul ediliyor. Bu arada da bu müşterilerimize çeşitli yerlerden, bölgelerden arsa almak suretiyle konut yapacağız, farklı bir alanda da hizmet sunacağız.

Sistemimiz risk içermiyor

* Peki sistem içinde ödeme yapamadığı takdirde müşterinizi nasıl korumaya alıyorsunuz?

Evi almak isteyerek sisteme girenler, istedikleri zaman ödemelerini dondurabiliyorlar. Evi almayan kişiler diyebiliyorlar ki, "Biz bir sene ödeme yapmayacağız". Evi alan kişiler ise nisbeten böyle bir sıkıntı olmuyor. Olsa da binde birlik bir bölümde böyle bir şey gerçekleşiyor. Çünkü kira gibi ödüyor. Kira gibi ödediği için böyle bir risk söz konusu olmuyor. 800 lira kira ödeyen bir vatandaş, 1000 lira gibi bir taksit ödediği için ödemelerini rahatça gerçekleştirebiliyor. Kirayı ödeyebilen insan ev sahibi olduğu için pek sıkıntı olmuyor. Belirgin, ölüm gibi, iflas gibi nedenlerle biz sistem içinde dayanışma ile çözüyoruz. O insana yardım ediyoruz. Ölüm olmuş, deprem olmuş veya işini kaybetmiş, bu problemleri ve sıkıntıları dayanışma içinde çözmeye çalışıyoruz. Müşterilerimizde bir kasıt olmadığı müddetçe biz hiçbir vatandaşımızın evini icrayla satmadık. Bankalar icrayla kredisi ödenmeyen evleri satılığa çıkarıyor, biz böyle bir şeye tevessül etmedik.

* Sistem çığ gibi büyüyor. Türkiye‘nin kaç noktasında Emin Evim faaliyet gösteriyor?

2011 yılında 12-13 şube açtık, 35 şubeye ulaştık. 2012 yılında da 15 şube açarsak toplam 50 şubeye ulaşmış olacağız. Bu şubeler büyük vilayetlerde açılıyor ve konut, işyeri ihtiyacı bulunan bu illerde Emin Evim Sisteminin farkını herkese yansıtma amacıyla çalışmalarına devam ediyor. Müşterilerimizle yakından temasla bilgiler veriliyor, diğer yandan vatandaş bizzat görerek, gelerek şubelerimizden sistemimizle ilgili bilgileri almış oluyor. Zaman içinde ihtiyaç hissedilen bölgelerimizde de şubeleşme çalışmalarına devam edeceğiz.

* Siz çok önemli bir sistemin kurucusu olarak, biz Milli Gazete okuyucularımızla bir organizasyon gerçekleştirmeye niyetlensek, bu noktada neler yapabileceğimizi düşünüyorsunuz? Bu konuda bize nasıl bir yön çizersiniz?

Milli Gazete okuyucuları 40 yıllık bir aile. 40 yıllık Milli Görüş‘ün ailesi. Hepsinin dünya görüşleri var, uhrevi görüşleri var. Bu üyelerin aşa ihtiyacı var, işe ihtiyacı var. Bunlar dayanışmayla çözülebilecek bir sistemin organizasyonunu getiriyor. Bengaldeş‘te uygulanan mikro krediler gibi. Diyelim, bir köyde bir kardeşimizin, Milli Gazete okuyucusu, Milli Gazete okuyucusu güvenilir insan demek, bu kardeşimizin üç tane ineğe ihtiyacı varsa, ona inek alınır, beş yılda 10 yılda borcunu taksit taksit ödemiş olur. Veya o köyde arıcılık yapmak üzere 50 tane kovan almak isteyen birisine bu yönde bir kredi sağlanmış olur. Bu mikro kredidir... Veya bir torna tezgahına ihtiyacı vardır, ona bu imkan sağlanır. Elbirliği şeklinde. Belirli fonlarla... Zengin üyelerimizden elde edilecek fonlarla, bu bir karz-ı hasendir. Zenginin elinde fazla parası vardır, o sandığa koyar, 100 bin doları o sandığa koyar, istediği zaman o 100 bin doları geri alabilir. Veya faize düşmüş insanlarımızın kredi kartlarını ödemek, onlara iş makinesi almak, alet almak, hayvan almak, tarımcılık yapmak, hayvancılık yapmak gibi çeşitli dallarda, ticaret için krediler vermek şekliyle üyeler arasında yardımlaşma sağlanabilir. Zengin olandan para alınabilir, ihtiyaç sahiplerine de ödünç verilir. Milli Gazete okuyucuları için de zengin olan da var, ihtiyaç sahibi olan da var, önemli olan onları buluşturacak bir sistemi organize edebilmek. Sadaka, zekat verilebilir ama, ödünç vermek suretiyle insanlara balık tutmayı öğretmek lazım. Gazete okuyucuları arasında bir sandık kurulur.

Bankacılık sistemi her zaman riskli

* Amerika‘nın en büyük krizi geçtiğimiz 2008 yılında Mortgage ile oldu. İnsanlara sosyal olarak konut üreten sistem iflas etti. Biz bu sistemi revize ederek, rehabilite ederek Türkiye‘de bankaların üzerinden konut edindirme sistemine dönüştürdük. Fakat insanlarımız sistem içinde birkaç ay kredilerini ödeyemediklerinde gene bir sıkıntı baş gösterdi. Bildiğimiz kadarıyla sizin sisteminizde böyle bir açık yok? Bunu anlatır mısınız?

Mortgage‘de ev almak isteyenler para yatırmıyor. Parayı ev alanlar alıyor. Parayı yatıranlar ise tasarruf sahipleri. Tasarruf sahipleri de bankalardan paralarını çektikleri zaman, parayı da 15-20-30 yıl vadeyle dağıttığı için bankalar sıkıntıya düşüyor. Türkiye‘de de paranın vadeli yatırım ortamında 2 aylık vadeler geçilmiyor. Kısa vadeli yatırılan paralarla uzun vadeli bankaların hizmet etmesi gerçekten çok zor. Ama bizim sistemde ev almak isteyenler sisteme geliyor. Onlar bu vadeyi hesap ederek sisteme dahil oluyorlar. Sistem içine girmek isteyenler kafalarında planlıyorlar ve "Ben 100 ay veya 120 ay içinde Emin Evim‘den ev sahibi olacağım" diyerek işe başlıyorlar. Ama diğer bankalarda dünyada doğacak ekonomik krizlerde büyük bir risk söz konusu. Devlet bankaların kolay ev vermesini istemiyor, dikkat ediyor. Yüzde 25, yüzde 40 peşin olsun diyor, işte faizler hakkıyla alınsın, müşteri iyi araştırılsın gibi çok şartları var. Çünkü toplanan para kısa vadeli, olaki vatandaş bankadan parasını çektiği zaman bankalar bu parayı nerden bulacaklar, zira onlar da müşterilerine ev vermiş oluyorlar. Bizde böyle bir risk yok. Bizde ev almak isteyenler toplanıyor, ev almak isteyenlerden de yüzde 5-10 ayrılan oluyor.

Milli Gazete okuyucularına özel bir sistem

* Gazete okuyucularının bir araya geleceği, farklı bir kredilendirme sandığı gibi

Evet... İhtiyacı olan kesime sandıktan yardım sağlama sistemi. Çünkü şahıstan şahısa ödünç vermek tehlikeli. Ben bir vatandaşa 50 bin lira ödünç verdiğimde, o 50 bine ihtiyacım olduğunda geri alamadığım zaman mağdur olabiliyorum. Sandığa ödünç verirsem, sandık onu teminat altına alır, o şekilde, karz-ı hasen şeklinde bu dünyadaki ekonomik krize karşı koruma altına alır.

* Peki bu sistemin bir riski söz konusu mu? Bu yönde yapılan çalışmaların akamete uğrama riski var mı? Bu sistemde profesyonel olarak sizin dahliniz nasıl olur?

Elbette bir danışmanlık şeklinde olur. Bu sistemin yürütülmesini, organizasyonunu çok rahat bir şekilde sağlayabiliriz. Burdan bir ücret de talep etmeyiz. Milli Gazete okuyucuları 40 yıldır bizim dostlarımızdır, biz de 40 yıldır, gazete piyasaya çıktığı günden beri alıyoruz, okuyoruz, okutuyoruz. Bu kardeşlerimizden zengin olanlara deriz ki, "Sandığa yatırın bakalım 10 bin lira", ihtiyaç sahibi olan kardeşlerimize de deriz ki, size 5‘er binden 10 bin lira veriyoruz, bunu 10 ayda, 20 ayda öde. Yatıranlar ister altın cinsinden yatırırlar, ister döviz, ister TL cinsinden yatırır. Hangi cinsten yatırırsa, parasını faizsiz olarak geri alır.

* Sistemden yararlanmak isteyen kardeşlerimizin geri ödemelerinde hangi kriterler söz konusu olacak?

Öncelikle kardeşimizin aylık gelirini, kazancını soracağız. Diyebilir ki, "Ben şu kadar ayda öderim"... Eğer erken ödeyebilirse, biz de kendisine ihtiyacını veya malını erken vermeye çalışacağız. Ona öncelik tanıyacağız. Eğer daha uzun bir süreli yardım isterse, biz de kendisine daha uzun bir sürede ürününü teslim etmiş olacağız. Ödeme sisteminde öncelikle, evvela ödeyenlere öncelik getirmek zorundayız. Bu çalışma ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermek, insanların iş ve aşa kavuşmasını sağlamak için farklı bir projeksiyonu ortaya koyuyor. İşini kaybeden, bakkaliyesinin iflasını açıklayan, işini-aşını kaybeden insanların dayanışma ile yeniden ayağa kaldırılmasını sağlayacak bu sistemi iyi analiz edip, altyapısını iyi kurup çalıştırmak gerek diye düşünüyorum. Milli Gazete okuyucuları güvenilir insanlardır, kimsenin hakkını almazlar, aldıklarını ödememezlik etmezler. En fazla borcunu gününde ödeyemezlerse, zaman isterler. Biz de o zamanı kendilerine veririz ve borcunun rahatça ödeyebilmesi süresini sağlarız. Misalen söylüyorum, biz sandığa 500 bin lira koyarız, bundan 50 tane kardeşimize kredilendirme sağlarız. Evvela Milli Gazete tüm okuyucularına bir kimlik verir, herkesin mesleğinin, kimlik bilgilerinin olacağı datalar bilgisayarda toplanır. Bu bilgiler sandık bilgisayarında yeralır. Kardeşlerimizin ilerde başlarına bir ihtiyaç hasıl olduğunda da yardım alabilirler, yardım alma hakkını da elde etmiş olurlar. Şimdiden bu sandığa paralarını koyarlar, ihtiyaçları olduğunda da kullanma imkanına kavuşurlar. Ölüm olur, çocuğunu okutma sıkıntısı olabilir. Bu sandıktaki para belli bir finans kuruluşunda kontrol altında tutulur ve her an kullanılacak bir şekilde tutulur.

Milli Gazete okuyucusu çok önemli ve ciddi bir potansiyel. Milli Gazete okuyucusunu iyi çalıştırabilirsek, üretime katabilirsek, herkesin tıkandığı noktayı açabilirsek, 50 bin kişilik bir manevi ordudur. Bu ordu, maddi ordu haline de dönüştürülebilir. Onlar da kazandıkları zaman Milli Gazete‘yi destekleyecekler ve Milli Gazete‘nin gücüne güç katılmış olacak. Milli Gazete okuyucularına hizmet etmek bir ibadet.