İmanın hakikatına ermeli

Abone Ol

Muhterem cemaat!

Rabb ımızın Peygamberimiz Efendimiz vasıtasıyla haber verdiği her şeye inanmak farzdır.

Kur an-ı Kerim de iman edenler de iman etmeye davet ediliyor. Nisa sûresinde ayet: 136 da buyuruluyor ki:

 "Ey iman edenler!

Allah a, O nun peygamberlerine ve gerek O Peygamberine indirdiği kitaba, gerek daha evvel indirdiği kitaplara iman edin. Kim Allah ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini, ahiret gününü inkâr ederek kâfir olursa o muhakkak ki, doğru yoldan uzak bir sapıklıkla sapıp gitmiştir."

İnanmış insanlara Allah "inanın" buyuruyor. Bunun hikmeti:

l Ciddi bir inanışa ermek...

l Tam bir inanışa ermek...

l Şüphe ve şekten uzak bir imana sahip olmaktır...

Muhterem Cemaat!

Medeniyet iman ile mümkündür. İmandan yoksun icatlar, keşifler "tek dişi kalmış canavar"laştırır. Sömürü ve zulüm çarklarını oluşturur.

İmanın hakikatına ermeli.

İman tam güven verecek kemalde olmalı. Tam bir duygu ile Allah a ibâdet eden mutluluğa erer. Allah, bu tam inancı, tam bir imanı emrediyor.

Gerçek inanca sahip olanların özelliklerini Rabb imiz Enfal sûresi, 2 nci ayette şöyle açıklıyor:

 "Mü minler ancak onlardırlar ki:

l Allah anıldığı zaman yürekleri titrer.

l Karşılarında ayetleri okununca imanları artar.

l Onlar ancak Rablerine güvenirler."

Muhterem Cemaat!

Ayette sayılan bu özelliklere sahip miyiz, değil miyiz hususunda kendimizi hesaba çekmemiz gerekiyor. Bu hesaplaşmayı yapmamız için biraz önce beyan ettiğim ayette Rabb imiz; "İman edenler iman edin" (Nisa sûresi, ayet: 136) emrini veriyor.

Mü minlere "iman edin" demek, gerçek ve samimi olarak inanın ve inandıklarınızı da tatbik sahasına koyun demektir.

Şöyle-böyle inanmak, buna iman etmek denmez. Bu iman ile küfür arasında bocalamaktır. Faydası da yoktur.

Muhterem Cemaat!

Rasûl-i Kibriya (s.a.v.) Efendimiz ahireti anlatırken şu beyanda bulunmuştur:

"Bizden sonra karanlık gece parçaları gibi fitneler dünyayı kaplayacaktır. İnsan o zamanda, mü min olarak sabahlar, akşam kâfir olur. Bir takımları dinlerini dünyanın fâni olan az metaına satacaklar." (Muhtaru l-Ehadis: 126)

Fitne ve fesadın çoğaldığı zamanlarda imanı muhafaza etmek çok güçleşir. İnsanlar imanda sebat edemez duruma gelirler. Sabahleyin mü min; hareketleriyle, değişen fikirleriyle akşama belki de küfre düşer. Gece; mü min iken sabaha belki kâfir olabilir. İmanın yerini küfre bırakmasına sebep bilgisizliktir. Yaratan ı tanıyamamak ve emirlerinin hikmetini anlayamamaktır.

Bütün hareketlerin değeri imana bağlıdır. İman herşeyi güzelleştirir, amelleri sevaplı hâle getirir.

Muhterem Cemaat!

Biz böyle sağlam bir imana sahip olalım...