İman varsa, imkân da vardır

Ülkemizin genel politikasını hatta dünya siyasetinin ekonomik ve sosyal olaylarını toplumun hemen hemen bütün kesimi dikkatle izliyor ve de her kesim kendine has bakış açısıyla durum değerlendirmesi yapıyor.

Abone Ol

 Bu tabii bir hâl olmakla birlikte; farklı toplumların bir meseleye bakışında ne kadar farklı düşüncelerin olduğunu fark etmekteyiz.

Bugün biz bu meseleyi, engelliler cephesinden bakarak yaşanan gelişmelere engelli toplumunun bakış açısının ne kadar enteresan olduğu görülmektedir. Kendilerinin sosyal medya gruplarındaki yazışmaları ve mesajları biraz değişik, biraz da toplum açısından düşündürücü, hatta ibret sahnesi gibi bir durum arz ediyor.

Engelliler, kendilerine verilen bir toplu iğnesi başı kadar imkânı veya hizmeti gereğinden fazla abartarak adeta sevince boğuluyorlar. Hâlbuki o imkânın kendilerinin tabii hakkı olduğunu düşünmüyor ya da bilmiyorlar. Çünkü devletin imkânlarını elinde bulunduran siyasi erk, bazen klasik bir sözdür ama “ölümü gösterip kansere razı ediyor”. Bu durum çoğu da avam olan engelli toplumunun gözünü boyamak için yeterli olabiliyor. Hâlbuki Milli Görüş anlayışı, engellilere umduklarından daha fazla hizmet etmiş ve “haklarını verirken bu sizin için bir ulufe değil, sizin tabii hakkınızdır” diyerek de kendilerini taltif etmişlerdir. Biz unutkan toplumuz ya onlar unutuldu. Şimdi ise engelli sosyal medya gruplarında sevinçle paylaşılan 2022 sayılı yasa gereğince 65 yaş üstü ve engellilere verilen muhtaç aylığı hususunda yönetmelik değiştirilerek, üç ayda bir verilen aylığın bölünerek her ay verilmesi hususu bazı engelli camiasını sevince boğdu. Evet demek istediğimiz şu ki, bu ülkede deveyi dengiyle götürenler doymuyor, ama bir ufacık ihsanı; ki o da ihsan değil aslında, sadece üç ay beklemeyim de her ay alayım diyen ve bunu da ihsan olarak kabul eden bir zümrenin anlayışını takdirlerinize arz ediyoruz.

Bugünlerde devlet büyüklerinden sevinsem mi, üzülsem mi dedirtecek bir söz duyduk. O söz: “İman varsa, imkân vardır.” Evet, biz bu sözü yıllar öncesi birilerinin ağzından çok duyduk. O, “iman varsa, imkân vardır” dedi ve gereğini yaptı. Yani hırsızlığa, yolsuzluğa, rüşvete, israfa dur dedi ve havuz sistemini kurdu. Rantiyeye giden muslukları bu havuza akıttı. Bununla memura, işçiye, emekliye, Bağ-Kur’luya, köylüye umduklarından çok daha fazla zam verdi. Bununla da kalmadı. Enflasyonu ve işsizliği azalttı. Aynı zamanda Cumhuriyet tarihinde hiç olmamış “denk bütçe” kurdu. Yani samimi bir iman, bu kadar imkân doğurdu. Şimdi aynı şeyleri söylemek mümkün mü? Evet, söz çok doğru. İman varsa, imkân da vardır. Ama gücü ve iktidarı elinde bulunduranların bu sözün gereğini yerine getirmeleri lazım değil mi? Yoksa söz boşa söylenmiş olmaz mı? Rahmetli Hocamız bir şey daha söylerdi: “İnanç tekeden süt çıkarır.” Çıkarır da, bırakın tekeden süt çıkarmayı, bu iktidar keçileri bile soğuttu. İşsizliğin, enflasyonun, kur artışının ve yoksulluğun maalesef kıskacına düşürdü. Yani diyeceğimiz o ki, boş lafla karın doymuyor.

Belki toplumun bir kesimi olan engelliler, pollyannacılık oynayarak iyimser düşünebilirler. Fakat bu gerçekleri örtmez ve güneş, balçıkla sıvanmaz. Karanlıkta ıslık çalmak, korkunun emaresidir. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Vesselam...