Kadınların namusu, şerefi, iffeti ve can güvenliği
devleti yönetenlere aittir.
Bundan sonrası bu ülkeyi yönetenlerin işidir, görevidir.
Meral Akşener
Giriş
2010 da, CHP kongresinden hemen önce, Deniz Baykal ile
ilgili bir seks kaseti yayınlanarak Baykal CHP genel başkanlığından tasfiye
edilmiştir. 2011 seçimleri öncesi bazı MHP milletvekilleri ile ilgili seks
kasetleri yayınlanarak seçimler etkilenmek istenmiştir. 2014 seçimlerinde AKP
ile ilgili yolsuzluk kasetleri ve Numan Kurtulmuşla ilgili bir seks kaseti
medyaya servis edilmiştir. Şimdi de, Haziran 2015 Genel Seçimlerine giderken
MHP milletvekili Meral Akşener ile ilgili bir kasetin var olduğu kamuoyuna
duyurulmuştur.
Meral Akşener le ilgili kurulan tuzağı siyasi ve dini
olmak üzere iki boyutta ele alıp değerlendirmekteyiz. Geçen makalede birinci
boyutu inceledik; burada ise meselenin ikinci boyutunu yanı İslami yönünü inceleyeceğiz.
Fahşâ: Çirkin Hayasızlık
Meselenin İslami boyutunu açıklığa kavuşturabilmek için
İslam da anahtar bir kavram olan fahşâ kelimesinin tanımını hatırlamakta fayda
vardır. Fahşâ, fuhş, aşırı derecede çirkin ve iğrenç fiil ve söz , anlamında
kullanılmaktadır. Elmalılı ya göre fahşâ, haddi aşmış, çok çirkin edepsizlik
iken Cürcânî ye göre, temiz yaratılışın tiksindiği, saf-temiz aklın reddettiği
şey anlamındadır. Fahişe, çirkin, tiksindirici iş yapan, ölçüyü taşıran
anlamındadır(1,2).
Kur an ı Kerim in fahşa diye nitelendirdiği davranışları
aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
Zina (17 İsra 32).
Eşcinsellik (Livata) (7Arafa 80; 21Enbiya 74; 27Neml
54; 29 Ankebut 28-29)
Kadınlarına Ziharda Bulunmak (58 Mücadele 2).
Babalarının Karılarını Nikâhlamak(4 Nisa 22).
Kur an-ı Kerim de fahşa diye açıkça nitelendirilen
zinanın, değil yapılması, ona yaklaşılmaması ve ona götüren tüm yolların
kapatılması emredilmektedir:
Zinaya yaklaşmayın, çünkü o, bir fahşa (iğrenç bir
davranış) ve kötü (sâ e) bir yoldur (17 İsra 32)
Fahşa kavramı, kötülük, çirkinlik ve iğrençlik
anlamında kullanılması nedeniyle sû (seyyie) kavramı ile arasında bir ilişki
vardır. Her ikisinin anlamları ve kullanıldığı alanlar incelendiğinde;
fahşanın, sû nun aşırı şekli, haddi aşmış şekli olduğu görülmektedir. Bu açıdan
her fahşâ, sû dur; fakat her sû fahşâ değildir diyebiliriz. Fahşa ile sû
kavramları 2 Bakara 168-169, 4 Nisa 22, 12 Yusuf 24, 17 İsra 32 de beraber
geçerler. Fahşa, mutedi ve mufsid kelimeleri ise 7 Araf 80-82 de birlikte yer
alır. Fahşa ve Münker, 24 Nur 21 de birlikte bulunmaktadırlar.
Fahşa, Kur an-ı Kerim de hemen hemen şeytanla yan yana
zikredilmektedir. Fahşâ nın menşei olarak şeytan gösterilmektedir (2 Bakara
168-169). Bu nedenle Allah, Kur an-ı Kerim de sık sık, şeytanın adımlarını
izlemeyin buyurmakta; şeytanların, inanmayanların dostları olduğunu
belirtmektedir (7 Araf Suresi 27-28)
Meral Akşener Olayının İslam ı Boyutu ve İfk Olayı
Meral Akşener ile ilgili iddia edilen olayda bir mümin
nasıl davranmalı, nasıl tepki vermeli ve nasıl bir yol izlemelidir Allah ve
Resulü, bu konuda bir şey söylemekte, yol göstermekte midir
Bu konu ile ilgili en aydınlatıcı ve yol gösterici olay,
Hz. Peygamberin Hanımı, Hz. Ebubekir in kızı olan Hz. Ayşe ye yapılan ve İfk
hadisesi olarak tarihe geçen iftira olayıdır. Olayla ilgili genel bir açıklama,
Kur an-ı Kerim de 24 Nur Süresi 10- 25. ayetlerinde yapılmakta ve Müslümanların
bu tür olaylarla ilgili takınmaları gereken davranışın ne olması gerektiği
noktasında yol gösterilmektedir.
Bu sürede Eğer Allah ın sizin üzerinizde fazlı ve
rahmeti olmasaydı ifadesi, Nur 10, 14, 20, 21. ayetlerde dört kez
tekrarlanmaktadır. Bu ibare, hem tehdidi, hem de Allah ın affediciliği,
bağışlayıcılığı ile ilgili müjdeyi ihtiva etmektedir. Aynı zamanda da, ele
alınan, söz konusu edilen konu ya da konuların çok önemli olduğuna ve fakat
iman edenlerin bu noktalarda zaafları bulunduğuna işaret edilmektedir. Burada
dikkat çekilen zaaf, mahiyeti bilinmeyen bir konu hakkında söz söylemek, çirkin
hayâsızlıkların yaygınlaşmasına katkıda bulunmak, tecessüs etmek, dedikodu,
gıybet ve laf taşıyıcılıktır.
11. ayette, Hz. Ayşe ye yapılan zina iftirasının,
müminler içerisinde birlikte davranan, münafık bir ekip tarafından yapıldığı
ifade edilmektedir.
Meral Akşener ile ilgili kaset olayında ise, Latif
Erdoğan ın iddiasına göre, kaseti kendisine getirenin Gazeteciler ve Yazarlar
Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil olup ve Gülen Hareketi içerisinde Mustafa Özcan,
Ahmet Kara, Soner, Sadık Kesmeci den oluşmuş müstakil bir şantaj bölümü
tarafından üretilmiştir. Bu, ispatlanmalı, konu mutlaka açıklığa
kavuşturulmalıdır. Eğer iddia doğruysa, ayet kapsamındaki münafık ekip , bu
yapıdır. Hareket içerisinde bu tür operasyonlardan haberi olup da mani
olmayanların, ses çıkarmayanların tümü, ayette bahsedilen münafık taifesine
dâhildir.
12. ayette ise zina haberi duyulduğunda hayırlı zanda
bulunup bunun iftira olduğu; 13. ayette zina iddiasında bulunanların dört şahit
getirmeleri gerektiği; getirmedikleri takdirde yalancı oldukları; 14. ayette
dedikodunun büyük bir azabı getirebileceği; 15. ayette ise müminlerin hakkında
bilgi sahibi olunmayan konularda fikir serdedip, yaygınlaştırılmasının çok
büyük bir suç olduğu, böyle yapmakla iftirayı atan münafık ekibin değirmenine
su taşıyarak hizmet ettiği ortaya konmaktadır.
16. ayette çirkin hayâsızlıkların yaygınlaştırılmaması
konusunda gene uyarı yapılmakta, 17. Ayette benzer hatalara düşülmemesi için
Allah ın öğüt verdiği hatırlatılmaktadır.
19. ayette ise iman edenler içerisinde çirkin
hayâsızlıkların yaygınlaşmasından hoşlananlar tehdit edilirken; buna bilerek ya
da bilmeyerek yardımcı olanlar da, hem dünyada hem de ahrette azap görecekleri
hatırlatılarak tehdit edilmektedir. Burada tehdit edilenler, sürece katkıda
bulunan kâfirler, müminler ve münafıklardır. İman etmiş olmaları, onlara
ayrıcalık sağlamamaktadır. Ancak 11. ayete göre azabın şiddetlisi, iftirayı
organize bir şekilde ortaya atan münafıklar içindir.
Meral Akşener olayında, erkek ve kadın müminler, olayı
ilk duyduklarında, ilk yapmaları gereken şey, hayırlı bir zanda bulunup bu
iftiradır demeleri; ardında da dört şahit istemeleri gerekirdi. Şahit
getirilmediği takdirde olayı gündeme taşıyanları yalancılıkla itham edip
susturmalı, dinlememeli, olayı başkalarına aktararak taşıyıcı olmamalı ve
böylelikle münafık ekibin amacına hizmet etmemelidir. Latif Erdoğan böyle
yapmamış, dört yıl saklı tuttuğu bir olayı, medya üzerinden kamuoyuna
duyurarak, tezgâhı kuranların satranç tahtasında en iyimser ifade ile bir piyon
olarak yer alıp onlara hizmet etmiş, sürece katkıda bulunmuştur. 19. ayet
kapsamında dile getirilen çirkin hayâsızlıkların, iman edenler içerisinde
yaygınlaşmasını isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüştür.
21. ayette doğrudan doğruya iman edenlere hitap edilerek
fahşayı insanlara emreden şeytanın adımlarına uyulmaması istenmekte ve
müminlerin temiz kalabilmelerinin şeytanı izlememekle mümkün olacağı
belirtilmektedir.
Meral Akşener olayında bilerek ya da bilmeyerek taşıyıcı
rolü görmüş olan herkes, şeytanın adımlarını izleyerek şeytana hizmet etmiştir.
22. ayette Hz. Ayşe ye zina iftirası atanların
amaçlarına, şuursuzca hizmet edenlerin affedilmesi istenmektedir. Bu olayda da
şuursuzca sürece katkıda bulunanları, tezgâhın asıl kurucuları olan ekibi
değil, affetmek, onları bağışlamak, Meral Hanımın vereceği bir karara bağlıdır.
Ancak Münafık Ekibin ortaya çıkarılması için hem şahıs hem de parti olarak
gerekeni yapmalıdırlar.
23. ayette Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü min
kadınlara (zina suçu) atanların hem dünyada ve hem de ahirette lanetlendiği ve
onlar için büyük bir azabın var olduğu haberi verilerek müminler
uyarılmaktadır.
24. ayette ise iftirayı atıp, yaygınlaştırıp da masum
olduklarını, kendilerinin bir şey yapmadıklarını söyleyenlerin, ahrette kendi
dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlik
yapacakları uyarısında bulunulmaktadır.
Meral Akşener olayında, yüksek teknolojiyi kullanarak
insanların özel hayatlarına girenler, onlara komplo kuranlar, olmamış şeyleri
olmuş gibi gösterenler ve bu taifeye yardımcı olanlar, namuslu, şerefli
haysiyetli müminlere iftira atanlar, iftirayı yaygınlaştıranlar, hem dünyada
hem de ahrette lanetlenmişlerdir .
Yüksek teknolojinin sağladığı montaj yeteneğini
kullanarak insanları aldatmış ve inandırmış olabilirler. Unutulmasın ki ahiret
hayatında kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair
şahitlik yapacaktır . Eğer kalplerinde imandan bir zerre varsa, bir an önce
tevbe etmeli, bu kumpası kuranları deşifre etmeli ve Meral Hanımdan özür,
Allah tan af dilemelidirler.
Sonuç: Siyasetin ve Toplumun Arınmaya İhtiyacı Vardır
Siyasi mücadeledeki Kasetler Savaşı, sadece bir siyasi
partiyi yıpratmamakta; aynı zamanda toplumun kalbini, nefsini, gönlünü ve
zihnini de kirletmektedir. Kaset savaşının sürekliliği, ahlaksızlığın, çirkin
hayâsızlığın toplumsal zeminde meşruiyet kazanmasına ve toplumda duyarsızlığın
oluşmasına imkân vermektedir. Bu nedenle cemaatlerin/hareketlerin ve gönüllü
kuruluşların, hangi partiyle ilgili olursa olsun, bu noktada ortak tepki
vermesi, toplumun kirlenmesine/kirletilmesine karşı çıkması ve bu konuda
gerekli uyarıları yapması tarihi bir sorumluluktur.
Onun için çağrımız;
Ey iman edenler, hepiniz topluca İslam a girin ve
şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (2 Bakara
208)
Onun için çağrımız;
Ey iman edenler, Allah a, Resulüne, Resulüne indirdiği
Kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah ı, meleklerini,
kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, kuşkusuz uzak bir
sapıklıkla sapıtmıştır. (4 Nisa 136)