İMAM Hatip Liseleri’nin ülkemizde nasıl bir boşluğu doldurduğunu inkâr edecek değilim. Penceresi var kapısı yok, tahtası var silgisi yok, dersi var hocası yok bir İmam Hatip Lisesi’nde okudum ne de olsa.
Eksikliğin ne demek olduğunu gayet iyi bilirim. İmkânsızlığın nasıl imkân doğuran bir durum olduğunu yine ben bu okulda öğrendim. Arapçaya da Tecvit dersine de hiçbir itirazım yok. Mevlide de karşı değilim, üstelik severim de.
Benim canımı sıkan şey, bir okulu durmadan övmekten eksiklerini göremez hale gelmektir.
İmam Hatip Liseleri birilerinin hedeflediği gibi elbette ölü yıkamak, cenaze kaldırmak için kurulmamıştır.
Tabiatın kabul etmediği boşluğu zorla kitlelere kabul ettirmek olmadığını da bilenler bilir. Bugün İmam Hatip okullarının girmediği bir mahalle neredeyse yok gibidir.
Mensup ve mezunlarının ülke çapında dernekleştiği nadir okullardandır ayrıca İmam Hatip’ler.
Bütün bunlara rağmen bu okullar söz konusu olduğunda sürekli olarak mağduriyet vurgusu yapmak nerede ise alışkanlık haline gelmiştir.
Bu arabesk tutum ne yazık ki işe odaklanma, yeni motivasyonlar geliştirme, hayata ve insanlara bütüncül bakma gibi nitelikleri göz ardı etmektedir.
“Sorgulayıcı”lık en çok da İmam Hatip gibi mekteplere yakıştığı halde bu özeleştiri kültürü bir türlü gelişmemiştir.
Taklitle tahkik arasındaki farkın ayırdına varmak din eğitiminin en ciddi sorunudur bugün. Diğer liselerle İmam Hatip’ler arasındaki çift başlılık ise hiç memleketin hayrına değildir.
Devleti yönetenler bütün okulun öğrencilerine gelecek ideali ve memleket ülküsü bakımından eşit davranmalıdırlar.
İmam Hatip’ler üzerinde kritik yapmaktan kaçınıp bu okulları statik ve durağan yürüyüşe mahkûm etmek kapılarına kilit vurmanın bir başka çeşididir.
Bilim, sanat, edebiyat ve uygarlıkta potansiyelini sabitlemiş, yeni hayaller kuramayan, itirazlar geliştiremeyen okullar ve de ekoller görüntüde hayatiyetlerini sürdürüyor gibi gözükse de hakikatte sükûta gark olmuşlardır.
Evin kapıları açık, fakat odalardan hiçbir ses gelmiyorsa uyku sessizliğin elbisesini eğnine giyip aramızda dolaşıyor demektir.
İmam Hatip okulları 28 Şubat post modern darbecilerinin en çok rahatsız oldukları okullardı. Bu yüzden darbeciler türlü bahane ve taktiklerle bu okulları kapatmak için gayret etti.
Halk kendi sesini bulduğu İmam Hatiplerin kapatılmaması için direnip barikat oldu.
O süreçler artık geride kaldı.
Şu an itibariyle baktığımızda bu süreçten gerektiği kadar ders almadığımız anlaşılmaktadır. Öğretmeni, öğretim metodu, müfredat ve öğrencisiyle hayal kurabilecek, rüya görebilecek, hayatı çözümleme marifetine sahip bir İmam Hatip Lisesi anlayış ve özlemine bütün yollar kapalıdır.
Tek tipleştirme sorunu burada da kendini göstermektedir.
Bütün gençlerimiz, okuduğu okul hangisi olursa olsun Türkiye ’nin ümidi ve sigortasıdır.
Yeter ki idareci ve yöneticiler onların önünde durup manzarayı kapatmasınlar.
Bu öksüz yapıyı İmam Hatipli, meslek liseli, Anadolu Liseli, Fen ve sosyal demeden bütün liseler birlikte tamamlayacaktır.
Ne İmam Hatipler hükmi anlamda kapanacak ne de hakikat aşkımız ve memleket sevdamız. Lütfen farklı düşünce, anlayış ve kavrayışlardan korkmayalım, İmam Hatip’ler böyle ayakta kalacak ve iyiye güzele ve doğruya doğru ayaklanacak ve de kanatlanacaktır.