İmam Ebû Hanife'nin Risaleleri (6)

Abone Ol

İbn Abdilberr, hepsi de senedli olarak Nûh b. Ebî Meryem, Yahya b. Nasr, Abdurrahman b. el-Müsennâ ve Hammâd b. Ebî Hanîfe den, İmam ın Sahabe nin efdaliyeti konusunda yaptığı sıralamada önce Hz. Ebû Bekr ve Hz. Ömer i zikrettiğini nakletmiştir. Hz. Osman ve Hz. Ali ye gelince, yukarıdaki zatların ilk ikisinin naklinde Hz. Ali ve Hz. Osman ı sevdiği, üçüncüsünde, ilk iki halifenin zikrinden sonra "Ali ve Osman" dediği, dördüncüde de "Ebû Bekr, Ömer, Ali ve Osman ı (diğer sahabilerden) üstün tutma" ifadesini kullandığı görülmektedir. (1)

İmam ın menakıbına dair kaleme alınmış eserlerdeki nakillerin hemen tamamen bu rivayetlere dayandığını söyleyebiliriz.

el-Kerderî, İmam Ebû Hanîfe nin bu konudaki tavrına değinirken, el-Fıkhu l-Ekber deki ifade ile Menakıb kitaplarında nakledilen görüş arasındaki farklılığa dikkat çekercesine şöyle der:

"Ehl-i Sünnet, Şeyheyn in (Hz. Ebû Bekr ve Hz. Ömer) üstünlüğünde ittifak ettikten sonra, azınlıkta kalanlar ki İmam Ebû Hanîfe den yapılan nakil de bu doğrultudadır efdaliyette Hz. Ali nin önce, Hz. Osman ın ise sonra geldiğini söylemiştir. Çoğunluğu teşkil edenler ise "Önce Osman gelir, sonra Ali" demişlerdir. İmam Ebû Hanîfe nin mezhebinde en sahih olan görüş de budur." (2)

Buradan anlaşılıyor ki, konu hakkında İmam Ebû Hanîfe den gelen iki ayrı nakil var. Bunlardan birincisi Menakıb kitaplarında yaygın olarak görülen nakildir. İkincisi ise sanki İmam Ebû Hanîfe nin, genel olarak Sahabe nin faziletleri bahsindeki tutum ve sözlerinden çıkarılan bir netice gibi. En azından el-Kerderî nin ifadesinin bende yaptığı çağrışım böyle. el-Fıkhu l-Ekber in ifadesinin bu doğrultuda olduğu zaten malum.

Bu durumda İmam dan nakledilen bu kanaatlerin hangisinin doğru olduğunu kabul etmeli Aralarında bir tercih yapılması zorunlu ise, ondan nakledilen bu görüşlerden hangisinin müteahhar olduğunun tesbit edilmesi gerekir.

Nitekim buna benzer bir durum, başka isimlerden de nakledilmiştir. Söz gelimi İbn Hacer el-Heytemî nin ve daha başkalarının naklettiğine göre İmam Mâlik ten bu konuda gelen iki farklı görüş var. Bunlardan biri, tevakkuf ettiği (görüş belirtmediği), ikincisi ise Hz. Osman ın daha efdal olduğu görüşünü benimsediği şeklinde. Onun, önceleri tevakkuf ederken, daha sonra Hz. Osman ın efdaliyeti görüşünü benimsediği zikrediliyor.(3)

Aynı şekilde İmam Süfyân es-Sevrî nin de önceleri Hz. Ali yi tafdil ederken, bilahare bu görüşünden rücu ederek Hz. Osman ın tafdiline kail olduğunu görüyoruz. (4) Aynı şey Vekî b. el-Cerrâh tan da nakledilmiştir. (5)

el-Hattâbî nin Hz. Ebû Bekr-Hz. Ali karşılaştırmasında naklettiğini meselemize uyarlayacak olursak şöyle demek de mümkündür: İmam, Hz. Osman ı sohbet cihetinden, Hz. Ali yi de karabet (Efendimiz (s.a.v) le akrabalık) cihetinden efdal kabul etmiş olabilir. Bu, konu hakkında kendisinden nakledilen ihtilaflı kaviller arasında bir çelişki bulunduğunu söylemek zorunda olmadığımızı göstermesi bakımından kayda değerdir.

Dolayısıyla Ebû Zehra nın yaptığı gibi, Menâkıb kitaplarındaki yaygın nakillere uymayan bir tesbite yer veriyor diye el-Fıkhu l-Ekber in İmam a aidiyetini şüphe ile karşılamak zorunda değiliz.

Vallahu a lem

a (6) el-İntikâ, 314-5. Bunlardan Yahya b. Nasr ın naklini bir önceki yazıda el-Hatîbu l-Bağdâdî nin rivayeti olarak zikretmiştim. et-Temîmî nin et-Tabakâtu s-Seniyye sinde (I, 109-10) yer verilen nakil de budur.

(7) el-Kerderî, Menâkıb, 138.

(8) Bkz. el-Heytemî, es-Sevâ iku l-Muhrika, I, 170.

(9) es-Süyûtî, Tedrîbu r-Râvî, II, 223.

(10) es-Sehâvî, Fethu l-Muğîs, III, 126.