İlmin Fazileti

Abone Ol

Heva ve hevesin ön plana çıktığı, ilmin, ilim ehlinin unutulduğu ve geri plana bırakıldığı sancılı bir devredeyiz. İşte böyle bir zamanda şehrimizde ümid vaad eden güzel bir program icra edildi. Suriyeli âlimlerle Gaziantepli âlimlerin buluşması ve Filistinli âlim Muhammed Sıdkî Elborno’ya takdir plaketi takdim edilmesi programı… Programı hazırlayan Bahri Kılıç Hocam aradı ve benden “İlmin Fazileti”ne dair bir konuşma yapmamı talep etti. “O kadar ilim ehlinin huzurunda konuşmak ne haddime” dedimse de hocam ısrar edince programa konuşmacı olarak iştirak ettim. Çok güzel bir program oldu. Program Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. İlahiler söylendi. Bizim konuşmamız Arapçaya, Suriyeli ilim ehlinin konuşmaları Türkçeye tercüme edildi. Misafirlere ve camiyi dolduran dinleyicilere baklava-süt ikram edildi. O programdaki konuşmamızı yerimiz nisbetinde hülasa ederek takdim ediyorum.

İlim, Cenab-ı Hakk’ın “Alîm” isminin ve bin bir isminin bir tecellisidir. Şu anda yeryüzündeki bütün ilimler, Rabbimizin binbir isminin tanınmasına yönelik çalışmalardır. Ne yazık ki dünyada bu gerçek telaffuz edilmiyor. Medine-i Münevvere’de muhteşem İslam devletinin temelini atan Peygamber Efendimiz, kıyamete kadar gelecek Müslümanlara örnek olması için Suffa Medresesi’nde ilim ehli yetiştirmişti. Ashab-ı Suffa da gittikleri yerlerde medreseler açmış ve onlar da ilim ehli yetiştirmiştir. İslam devletleri işte bu ilim müesseseleri ve âlimler eliyle fetihler ve zaferler kazanmış, o İslam devletinin sayesinde huzur ve refah hâkim olmuştur.

Tarihe baktığımızda büyük zaferlerin, fetihlerin ve büyük devletlerin ilme ve âlime değer verilmesi ile kazanıldığını görmekteyiz. 40 sahabe, 40 senede 40 devleti mağlup etmiştir. Hz. Ömer’in (ra) hilafeti zamanında bu Anadolu’muzun yirmi misli büyüklüğünde yerler fethedilmişti. Bu başarının temelinde ilim vardı. Selahaddin Eyyubi, Kudüs’ü fethetmeden önce ilim ehline talimat verdi. Onlar da yaklaşık yirmi yıl boyunca halka ve mücahitlere gerçek İslamiyet’i ve cihadın ehemmiyetini anlattılar. Daha sonra Kudüs fethedildi. Haçlı orduları Hıttin Çölü’ne gömüldü. Fatih Sultan Mehmed 21 yaşında İstanbul’u fethetti. Bu değerli kumandan, aynı zamanda ilim ehli idi. Mükemmel bir eğitim almıştı. Akşemseddin ve Molla Gürani gibi hocaların dizinin dibine oturup ders almıştı. Hocalarına büyük hürmet göstermekteydi. Yavuz Sultan Selim, bir sefere çıktığında hocası İbn-i Kemal’in atının ayağından sıçrayan çamur cübbesine bulaştı. Vefat ettiğinde bu cübbenin sandukasının üzerine örtülmesini vasiyet etti. Şimdi bu cübbe Yavuz Selim’in sandukasının üzerinde sergilenmektedir. İşte bu şekilde namlı kumandanlar, devlet adamları hem ilim tahsil etmiş hem de ilim tahsiline ve âlimlere büyük değer vermiş, bunun neticesinde de devlet her cihette ileri gitmiş, o devletin sınırları dahilinde huzur ve refah hâkim olmuştur.

İlmin ve ilim ehlinin faziletine dair pek çok hadis-i şerif var. Bunlardan bazılarını teberrüken nakledelim. Sevgili Peygamberimiz (asm) buyuruyor:

“İlim öğreniniz, ilmi de tevazu, ciddiyet, vakar ve istikamet için öğreniniz. İlminden istifade ettiğiniz kişilere de hürmet ediniz.”

“Her şeye ulaşmak için bir yol vardır. Cennet’in yolu da dinî ilimlerdir.”

“Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah ona Cennet yolunu kolaylaştırır.”

“Bir kimse ilmî bir konuyu insanlara öğretmek maksadıyla öğrenirse, kendisine yetmiş sıddîk sevabı verilir.”

“Sadakanın en üstünü Müslüman bir kişinin ilim öğrenip, onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.”

“Ümmetimin âlimleri, Benî İsrail’in peygamberleri gibidir.”

“Kıyamet günü âlimlerin mürekkebiyle şehitlerin kanları tartılır. Âlimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından üstün gelir.”

“İslâm’ı anlayan bir kişi, şeytana karşı, ibadetle meşgul bin kişiden daha üstündür.”

“İlminden istifade olunan bir âlim, ilimsiz ibadet eden bin kişiden hayırlıdır.”

“Allah’a yemin ederim ki Allah’ın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete erdirmesi, senin hesabına kırmızı renkli deve sürüsünden daha hayırlıdır.”