İlmi siyaset sayesinde yenilenmek

Abone Ol

En olumsuz gözüken şartlarda bile, çözüm arayıp bulmak

inancımızın bir gereğidir. Üstelik savunduğumuz gerçeklerin, sadece Türkiye nin

değil, bütün beşeriyetin ufkunu açacağını biliyoruz. Ve asıl marifetin; yük

altında ve hizmet esnasında sadık ve sağlam kalabilmek olduğunu da Bu

meziyetlerden dolayı, değişmeden yenilenmeyi başarmak da bize düşüyor. Bu ise,

sorumluluklarımızı yerine getirerek ve sorumlu kıldıklarımızı desteklemekten

başka bir seçeneğimizin olmadığını bilmekle mümkün. Çünkü eskiler aramaz, iz

sürerlerdi.

Siyasi hayatımızın son kırk yılında karşılaştığı

engelleri tek tek aşarak bir ülkenin önünü nasıl açtığımızı net bir şekilde

gördük. Sahip olduğu bilgiyle sahasında en güzel örnekleri vermek için çabalayan

ve insanlığın saadeti için çırpınan bu insanların, toplumu tavandan düzeltme

sorumluluğu noktasında önce bilginleri ve yöneticileri bir araya getirdiler.

Hak ettikleri karşılığı bulamasalar da bu ulvi görevi hakkıyla yerine getirme

kararlığında olmaları ve insanlığın kurtuluş reçetesini elinde bulundurmaları

çözüm üretme heyecanını ateşlemek için yeterli olmuştur.

Bugün de herkes biliyor ki Milli Görüş, milletimizin

giderek yalnızlaştırıldığı, insanlığın ekonomik ve sosyal olarak baskı altına

alındığı bu dönemin, heyecan uyandıracak aktörlerini bünyesinde barındırıyor.

Bu heyecan ve teşkilat tecrübesi dışında yeteneklerin buluşturulması ve

geliştirmesini de görev addediyor. Çünkü temel esaslara aykırı yollara tevessül

edilmeden yenilmişlik psikolojisini aşma ve yeni bir dünya kurma noktasında bir

çıkış yakalanması bu heyecan, tecrübe ve yeteneklerde gizlidir. Aslında her

biri bir kuşağı temsil etmektedir.

Milli Görüş teki bayrak yarışlarında, birinci kuşağın

bayrağı ikinci kuşağa devretmesi sonrasında yaşanan tecrübe gösteriyor ki;

bayrağın üçüncü kuşağa devredilmesi önemli bir kavşak noktası olacaktır. Burada

önemli olan; bayrağın, üçüncü kuşaktan birine teslim edilmesi değil, bu kuşağın

önünü açacak ve ustalık dönemini başlatacak kadroların uyumlu çalışması ve

desteklenmesi hususudur. Çünkü ikinci kırk yıla hazırlık, ilk kırk yılın

tekrarı olmayacaktır. Bunun için de 2. Erbakan dönemi ne değil, Erbakan ın

yerelleştirilmesi ne ihtiyaç bulunuyor.

Yeni bir dünyayı kurma çalışmalarını hayatının ilk

sırasına almayı başarabilen genç Milli Görüşçüler, bu uğurda yapacağı fedakâr

çalışmalarla bir kurtuluş müjdesi olacaksa bu, bulunduğu yerde Erbakan

olmakla mümkün olacaktır. Bunu anladığımızda hadiselere, kongre-üstü

bakabilmek daha da kolaylaşacaktır. Ama aldığı nefeste imtihan duygusu

hissetmeyenler, hayatlarını nefes kesen bir mücadeleye çeviremeyecek, hatta

daha iyisini yapacağım zannı ile temel esas ve prensiplere bile

yabancılaşabileceklerdir. Bu durum; geçici başarılara heves ederek kalıcı

kazanımları yok etmek ancak aslından uzaklaşan insanın tercihinden başka bir

şey değildir.

Bu tercihin önüne geçecek tek şey; ittifak karargâhında

ihlâsla bekleyerek mücadele vermektir. Kırk yıldır bunu yapıyoruz ama millet

anlamıyor diye bildiğimiz doğrudan dönecek değiliz. Azların arasına girmenin,

özlerin seviyesine yükselmenin, çetin ve çetrefilli imtihanlardan geçmeyi

gerektirdiği açıktır. Feragat ve fedakârlıkta bulunmayanlar, firaset ve fazilet

ehli olmayanlar, tevazu ve teslimiyete yanaşmayanlar, derece derece dökülmüştür

ve dökülecektir.

İlmi siyaset sayesinde gerektiğinde yenilenmeyi başarmak

zorundayız. Çünkü insan, sorumluluk sayesinde, yaşamın her safhasında en doğru

şekilde düşünebilmesini, en sağlıklı değerlendirmeleri yapabilmesini ve en

isabetli kararları alabilmesini gerçekleştirebilmektedir. Hayatın her alanında

aklıyla imanını buluşturan insan, böylelikle yaptığı her işin hayırlı,

konuştuğu her sözün hikmetli ve gösterdiği her tavrın ideal nitelikte olmasını

sağlayabilir. Şüphesiz ki her arayan aradığını bulacaktır.