İllüzyon Bitti

Abone Ol

“21. yüzyılda…” diye başlayan cümlelerimizde dünyanın geçmiş yüzyıllara nazaran ne kadar medenileştiğine dair süslü anlatılar yapar dururuz. Eğitim, tıp, teknoloji gibi konulardan tutun da insan hakları ve yaşam standartları konusunda ne kadar geliştiğimize dair uzun uzun konuşabiliriz. Geçmiş yüzyıllara nazaran daha insani yaşam koşullarına sahip olduğumuzdan eminizdir. Ve bunun bizi daha medeni yaptığına dair içimizde gizliden gizliye bir gurur vardır. Bu yüzden sıklıkla hayatımızı geçmiş yaşamlarla kıyaslarız.

Tüm bu kıyaslara rağmen “21. yüzyılda” dünyanın büyük çoğunluğu insani yaşam standartlarına sahip değil. Belirli bir zümreye ait değilse çoğu insan ne düzgün bir eğitim alabiliyor ne de teknolojinin imkânlarından faydalanabiliyor. Hâlâ daha pek çok insanın hak savaşı vermek zorunda kaldığına şahit oluyoruz. İnsan haklarına, çocuk haklarına, kadın haklarına dair kurdukları süslü cümlelerle, bir günlük göstermelik kutlamalarla ağzımıza bir parmak bal çalınmaktaydı. Ne var ki tüm yalanlar bir gün ortaya çıkar. Dünya, 48 gündür Gazze’de yaşananlarla bir illüzyon içinde yaşadığını anladı.

“21. yüzyılda” tüm dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanıyor. Gazze’de çocuklar en temel haklarından mahrum bırakılıyor, eğitim göremiyorlar, oyun oynamaları gereken yaşlarda şehit ediliyorlar. Bırakın son teknoloji tıp imkânlarından faydalanmayı, hastaneler bombalanıyor, insanlar bir ağrı kesiciye mahrum bırakılıyor. Teknolojinin imkânları insanları katletmek için kullanılıyor. İnsani yaşam koşullarını konuşamıyoruz, zira Gazze’ye insani yardım girmesi bile uluslararası bir probleme dönmüş durumda. 

Tüm gözler 48 gündür Gazze’ye çevrilmiş olsa da Filistin’in tüm şehirlerinde zulüm ve katliamlar devam ediyor. 7 Ekim’den beri 50 yaşın altındaki Müslümanlar Mescid-i Aksa’ya giremiyor, Mescid-i Aksa’da Cuma namazı kılınması engelleniyor. Gazze’de kiliseler bombalanıyor. Sadece Filistinli Müslümanların ibadet etme hürriyeti kısıtlanmıyor, Filistin’de yaşayan Hristiyanların da kutsallarına saldırılıyor. Buna rağmen Batılı yöneticiler üç maymunu oynuyorlar, tıpkı bizimkiler gibi…

Üç gün önce çocuk hakları günüydü. Kudüslü öğrencilerin “potansiyel terörist” olduğu iddiası ile işgalci meclisinde Kudüslü çocuklara yönelik cezaların artırılması tartışılıyor.

Bugün Öğretmenler Günü’nü konuşuyoruz… "Provoke eden ve terörü besleyen” her Kudüslü öğretmene en az otuz yıl hapis cezası verilmesini talep ediyorlar. Terörist olan kendileri değilmiş gibi…

7 Ekim’den önce de farklı değildi. Medeni koşullara sahip olup olmadığımız, nerede yaşadığımız ile de ilgili değil. Eğer belirli bir zümreye ait değilsek tüm bu haklar göstermelik bizler için bir güne sıkıştırılmış durumda. Ne var ki oluşturulan çok medeni “21. yüzyıl” illüzyonuna hepimiz inanıyorduk.

Toplumlar, savaşların, köleliğin, katliamların geçmiş yüzyıllarda kaldığına dair anlatılanların yalan olduğunu Gazze ile anladı. Artık hepimiz daha teknolojik bir çağda fakat geçmiş yüzyıllardakine kıyasla daha medeni bir şekilde savaştırıldığımızın, daha medeni bir şekilde sömürüldüğümüzün, daha medeni bir şekilde öldürüldüğümüzün farkındayız… İllüzyon bitti!