Seçimlerden bu yana her dönemde olduğu gibi yine Meclis aritmetiği ciddi değişikliğe uğradı. Öyle ki, CHPden istifa eden milletvekili sayısı 22ye ulaştı. O kadar olmasa bile AKPden de istifa eden milletvekili sayısı 15e ulaştı. Yepyeni bir tablo oluştu. Seçimler Mecliste AKPve CHPdışında bir partiye temsil imkanı vermemişti. Ama şimdi Mecliste temsil edilen parti sayısı 6. Yüzde 10luk seçim barajı ister istemez oy kullanan seçmenlerin yüzde 45ini temsilsiz bırakmıştı. Buna bir de 10 milyon civarındaki seçmenin sandık başına gitmediği eklenecek olursa seçmenin yüzde 55i Mecliste temsil imkanı bulamamıştır. Gerek seçim sisteminin bir sonucu gerek seçmenlerin bir bölümünün sandık başına gitmeyişi sebebiyle bugün Mecliste temsil edilen yüzde 45lik bir kesim ülkenin tümü üzerinde söz sahibi durumunda. Böyle bir ortamda ülkenin AB ile müzakerelere başlaması bile üzerinde özellikle durulması ve konunun mutlaka halk oyuna sunulması gerektiğini gösterir diye düşünüyorum.
Bu yazımda özellikle CHPden istifalar ve istifa eden milletvekillerinin gittiği partiler konusuna dikkat çekmek istiyorum. Bilindiği gibi CHPdeki istifaların esasını bazı milletvekillerinin parti yönetimi ile ters düşmüş olmaları oluşturuyor. Bir başka ifade ile parti içi mücadele. İşte bu mücadele sonucu CHPden seçimlerden bu yana ayrılan milletvekili sayısı 22ye ulaşmış. Partilerinden istifa eden CHPmilletvekillerinin 4ü AKPye, 8i ANAPa, 4ü SHPye geçerken birisi parti kurmuş, 4ü de bağımsız kalmış.
İşin bu noktasında akla bir takım sorular geliyor. Bir kişi AKP ya da CHPden seçilmiş de, bir süre AKPden istifa edip, CHPye, CHPden istifa edip AKPye geçiyorsa ortada bir terslik yok mudur Ya da bu milletvekilleri için AKP ile CHP ya da ANAP arasında bir fark yok anlamına gelmez mi Duruma göre hangisi olursa fark etmiyor mu Eğer böyle ise akla başka sorular da geliyor. Eğer bazı milletvekilleri için parti adı fazla bir önem taşımıyor ise seçim kampanyalarında söyledikleri sözler ne anlama geliyor Maksat sadece milleti kandırıp oyunu almaktan mı ibaret
Aslında yapılan siyasete bakıldığında partilerin pek çoğu arasında ciddi bir fark yok.. Bugün AB konusunda AKP, ANAP ve CHP, hatta Saadet Partisihariç diğerleri arasında ciddi bir yaklaşım farkı olduğunu söylemek mümkün mü Bunların içinde ABye hayır diyen var mı
Yapılan tartışmalara bakıldığında farklılık sadece girişin şartları ile ilgili. Yoksa ABye girmeye hiçbirisi hayır demiyor Yine uygulanan ekonomik politikalar konusunda bu partiler arasında ciddi bir ayrılık var mı Hepsi de IMFci değil mi AKP bile seçimlerde IMF ile birlikte yürüyeceklerini, ancak IMFproğramlarına biraz daha sosyal içerik kazandıracaklarını söylemişlerdi ama, iktidar olunca IMFproğramının kayıtsız şartsız takipcisi oldular.
Önemli bir başka konu ise dış politikadaki benzerlikleridir. Saadet Partisidışındaki partilerin hangisi şu anda uygulanan dış politikanın dışında bir teklif sunuyor
Bize göre aslında CHPden istifa eden milletvekillerinin AKP ya da ANAPa hatta MHPye gitmiş olmalarında şaşılacak bir yan yok. Ne var ki, halkımız bu gidişleri anlamakta zorluk çekiyor. CHPden istifa eden bir milletvekilinin ANAPa geçtiği günün akşamı iftarda beraber olduğumuz dostum bana dönerek, "CHPden istifa eden bir milletvekilinin Karayalçının SHPye gidişini anlıyorum da AKP ya da ANAPa gidişini anlamıyorum. Bu ne biçim ilkesizlik" diyerek düşüncesini dile getiriyordu.
Aslında meydanlarda söylenenlere bakılınca bu misafirimin şaşkınlığına hak vermemek mümkün değil. Söylenenler ile iş başına gelindiğinde yapılanları mukayese etmezsek bu yanılgı doğaldır. Özellikle CHP ile diğer merkez partileri arasında ciddi bir fark olduğu sanılabilir.
Peki buna rağmen CHPden istifa edip ANAPa geçenlere bu ne biçim iş diye soran dostumun hiç mi hakkı yok Olmaz mı, var elbette. Bunun adına ilkesizlik denir. Ömürleri boyu savunduklarının bugün sırf iktidar rüzgarını yakaladık diye tamamen tersini söyleyen ve yapanların durumu ile CHPden seçilip AKP ya da ANAPa geçenlerin durumu arasında ciddi fark olduğunu düşünmüyorum. Özellikle de bazıları siyaseti meslek haline getirmişler, bunun için de her seçimde mutlaka bir yerlerden seçilmeyi kendileri için olmazsa olmaz görüyorlarsa, hangi partiden seçildiklerinin bir anlamı kalır mı Bunlar için önemli olan seçilmek, Meclise gitmekten ibaret ise. Demek istediğim o ki, siyaseti meslek haline getirenlerin aslında belli bir partisi de yoktur.