Bu iş neye benzedi biliyor musunuz Hani, zaman zaman Türk filmlerindeki absürdlüklere örnek olarak gösterilen, Kadir İnanır ın bir tokat sahnesi vardır Kadir İnanır, sevgilisine tokat üzerine tokat atmaktadır. Ve her tokat atışında, "Seviyorsunnnn" diye naralanmaktadır Yüzüne şırak şırak tokatlar inen sevgilisi ise, "Sevmiyorummmm", "Sevmiyorummmm" diye inlemektedir Ve son inen tokatta, sevgilisi, "Seviyorummmm" der ama, bu sefer de Kadir İnanır, "Hayır, Sevmiyorsunnn" diye çark eder Güler misiniz, ağlar mısınız Komedi, mizah, trajedi
AKP nin Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül, adaylığını ilk açıkladığı günlerde, hakim paradigmadan, laiklik ve çağdaşlık kavramlarını eğip büken, darbe tellalı militarist kesimden, "Aday olamazsın, n ayır, n olamaz" şeklinde müthiş bir tepki aldı Bu adaylık macerası, ihtiyaçtan bulunmuş Anayasa Mahkemesi nin tartışmalı 367 şartıyla, memleketi 22 Temmuz seçimlerine sürükledi Abdullah Gül, adaylığını geri çekmek zorunda kaldı 22 Temmuz seçimlerinde, AKP nin bile tahayyül edemeyeceği bir oy yelpazesi ortaya çıkınca, hemen ortaya "millet iradesini böyle beyan etti" şeklinde bir ön kabul çıktı. Fakat, günlerdir, memleketin türlü makamlarını kendilerinin tapulu malı olarak görenlerin, "Aday mısın ", "Aday mısın " şeklindeki ısrarlı beklentilerine, bir türlü gür bir sesle "Adayım" diyerek ortaya çıkamayan Abdullah Gül, önceki gün, türlü istişareler sonunda "adaylığını" açıklayarak, siyasi bir sürpriz yaptı. Aslında onlar, ellerindeki türlü baskı mekanizmalarını, medya manivelasını da kullanarak, Anayasa ya göre en doğal hakkını kullanmasında hiçbir sakınca olmayan Abdullah Gül ü, eşinin başörtüsü üzerinden sıkıştırıp, "kamusal alan" kavramıyla refüze etmeyi planlıyorlardı "Abdullah Gül, şövalyelik yapsın, çekilsin" şeklinde fikirler yumurtluyorlardı. Yani, Abdullah Gül ün, yukarda tasvir etmeye çalıştığımız sahnedeki gibi, "Adayımmmm, adayımmmm, adayımmmm" ve en sonunda "Aday değilimmmm" demesini bekleyen bir ruh hali içindelerdi. Kim ne derse desin Seçimler sonrasında şu ana kadar gelen süreç göstermiştir ki, Türkiye hâlâ seçmenin iradesinin anında tecelli etmediği, iktidar dümenine geçenlerin, yüksek yüksek tepelerdeki güç merkezlerini, belirli odaklarla paylaşmak ya da bu odakların meşreplerine uygun davranmak zorunda kaldığını belgelemiştir. İktidar sahibi olmak, tepelerdeki bilek güreşini kuralsız, kaidesiz biçimde kazanmaktan başka bir şey değildir. İktidarın ucundan tutmaya çalışanların, oluşturdukları demokrasi dışı mekanizmalara türlü tavizler vermek, bu ülkenin acı kaderidir.
Abdullah Gül, meclis tıkanmaz, birileri tarafından sabote edilmezse üçüncü turda seçilecek gibi görünüyor Cumhurbaşkanlığı seçimlerini tıkayan, genel kurul kapısında milletvekili yeter sayısını Anayasa Mahkemesi ne yetiştiren CHP nin bu süreçteki tavrını iyi izleyin. Televizyon ekranlarında başka türlü konuşan Deniz Baykal ın ve memleketi babalarının çiftliği gibi gören CHP zihniyetinin siyasi manevralarını iyi okuyun Bu günler elbet geçer Ama, medya aracılığıyla korkular üzerinden siyaset yapan, öcülerle böcülerle zihinlerimize hükmedenlerin demokrasi tarihimizdeki "arkaizm müzesine" koyacakları ilkesizlikler asla unutulmaz!