Akşam güneş batmak üzere…
Boğaz’ın suları yavaş yavaş daha bir lacivertleşmekte…
Çaylarımızı yudumlarken, son dönemde gelişen olaylara kafa yoran, analizler yapan uzman dostum ilginç bir “kulis”ten söz ediyor.
Kulak kabartıyorum…
Yaklaşık şunları söylüyor; “Bana sakın adını sorma; ama üst düzeyden birisi, sözünü dinleyen birilerine, (İlker Başbuğ ve Hanefi Avcı kesinlikle tahliye olmayacaklar…) diyor. Bu, istihbaratın elindeki ses kayıtlarında var…”
Son zamanların bilinen argümanı ile ben de sormak istiyorum; Bu şekilde bir kayıt varsa, bu kayıtlar legal mi, illegal mi
***
Yaklaşık 1.5 saat ifade veren eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ “Örgüt yöneticisi olmak ve darbeye teşebbüs” suçlamasıyla 6 Ocak 2012 tarihinde tutuklandı.
Mahkeme kararında şöyle deniyordu; “Gereği düşünüldü. Şüpheli Mehmet İlker BAŞBUĞ’un üzerine atılı “Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçlarının vasıf ve mahiyeti, şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, suçların CMK 100/3 maddesinde sayılı katalog suçlardan olması nedeniyle şüphelinin üzerine atılı bu suçlardan ayrı ayrı TUTUKLANMASINA...”
İlker Başbuğ, emekli olana kadar Milli Güvenlik Kurulu’nda, Başbakanlıkta, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde, yurtdışında en üst seviyede “temsil” görevini üstlenirken, “Örgüt yöneticisi olmak ve darbeye teşebbüs”ten tutuklandı, hâlâ tutuklu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan son dönemde bu kararı birçok kez eleştirdi.
Aynı şekilde, yıllarca devlete hizmet veren Hanefi Avcı, “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabını yazdıktan hemen sonra “Devrimci Karargâh” soruşturmasından hapse girdi.
Tüm bunlardan sonra 4 kelime etmem gerekirse; “Dur bakalım ne olacak ”
En kârlı Fatih Altaylı çıktı!
Hiç unutmam; TMSF Star Gazetesi’ne el koyduğunda büyük bir gazete, “Künye Firarda” manşetiyle çıkmıştı. Gazetenin sahibi Cem Uzan ve ekibinin isimleri anında buharlaşmıştı.
Dün de benzer bir olay yaşandı.
17 Aralık 2013 Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonunun ardından internette yayınlanan bazı ses kayıtlarıyla gündeme gelen Habertürk gazetesinin künyesinde dün dikkat çekici bir değişim yaşandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la, Habertürk televizyonu ve gazetesindeki bazı haberlerin yayından çıkarılması konusunda yaptığı konuşmalarla tanınan Habertürk Yönetim Kurulu Başkanvekili Mehmet Fatih Saraç’ın ismi künyeden dün aniden çıkarıldı.
Gezi Parkı protestoları sırasında Devlet Bahçeli’nin sözlerinin TV altyazısından çıkarılması, gazetede yer alan ve hükümeti eleştiren bir sağlık haberi nedeniyle bazı çalışanların işten atılması gibi konuları konuştuğu ses kayıtları internette yayınlanan Mehmet Fatih Saraç, ‘Alo Fatih’ esprilerine de konu olmuştu..
Fatih Saraç’ın bir seçim anketine ait sonuçların Habertürk gazetesinde manipülatif şekilde yayınlanmasına ilişkin de kayıtları ortaya çıkmıştı. Saraç’ın, Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı ile konuşmaları esprili bir şekilde anılmıştı.
Fatih Saraç’ın adı Habertürk Gazetesi künyesine 27 Aralık 2012 günü Yönetim Kurulu Başkanvekili sıfatıyla girdi.
Ciner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ciner de sahibi olduğu Park Holding’e ait UCZ Mağazacılık Ticaret A.Ş.’deki paylarının yüzde 60’ını satıp Fatih Saraç’la ortaklığını sonlandırmıştı.
***
Peki, “künye operasyonu”ndan en fazla kim kârlı çıktı
Elbette Fatih Altaylı!
Neden mi Çünkü düne kadar Saraç ve Altaylı gazete künyesinde “eş başkan” gibi yan yana duruyorlardı.
Dünden itibaren Fatih Altaylı künyede “patron katı”na çıktı ve terfi etti.
Erbakan Hoca’dan İlginç Anekdot
Burdur-Bucak’tan arayan emekli İmam İsmail Bedir şunları anlattı;
“1971 yılıydı. Milli Nizam Partisi dönemi. Bir Cuma günüydü. Caddede bir kalabalık, bir kalabalık. Mikrofondan, Abdurrahim Karakoç’un, “Kör dünyanın göbeğine/ Hak yol İslâm yazacağız / Kuşların göz bebeğine / Hak yol İslâm yazacağız.” şiiri okunuyor. Meğer Erbakan Hoca gelmiş. Akşam Belediye Konferans Salonu’nda bir konferans verdi. Gittim. İlginç bir anekdot anlattı Erbakan Hoca; “Cennet Mekan 2. Abdulhamid Han Hazretlerine Amerikalılar otomobil hediye etmek istedi. Sultan Abdulhamid, bu hediye otomobili kabul etmedi. Peki, neyi gerekçe gösterdi Abdulhamid Han Hazretleri Amerikalılara dedi ki, “Ben eğer bu otomobili kabul edersem yarın benim Vezirim de Sadrazamım da ister. Biz devlet olarak ne zaman bu otomobili yaparsak, üretirsek işte ancak o zaman bu otomobile binebiliriz.”
Erbakan Hoca, bunları söyleyerek Amerikalıları gönderiyor. Amerikalılar da arkalarına bile bakmadan gidiyor. O konferanstan aklımda kalan bu anekdot oldu…”
Şaşkın CHP’li!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen mahalli seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olduğu İstanbul’da oy kullanamamıştı.
Bu durum sosyal medyada, “Kılıçdaroğlu ve eşi evdelerdir. Eşi elma portakal soyuyordur. Kılıçdaroğlu: Soy da ver hanım. Eşi: Sus bi, oy bile veremedin, yok sana elma melma!” şeklinde espirilere konu olmuştu.
Kılıçdaroğlu, o dönemde Kağıthane’yi de Kağıttepe yapmıştı.
***
Şimdi bir şaşkın CHP’li daha çıktı. O da İstanbul’dan. Kağıthane’ye bağlı Gültepe sakinlerini ziyarete giden CHP Beşiktaş Belediye Başkan Adayı Murat Haznedar, bölgeyi kendi internet sitesinde Beşiktaş olarak gösterdi.
Ne diyelim CHP’nin şaşkını, beyaz giyer kış günü…
NOT: Bugün 5 Mart 2014 Çarşamba... 1) İşte geldi 2014 ve ikinci ay da bitti… Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. “Vakıf” olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar “tık” yok. Dubakalin’olacak