İlkelerin kitleselleşmesi

Abone Ol

Siyasetin temel amacı, halkın huzur ve refah içerisinde yaşamasını sağlamaktır. Bunun için siyaset, insanlığın temel ilkeleri olan hak ve adaleti hâkim kılmanın gayretindedir. Bu gayrete fiili olarak aynı kıvamda halkın tümünün dâhil edilmesi mümkün değildir. Yöneten-yönetilen ayrışması bundan dolayı olmuştur. Siyasi partilerin ise nihai hedefi yönetime talip olmaktır. Siyasi partilerin yola çıkarken dikkat etmesi gereken en önemli mesele toplumsal gerçeklikle ideal olanın farkında olmaktır. Bir siyasi partinin yönetimi isterken bunun bir ideal bir karşılığı vardır. Belirlediği ve üzerinde uzlaşıldığı siyasi ilkelerini hayata geçirmek için yönetime talip olmayı arzular. Bir taraftan da seçimle yönetimin belirlendiği ülkelerde halkın ekseriyetinin desteğini almak diye bir gerçek vardır. Tam burada siyasi partinin en büyük amacı halkın farklı tercihleri ve talepleriyle siyasi partilerin ilkelerinin uzlaşabilir olmasıdır.

Eğer bu uzlaşabilirlik makası ilkeler lehine açıksa, bu partilerin yönetimde söz sahibi olma gibi bir iddiası yoktur. Varlığı sadece mensup olduğu ideolojik çevrenin görünür kılınmasını sağlamaktan ibarettir. Yine uzlaşabilirlik makası çoğunluğun arzularının lehine açıksa, bu defa bu partinin ilkelerini yönetime taşıma gibi bir gayesinin olmasını bekleyemeyiz. Bunların varlığı ise sadece yönetimi elde edip buranın nimetlerinden faydalanmak ve halkı da kendileri için yönetimde olmalarının faydalı olacağına ikna etmekten ibarettir. Böyle olunca ne ideolojik kurguya hapsolmuş partiler için siyasetin nihai amacı karşılık bulmuş olur ne de ilkelerini bir kenara bırakmış partiler için.

Başarılı siyasetin yolu tam da buradan geçiyor. Siyasi ilkeler ile halkın çoğunluğunun beklentilerini bir havuzda buluşturabilmek. Bir partinin ilkelerini halkın beklentileriyle uzlaştırıp bunu yönetime taşıyabilmek için ilkelerin kitleselleşmesi gerekiyor. Nicelik olarak baktığımızda yüzdelik dilimi düşük olan siyasi partilerin ilkelerini kitleselleştirmesi kolay bir süreç değildir. Bu kitleselleştirmeyi yapabilmenin yolu sağlam bir iletişim hamlesinden geçer. Ancak bu uzun ve sancılı bir süreci gerektirir. Çünkü bunun için ne maddi kaynak ne de halka ulaşabilme gücü bu tür partiler için mümkün değildir. O zaman bu tür partilerin yapması gereken, varlığını ve ilkelerini hissettirebilecek duruşu göstermesidir. Bu duruş ilkeleri ile birlikte varlığını hissettirmeyi sağlayacaktır.

Bir duruş sahibi olamadığı takdirde, halkın tercihlerine göz kırpan küçük partilerin halkın büyük çoğunluğunun oyunu alan siyasi partilerin gölgesinde kalması muhtemeldir. Burada ancak bu partinin verdiği imkân ve görünebilirlik oranında hareket etme şansını elde edebilir. Bu da bu tür partilerin siyaset sahnesinden kısa sürede silinmesini kaçınılmaz kılar. Çünkü burada öncelik ilkeler değil kitlelerin elde edilmesidir. Bu şekilde kitlenin tercihlerini karşılayanların bu alanı küçük partilere bırakması beklenilemez. Bu alan ekonomik, siyasi ve toplumsal krizler gibi olağanüstü gelişmelerle açılmış olsa bile, artık ilkeler geride bırakıldığı için bunların kitleselleşme şansı da kalmayacaktır.