İlke, çıkar ilişkisi ve çelişkisi

Abone Ol

Son sıralarda ilkelerin ve değerlerin sınırları aşınmaya

iyice başladı. Pazarlanan değerlerin öyle de fazla bir değer içermediği ortaya

çıktı. Sandıktan muhalif çıkarsa sürekli oyunun kuralını değiştiriyorlar.

Liberalizm ve laiklik gibi ilaveler yapıyorlar. Mısır olaylarıyla birlikte

ahlak ile siyaset arasındaki buluşma veya kavuşma veya ayrışma noktaları

yeniden tartışılıyor. Değerlerle çıkarlar at başı gitmiyor. Mısır olaylarından

sonra ABD temsil ettiği Batılı değerlerin veya ilkelerin mutlak olmadığını ve

değerleri çıkarlarının belirlediğini veya sınırlandırdığını göstermiş oldu.

Bunu çok açıktan söylemesi talihsizlik olsa da iyi oldu. Böylece bizi neyin

bağlayacağını öğrenmiş olduk! Bizi hayal kırıklığına uğrattı, güvenimizi sarstı

ama iyi oldu. Böylece Amerikan ideolojisi olan liberalizm ve pragmatizmin

çıkarlar ile ilkeler bütünü ve sarmalı olduğunu lakin nihai kertede ilkelerin

değil çıkarların ağır bastığını, baskın çıktığını görmüş olduk. Bundan dolayı

Amerikan pragmatizmi darbeye darbe dememeyi gerektiriyor. Kısaca Batı nın

temsil ettiği değerler çürük tahta. Çıkarlarla ilkeler arasındaki veya

siyasetle ahlak arasındaki ilişkiyi Mısır bağlamında en iyi ortaya koyan

isimlerden birisi Soli Özel oldu. Türkiye nin Mısır olayları bağlamında

takındığı tutumun ahlaki olduğunu ama siyaseten yalnız kaldığını söyledi. Demek

ki Tunus, Kenya ve Türkiye nin dışındaki diğer ülkeler bu meselede çıkarı

ahlakın üzerinde tutuyor ve değerleri çıkarlarla sınırlıyor veya sıfırlıyorlar.

Üzücü ama gerçek budur. Bu gerçeklerden koptukça kendi ayağımıza ateş ediyoruz.

Demek ki, ABD nin veya AB nin savunduğu değerlerin hiçbir değeri yok. Eğer

onlara inanacak olursak derin bir boşluğa düşeriz. Bu takdirde vay halimize!

Ürdünlü Yazar Yaser Zeatire Mısır ordusunun darbe öncesinde Cumhurbaşkanı

Mürsi yi boşluğa ve tongaya düşürdüğünü ifade etti. Ordu yanınızda diyerek

teskin etmişler ve darbe yapmışlar. Mürsi darbe sürecinde ve öncesinde AB ve

ABD nin ilkesel olarak demokrasi ve sandığın yanında duracağını düşünmüş

olmalı. Heyhat! Lakin Obama Tanzanya da iken sadece azınlıkların yanında olduğu

mesajını vermişti. Onun Mısır daki gerçek müttefikleri Kıptiler ve bir de

İsrail in çıkarlarını bekleyen darbeciler!

*

 Obama ve idaresi

Mısır da bitaraf olduklarını söylediler ama bu sadece sözde. Fiiliyatta ise

darbeden yanalar. Darbeye darbe diyememek başka türlü nasıl izah edilebilir

Mürsi yönetimini de daha önce ne dost ne de düşman olarak tanımlamıştı. ABD nin

Kahire Büyükelçisi Anne Patterson da bütün taraflara eşit mesafede duruyormuş.

Konuşma makamında susmak, konuşmaktır fehvasıyla aslında söyledikleri doğru

olsa da konuşmamaları bile açık haksızlık ortamında haklıdan değil haksızdan

yana taraf tutmaktır. Amerikan idaresi menfaatleri gereği katliama da katliam

diyemiyor. Doğruya doğru diyememek ABD açısından pragmatik bir tavır oluyor.

Muhammed Mürsi nin devrilmesi sürecinde AB ve ABD nin maskesi iyice düştü.

Sisi nin kalkıştığı 3 Temmuz Mısır darbesi, selefi Nasır ın 23 Temmuz 1952

tarihinde yaptığı darbe gibi Amerikan menşeli ve bir CIA darbesidir.

*

 Obama idaresinin

özrü kabahatinden daha büyük. Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, günlük basın

brifinginde ABD nin Mısır daki gelişmelere neden darbe demediği sorusuna

skandal bir cevap verdi ve bu, tarihe kayıt olarak düşülmeli. Bu, çok karmaşık

ve zor bir durum. Başkan Obama, Mısır ordusu tarafından Cumhurbaşkanı Muhammed

Mursi nin iktidardan uzaklaştırılması ve anayasanın askıya alınması kararı

hakkında derin kaygı duyduğumuzu ortaya koydu. Şunu da kabul etmek önemli; on

milyonlarca Mısırlı, Mursi nin demokratik olmayan idaresinden dolayı meşru

şikâyetlere sahip ve bunun bir darbe olduğuna inanmıyor, yeni bir hükümet

istiyor. Açık olmak gerekirse, bu kararın (darbe olarak nitelendirme)

beraberinde getireceği önemli neticeler var ve bu, olanlar hakkında farklı

görüşlere sahip milyonlarca Mısırlı için son derece önemli bir konu diyen

Carney, şöyle devam ediyor: Burada çok samimi olmak istiyorum. Bu, karmaşık

bir durum ve böyle bir karara varmada gereksiz bir şekilde çabucak hareket

etmek çıkarlarımıza uygun değil. Çünkü hedefimiz konusunda dikkatli olmaya

ihtiyacımız var. Bu da (hedefimiz) Mısır halkına demokrasiye geçişlerinde

yardım etmek ve ulusal güvenlik çıkarlarımıza bağlılığımızı sürdürmek. Carney

ayrıca Mısır a yardım programlarımızda ani değişikliğe gitmenin, ABD nin en

iyi çıkarına uygun olmadığını düşünüyoruz diye de sözlerine nokta koyuyor. Bu

ilkelere nokta koymak ve veda etmektir. Sözcü, demokrasiden sapılması sürecini

demokrasiye geçiş süreci olarak tanımlıyor. Mısır ordusu gibi taraflara şaşı

bakıyor. Beyaz Saray Sözcüsü bir başka konuşmasında ise katliam sorumlusu Mısır

cuntasına itidal tavsiye ederken Müslüman Kardeşlerin şiddet çağrısını

kınadıklarını söylüyor. Çağrılara hassaslar ama katliama hassas değiller. ABD nin

demokrasi ve ilkeleri bundan ibaret. Ak kara ortaya çıktı. Bundan sonra

aldanmak isteyene sözümüz yok!