-Neden dünya üzerinde birçok Müslüman katlediliyor?
Çünkü kalitesiz Müslümanlarız.
-Neden Siyonizm bu denli güçlenebildi?
Çünkü kalitesiz Müslümanlarız.
-Neden nesillerimizi kaybediyoruz?
Çünkü kalitesiz Müslümanlarız.
-Neden her geçen gün daha da kötüye gidiyoruz?
Çünkü kalitesiz Müslümanlarız.
Neden kalitesiz Müslümanlarız?
Çünkü Kur’an-ı Kerim’in anlamını okumuyoruz.
-Neden kalitesiz Müslümanlarız?
Çünkü Rasulullah’ın ayak izlerini takip edebileceğimiz hadisleri okumuyoruz.
-Neden kalitesiz Müslümanlarız?
Çünkü Peygamberler tarihi, İslam tarihi, tarih okumuyoruz. Bu sebeple ibret alamıyoruz.
-Neden kalitesiz Müslümanlarız?
Çünkü okumuyoruz.
Neden okumuyoruz?
Çünkü okumayı bir ibadet veya zorunluluk olarak görmüyoruz.
-Neden okumuyoruz?
Neden okumamız gerektiğini bilmiyoruz.
-Neden okumuyoruz?
Okumanın önemini anlatan yegâne kaynaklarımız; Kur’an-ı Azimüşşan ve Rasulullah’ı okumuyoruz.
Neden Allah’ı ve Rasulünü okumuyoruz?
Çünkü cennet, cehennem ahiret bilincine sahip değiliz.
-Neden Allah’ı ve Rasulünü okumuyoruz?
Çünkü imtihan olayını idrak edebilmiş değiliz.
Neden Allah’ı ve Rasulünü okumuyoruz?
Çünkü bilmiyoruz. İdrak etmiyoruz ve iman edemiyoruz.
Neden tam anlamıyla iman edemiyoruz?
Çünkü okumuyoruz. Bilmiyoruz. Anlamıyoruz. İdrak edemiyoruz. Dolayısıyla iman edemiyoruz.
Meselenin aslı ortaya kondu mu… Çözüm kolay olur.
“İlk neden” kavramı felsefede bir şeyin ortaya çıkmasındaki nihai unsur, yegâne sebep anlamında kullanılır. Mübarek filozoflar “Arkhe” diye kavramsallaştırırlar. Örneğin Thales’e göre hayatın arkhesi sudur. Anaximenes’e göre hava… Herakleitos’a göre ateş… Biz Müslümanlara göre Allah’ın “ol” emri!
İlk neden: İman
Ardı sıra takip edecek eylemler: Okumak, anlamak, idrak etmek, ibadet etmek, cihat etmek, daha fazla ilim tahsil etmek, daha fazla mücahede etmek ve şehadeti arzu etmek…
Günümüzde yaşadığımız tüm problemlerin asıl sebebi hakiki imana erişememiş olmamızdan kaynaklıdır. Hakiki imana nasıl erişilir? Ben bilmem. Allah dostlarından gördüğümüz kadarıyla derinlere dalmadan, gün yüzüne çıkılmıyor. Ömrümüz boyunca sürekli “neden ve nasılsın” sorularını sormadan hakiki imana erişilmiyor.
Neden yaratıldık? Nasıl yaratıldık? Nasıl yaşamalıyız? Nasıl öleceğiz? Öldükten sonra ne olacak? Cennet var mı? Cehennem var mı? Yoksa kitabı Hz. Muhammed kendi mi yazdı? Peygamberden sonra dine bir şey eklediler mi? Ekleyemediler mi? Neden kötüler, kötülüklerine devam edebiliyorlar? Neden hastalıklar var? Her şeyi sormak, Allah’a sığınarak… Duyu organlarımıza takılmadan… Sırların sırrına ancak ve ancak sırların sahibinin vakıf olabileceğinin bilinci ile… Aklımıza ne takılıyorsa sorarak…
Ya da nasılsın kardeşim? Nasılsınız hocam? Nasılsın dolmuşçu amca? Nasılsınız doktor hanım? Nasılsınız sevgili ateist? Nasılsınız sevgili Hindu? Nasılsınız Kürtçüler? Nasılsınız İttihatçılar? Nasılsınız köylüler? Nasılsınız taşkentliler? Herkese hâl hatır sormak, Allah’a sığınarak… Birbirimizi tanımak için… Anlamak için… Hem merak ettiğimizden hem merhametimizden… Bir ömür boyu insanlara halini hatırını sorarak…
Hâsılı
Ömür boyu aranır. İnanmak uzun sürer. Uygulamak an meselesi… İnanılan uğruna ölmek ise hayalimiz…
Haydi Allah’a emanet olunuz.