Açılım süreci, aynen bazı AK Partili vekillerin dediği gibi oldu. İlk düğme yanlış iliklendi, peşinden de diğer yanlışlar birbirini izledi.
Bu tezin haklılığını görmek için, gelişmeleri en baştan ele almak yeterli.. İlk günden bugüne dek, ne yapılacağıyla ilgili açıklamayı, hiçbir yetkili net bir biçimde ifade edemedi. İyi niyet söylemleri dışında, hiçbir somut öneri dile getirilmedi. "Güzel şeyler olacak" sözleriyle yola çıkıldı, o şeylerin ne olduğu öğrenilemedi. Tarihi adım atılacak duygusu yaratıldı, onun da içi boş kaldı. Tarihi adımdan, tarihi fırsata geçildi, ama o fırsatın ne olduğunu da kimse duyamadı.
"Biz yapmazsak gelir başkaları yapar" uyarıları savruldu, ancak o başkalarının kimler olduğu öğrenilemedi. Terörü can kaybı yaşamadan sonlandıracağımız bildirildi, aslı çıkmadı. "Anayasa değişikliği olmayacak" denildi, iki gün sonra gelen "Anayasa değişikliği yapılacak" açıklaması kafaları karıştırdı. "Her şey hazmettire hazmettire, alıştıra alıştıra olacak" diye buyuruldu, ama olan biteni kimse hazmedemedi. Habur skandalı ise hazımsızlığı kalp sızısına çevirdi. O görüntüler için önce "Habur‘daki manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Türkiye‘de iyi şeyler oluyor, güzel şeyler oluyor" denildi. Birkaç saat sonra ise "Bu manzarayı kabul etmek mümkün değil" diye geri vitese takıldı. Gerisi malum..
Yanlış iliklenen düğmeyle Türkiye bugün iç savaş ortamına dayandı. Şimdi bundan kurtulmanın yollarını arıyor, yeni sayfa açmaya çalışıyoruz...