İlişkilerin metalaştırılması

Abone Ol

EĞER  bir kadın eş seçerken sadece onun makam, mevki durumunu dikkate alır ve bu vesile ile daha fazla fayda elde edebilirim diye düşünüyorsa,

Bir öğrenci, arkadaş seçerken, şu arkadaşımdan faydalanarak yüksek not alabilirim niyetiyle hareket ediyorsa,

Komşu komşusunu seçerken sadece onun variyetine bakıp olur ya bana da faydası dokunur diyorsa,

Bir anne iki kızı arasında ayrım yapıp daha fazla para kazanını ön planda tutuyorsa

Bir esnaf daha fazla çevrem olur diye düşünerek, hiç yakınlık duymadığı kişilere yaklaşmaya çalışıyorsa,

Bir baba oğlumun yükselmesine katkı sağlar niyetiyle bir siyasetçiye inanmadığı övgüleri yapıyorsa anlayın ki, ilişkilerimiz yavaş yavaş metalaşıyor.

Kapitalist karakter bizim insanımızın ruh ve duygu dünyasına hakim olalı, sevgi, saygı ve bütün değerler piyasada alınır satılır birer meta haline getirildi. Yani aile ilişkilerimiz dahi tümden kapitalist sömürüye tabi oldu. Artık her şeyi para ile alınıp satılacak bir obje gibi görür olduk.

Sadece bilimsel ve kültürel faaliyetler değil metalaşan bunun yanında, toplum yaşamını şekillendiren tüm faaliyet alanları ticarileştirilerek kurumsal birer yapı haline geldi ve insanlar hemen her konuda çıkar hesabı gözetir oldular. Bütün bunların sonucunda da, insanları bir arada tutan kardeşlik ve paylaşım zayıflatılarak hayattan uzaklaştırıldı.

Modern insanın “ben odaklı” hayat algısı çıkar temelli ilişkilerin kalıplaşmasına ve yerleşmesine neden oluyor. Özünden kopan insan zaman içinde kendisini oluşturan parçalara karşı yabancılaşıyor. Bu sürecin insanlığa verdiği tek şey ise, sevgisizlik ve çaresizlik oluyor.

Her türlü değer yargılarının metalaştırıldığı günümüzde, toplum aidiyeti ve değer algısı zayıflıyor ve insanlarımız güven duygusunu yitiriyorlar. Günümüz insanı artık değerlerini sadece sahip oldukları ile ölçüyor sahip olmadığında ise her şeyden yoksun kaldığına inanıyor.