İlimsiz vuslat olmaz  

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah’ın rızası olan İslam’ı din ve düzen olarak hayata ikame ederken, Allah’a karşı bir kusur işlememek için duyarlı ve hassas davranan Allah’ın âlim kullarıdır. İlim olmadan vuslat olmaz. İlim olmadan İslam yaşanmaz. İlim; sünnetullahın işleyiş kaidelerini bilmektir. İlim, Allah’ın sıfatlarından birisidir. Zilletten izzete intikal etmek için Kelamı Kadim olan Kur’an’ı ve kâinat kitabını yeniden okumak ve varlıklar âleminin yaratılış sebebini yeniden kavramak gerekir. Bugünkü zulüm dünyasını kuranlar, bunu ilim, fikir, kavram, düzen ve kadro çalışmalarıyla başarmışlardır. Onlar, bu çalışmalar konusunda Müslümanların önünde oldukları için, dünyayı bugün onlar yönetiyorlar. Yeni Bir Dünya’nın kurulması için mücadele eden Müslüman toplulukların ilim, fikir, kavram, kadro ve düzen çalışmalarında öne geçmeleri gerekir. Bu olmadan Yeni Bir Saadet Dünyası’nın kurulması hayal olur. İlim, fikir, kavram, kadro ve düzen çalışmasını geri plana iten topluluklar; varlığı, eşyayı, alet ve vasıtaları, beden ve organlarını yaratılış gayesinin, amaç ve maksadının dışında kullanırlar, İslam’la batılı, amaçla aracı birbirine karıştırırlar. Bunun neticesinde hava, su, toprak ve uzay hep kirlenir. Bundan başka insanın bedeni, ruhu, beyni ve kalbi de kirlenir. Artık bu kir ve pas, gözleri, gönülleri ve kalpleri örtmüş ve adeta her tarafı bir siyah perde gibi kaplamış olur. İslam’ı emredildiği gibi yaşamayan, O’nu çağın insanlarının meselelerine çözüm olacak şekilde Adil Bir Düzen olarak ortaya koyamayan bir topluluk, faydalı değil zararlı bir topluluk olur. Allah’ın koyduğu sınırların içinde kalarak cihat etmekten uzaklaşanlar, Allah’ın yardımından mahrum kalacaklarından, karanlık ve kirli deryalarda batmamak için bocalayıp dururlar. İlim tasniftir. Tasnif edilmemiş bilgiye de ilim denmese gerekir. Hakkı üstün tutmak, ilimle olur. Elmalılı tefsirinde şöyle der; “Demek ki insan için, hakkı sevmek, hakka hizmet etmek ve sonunda Hakk’ın güzelliğine ermekten daha büyük bir mutluluk ve zevk yoktur. Fakat hakkın zevkini duymayan, onu hayal etmeye mahkûmdur. Gerçeği bilmeyen, taklit etmeye mecburdur. Allah’ı bilmeyen dünyaya sarılır, dünyayı bilmeyen hülyaya sarılır, hülyaya sarılan hakikate darılır. Yiğidi görmeyen ismine bayılır. Dilberi görmeyen resmine bayılır. Önünü görmeyen sonunda ayılır. Kanunu tanımayan, kanunda ayılır. Kitabı tanımayan hesapta uyanır. Kur’an’ı anlamayan da tercümesine dolanır.” Şu halde gerçeği görmeyenler, serapların peşinde hasret çekerek koşar koşar ve hep koşar dururlar da bir türlü ihtiyaç duydukları suya ulaşamazlar.

ÂLEM

Kâinat ve dünya Allah’ındır, göklerin ve yerin mülkü ve yönetimi Allah’ındır. Bundandır ki yeryüzünde ve semada bulunan eşya ve diğer varlıklar, Allah’ı daima tespih ederler, kendi yollarını çizen fıtrat kanunlarından ayrılmazlar. Yaratılmış oldukları gayeye hizmet ederler.

Kâinattaki her varlık, Allah’ın vurduğu mührü taşır. Bir tek insan, yaratılmış olduğu fıtrata isyan eder ve nankörlerden olur. Fıtratına yabancılaşan, fesatçı şeytanın adımlarını takip ederek fert ve topluma, en vahşi canavarlardan daha fazla zarar verir. Allah insana saadet yolunu hidayet etmiştir. İnsan, Allah’ın yoluna teslim olup şükreden bir varlık olacağına, kendi yolunu kendisi bulmaya çalışmış, nefsini, arzularını ilah edinmiş, böylelikle hayvanlardan edna, aşağılık bir varlık oluvermiştir. Sadece İslam yolu, insanı hedefe ulaştırır. İslam, insana hareket ve canlılık kazandırır. Fıtrat yolu İslam’la yol alanlar, var olurlar. Bu yolu kaybedenler ise yok olurlar. İslam; evimizin duvarına asacağımız bir levha değildir. İslam, hayatımızı, zihin dünyamızı kendisiyle şekillendireceğimiz mükemmel bir düzendir. İslamsız saadet olmaz. Bu saadete ise ilim ve takva ile ulaşılır. Allah’ın gazap ettiği şeyleri yapmakta ısrar etmek, “Müslümanlardanım” sözüne muhalefet etmektir. “Müslümanlardanım” sözüne sürekli olarak muhalefet edenler ise Siyonizm’in köleliğinden kurtulamazlar. İman ederek İslam’ın adil düzenine teslim olmuş insan; Müslüman adını alarak Adil Düzen’in gerekleri ne ise onlara uygun işler yapar ve üretimlerde bulunursa “Müslümanlardanım” sözüne sadık kalmış olur. “Müslümanlardanım” diyenler; düşünme, konuşma, davranış çalışma ve yaşamlarını, itikat, fıkıh, iktisat, siyaset, toplum ve aile durumlarını, İslam’ın Adil Düzeni’ne göre ikame etmek zorundadırlar.

OKUMAK

Mücerret okumanın kimseye bir faydası olmaz. Bir okumanın sonunda fıkhetmek, akletmek, derinlemesine bir tefekkür yoksa bu okuma boşunadır. Okunacak temel kitap Kur’an’dır. Bu konuda şu ayetler üzerinde ciddi olarak düşünmek gerekir. Nisa 82: “Onlar bu Kur’an’ı gereği gibi düşünmezler mi? Eğer O Allah’tan başkasından gelseydi, onda mutlaka birçok tutarsızlık ve çelişkiler bulurlardı.” Muhammed 24: “Kur’an’ı iyice araştırıp anlamak için düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var ki, hiçbir hakikat, gönüllerine girmiyor.” Biz Kur’an’ı inanç esaslarımızı O’ndan almak için okumalıyız. Biz Kur’an’ı; ahlakımızı, edep ve terbiyemizi, marufu ve münkeri, hayrı ve şerri, helali ve haramı, hakkı ve batılı, iktisadi ve sosyal faaliyetlerimizin temel kurallarını, O’ndan öğrenmek için okumalıyız. Biz Kur’an’ı; adil bir düzen kurmak için gerekli olan hak ve adalet ölçülerini öğrenmek için okumalıyız. Biz Kur’an’ı, Peygamberimiz ve ashabı nasıl okuduysa öyle okumalıyız. Peygamberimizin; “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı talim eden ve O’nu başkalarına talim ettireninizdir” beyanı, bu gerçeğin ifadesidir. “Kur’an nizamı” terkibi üzerinden tefekkür ederek yapılacak bir Kur’an okuması, fert ve toplum için faydalı olur. Milli Görüş’ün itibar ettiği hidayet; bütün işlerin Kur’an ve sünnetle ve salim İslam fıkhı ile görülmesidir. Feraset; olayları Kur’an’la okuyabilmektir. Dirayet ise, Kur’an nizamını hayata ikame etmek için kınamalara aldırmadan cihat etmektir. Selam hidayete tabi olanlara…