Gündem

İlim öğrenmek

İlim öğrenmek

Abone Ol

Dendi ki:

- Âlimler, yaşadıkları dönemin kandilleridir. Ve her âlim, zamanı için bir lâmbadır. Yaşadığı asrın insanları onunla aydınlanırlar.

Salim b. Ebî Caad şöyle der:

- Efendim beni üç yüz dirheme satın aldı ve azat etti. İçimden hangi san‘atı yapayım, dedim. İlmi, bütün san‘atlara tercih ettim.

Bunun üzerine, kısa zamanda temayüz ettim, halife ziyaretime geldi, ona izin vermedim.

Salih Merî, bir gün Emirü‘l-mü‘minin‘in yanına uğradı. Emirü‘l-mü‘minin onu kendi divanına oturttu.

Bunun üzerine Salih şöyle dedi:

- Hasan söylemiş, ne güzel söylemiş.

Emirü‘l-mü‘minin sordu:

-- Hasan neyi söylemiş? Salih anlattı:

- Hasan ilim, şerefli kimsenin şerefini artırır. Köleyi hürler derecesine yükseltir, dedi. Yoksa, ilim olmasaydı, Salih Merî kimdir ki, Emirü‘l mü‘minin‘in divanına otursun.

Müseyyeb, Ebû Bekir, Avn b. Abdullah‘tan naklen şöyle anlatıldı: Biri Ebû Zer Gıfarî (r.a.)‘ye geldi, şöyle dedi:

- Ben ilim öğrenmek istiyorum, ancak, onu boşa gidermekten de korkuyorum.

Ebû Zer şöyle dedi:

- İlme yaslanman, senin için cehalete yaslanmadan hayırlıdır.

Bundan sonra, Ebû Derda (r.a.)‘ya gitti, aynı şeyi sordu.

Ebû Derda (r.a.) şu cevabı verdi:

- İnsanlar ne üzere ölürlerse, öyle dirilirler.

Yâni, âlim, âlim olarak, câhil de cahil olarak dirilir.

Bundan sonra o kimse aynı soruyu Ebû Hüreyre‘ye sordu. Ebû Hüreyre(r.a.) ona şöyle dedi:

- "Kendisiyle amel edememekten korkarak, ilim öğrenmeyi terketmekten daha büyük bir kayıp yoktur.

Ebû Hüreyre (r.a.), Resûlullah (s.a.v.)‘ın şöyle buyurduğunu anlattı:

- "Dinde fıkıh ilmini öğrenmek kadar hiç bir şeyle Allah‘a ibadet edilemez.

Fıkıh ilmine vâkıf bir kimse, şeytana bin âbidden zorlu ve çetin getir.

Her şeyi ayakta tutan bir dayanak vardır; dini ayakta tutan da fıkıh ilmidir."

Şöyle anlatılır:

- Basralılar şu konuda görüş ayrılığına düştüler:

Bâzıları dedi ki:

- İlim maldan iyidir.

Bâzıları da:

- Mal ilimden üstündür, görüşünü savundu.

Bunun üzerine, İbn Abbas (r.a.)‘a elçi yollayıp durumu öğrenmeye karar verdiler.

Elçi gidip, sordu. İbn Abbas (r.a.) şu cevabı verdi:

- İlim üstündür.

Elçi şöyle dedi:

- Bunun için benden delil sorarlarsa, ne diyeyim?

İbn Abbas (r.a.) şöyle dedi:

- De ki, ilim peygamberlerin mirasıdır, mal da firavunların mirasıdır. İlim sana bekçilik eder, ancak malın bekçiliğini sen yaparsın. İlmi, Allah sevdiğine verir ama malı sevdiğine de verir, sevmediğine de. Ancak, çoğu kez, sevmediğine verir.

Şu âyeti görmez misin:

- "Eğer insanlar kafirlere imrenip de tek bir inkarcı topluluk haline gelecek olmasaydı, Rahmanı inkar eden o kafirlerin evlerinin tavanlarını, çıkacakları merdivenleri, odaların kapılarını, yaslanacak koltukları hep gümüşten yapardık." (Zuhruf sûresi, âyet: 33-34)

Sonra, ilim öğretmekle, yaymakla eksilmez. Ama, mal harcarken dağıtırken eksilir.

Mal sahibi ölünce adı unutulur. Ama ilim sahibi ölünce, ünü kalır.

Mal sahibi ölür,ama ilim sahibi ölmez.

Mal sahibi, dirhemine kadar, sorguya çekilir. Ama ilim sahibi, her sözü ile cennette bir derece alır.

Hz. Ali (r.a.) der ki:

- İnsanlar üç kısımdır:

a) Rabbanî âlim.

b) Kurtuluş yolunda ilim öğrenen kimse.

c) Diğer insanlar da, sinek sürüsü gibi boğazına çalışan kimselerdir ki bunlar, her çağıranın havasına göre yön değiştirirler.

Devam etti:

- İlim maldan hayırlıdır. İlim seni bekler, sen de malı beklersin. İlim, harcanmakla güzelleşir, mal da harcanmakla eksilir.

İlim sahipleri asırlar boyu insanlığın hafızasında yaşarlar. Bedenleri gitse bile, eserleri kalplerde kalır.

Ebû Derda (r.a.) şöyle der:

- Öğreten de, öğrenen de sevap almakta eşittirler. Çünkü, insanlar iki kısımdır: Âlimler ve ilim öğrenmeye çalışanlar. Bunlar dışında kalanlarda hayır yoktur.