İlim ışığı ile aydınlanan insan kör değildir

Abone Ol

“Bilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır”. Yazımıza Yunus Emre’nin bu güzel deyişiyle başlamamızın sebebi şudur ki, eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla birlikte, milyonlarca çocuğumuz eğitim ve öğretime başladı. Bu eğitim ve öğretim yılının ülkemize hayırlı nesiller yetiştirmesine vesile olmasını Yüce Allah’tan diliyoruz. Diliyoruz, dilemesine amma, Milli Eğitim müfredatında maneviyatçı bir neslin yetişmesi için, gerekli ve yeterli alt yapının olmadığını da maalesef müşahede ediyoruz. İktidarlarda istikrarı önemseyen, benimseyen, topluma bunu lanse edip kabul ettiren iktidar, onbeş yıldır Milli Eğitim Bakanlığı’nda ne bakan düzeyinde ne de müfredatta istikrarı sağlamış değildir.

Hemen her yıl değişen sınav sistemi, ders kitapları, hatta okula giriş çıkış saatleri istikrardan uzak bir görüntü veriyor. Evet, burası böylede özel eğitimde durum farklımı tabi ki hayır! Maneviyatçı gençlik yetiştirilmesi bir yana, güvenlik güçleri okulların çevresinde uyuşturucu tacirleri ile mücadele etmek zorunda kalıyor. Yasaklı madde kullanımı ilkokul seviyesine gelmiş, şimdi bu okullarda maneviyatçı gençlik yetiştirilmesi mümkün mü? Evet, diyeceksiniz ki özel eğitimde durum farklımı, elbette hayır, burada da vahim bir tablo var. Vereceğimiz örnek geçmiş tarihten amma, insanı insanlığından soğutuyor. Şöyle ki, Türkiye’de görme engelli okulların ilk açılışı ellili yıllara dayanır. O dönem görme engelliler okullarına atanan öğretmenlerin ekseriyeti, materyalist zihniyete sahiptir. Bu öğretmenler, görme engelli öğrencilere Allah sizi sevseydi gözlerinizi kör etmezdi diyerek bu çocukları inkârcı, Allah’a düşman ve isyankâr şeklinde yetiştirdiler. Halen bugünde bunların izleri kaybolmuş değildir. Hatta örgütlü sivil toplum hareketi içinde faal ve aktif haldedirler. İnançlı insanlara da dinci, kaderci gerici sıfatlarını yakıştırdılar.

Hâlbuki ilim ışığı ile aydınlanan insan kör değildir. Asıl körlük cehalettedir. Onun için eğitim öğretim, okullardaki dersler ilim irfan sahibi olmak ve cehalet körlüğünden kurtarmak için olmalıdır. İnancımızın temel esaslarından biride ”OKU” emri değimlidir. Ki, bu okumanın manası Yunusun dediği gibi “Kişi kendini bilmelidir”. Hazreti Ali (ra) Efendimiz bir sözünde “Bana bir harf öğretene kırk yıl köle olurum”. Bize kırk yıl köle olabilecek zihniyette öğretmenler lazım. Hele de bu özel eğitimde elzemdir. Efendimiz (sav); “İlim Çine’de olsa gidip alınız” diye buyurarak, ilmin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Lakin bu ilim manevi yani müspet ilim olmalıdır. Âşık Ruhani de bu hadisi şerife atfen bir şiirinde şunları söylemiş;

Aklım olsa İlim derdim,

Tahsile Çin’e giderdim.

Kurşuna nefret ederdim,

Ben kalemden güç alırdım.

Evet, şairin dediği gibi, kaleme, ilime önem veren, kurşuna teröre nefret eden, bir gençlik yetiştirilmesi için iktidarın Milli Eğitim politikalarını sil baştan ele alarak kalıcı, gerçekten milli ve maneviyatçı politikalar geliştirilmelidir. Lakin on beş yıldır bunlardan görmediğimiz icraatları beklemek hayalcilik olur diyebilirsiniz. O zaman çare nedir diyecek olursanız Milli Görüş’ün yani Saadet Partisi’nin iktidar olmasıdır. Vesselam…