İlim, İrfan, Medeniyet, Aşk, Şevk, Ruhanî Heyecanlar, Mânevî Neş'eler Gelsin?

Abone Ol

Muhterem din kardeşim Küçük Caminin kısa ve tek şerefeli

minaresini yıkıp yerine füze gibi uzun üç şerefeli yeni bir minare yapmak

istiyormuşsunuz. Aman bana bu uzun ve çok şerefeli minarelerden hiç

bahsetmeyiniz. Duymak bile istemiyorum. Duyarsam cinler başıma toplanıyor.

Benim uzun minare üç şerefe diye bir sıkıntım, gündem maddem yok. Bu konuda

size bir lira bile yardım edemem. Allah cümlemize akıl fikir versin

Camiye klima koyacakmışsınız, bendenizin öyle bir derdi

ve sıkıntısı yoktur. Size az veya çok yardım edemem. Bana darılırsanız ve

camiye gelmemi istemiyorsanız haber verin (Klima alırsanız, o iğrenç ve pis

cihazların önünü ve yanlarını kafesle kapatın ki gören medeni Müslümanların

gözleri rencide olmasın. )

Minarede dört hoparlör varmış. Bunların sayısını sekize

çıkartmak istiyormuşsunuz. Aslında daha fazla hoparlör istiyormuşsunuz ama

şerefe müsait değilmiş. Bu konuda da size zırnık yardım yapamam. Sizin camiye

bilemediniz iki hoparlör yeter. Sekiz hoparlör yerleştirmek çılgınlıktır. Sabah

namazında camiye yedi ya da sekiz kişi geliyor. Siz hoparlörleri sonuna kadar

açıp, bînamazların bazısından hakaret işitiyorsunuz. Böyle bir şeye alet ve

destek olamam.

Cami avlusuna modern ve lüks bir helâ yapılacakmış, cami

işlek bir yol üzerindeymiş. Namaz kılmayan, oruç tutmayan kalabalık bu lüks

helâda teşarşür edip her biri bir lira bırakacakmış. Böylece WC darphane gibi

para basacakmış. Böyle saçma sapan şeyleri duymak bile istemiyorum.

Camiinin kadınlar bölümündeki kafes ve perdeleri,

Feministlerden korkarak çıkartmışsınız. Çok kötü bir şey yapmışsınız. Feministlerden

korktuğunuz kadar Allah tan korksanıza!..

Camii şadırvanı Camilerin içinde ve dış cephesinde

yürüyen kırmızı ışıklar Yine çok zevksiz ve kaba, ışıklı namaz vakitleri

Yellengeçler Kapılardaki ayakkabı poşeti sandıkları Mihrabların bazısındaki 5-6

mikrofon Bunlar yetişmiyormuş gibi yakalara takılan kablolu seyyar mikrofon

Bunları ne gözüm görsün ne kulağım işitsin.

Benim dinim yüksek minare, bol şerefe, hoparlör, seyyar

ve sabit mikrofon, klima, vantilatör, soğuk su cihazı, paralı WC, yürüyen ışıklı

cihaz lojman dini değildir.

Mimarlığa ve camii sanatına uymayan her yeni camii İslam

medeniyetine sırtından saplanmış bir hançerdir. Camii ve minare hoparlörlerini

aşırı şekilde açmak; ibadete, cemaate, ezana, Kur an tilavetine, tesbihata

hıyanettir.

WC Camilerini ticarete konu etmek, en hafif tabirle

ayıptır.

Yakın tarihimizde binlerce camimizdeki kıymetli el

dokuması halı ve kilimler atıldı, halı mafyasına kaptırıldı; yerlerine anilin

boyası, sanatsız iğrenç yaygılar serildi Yazıklar olsun!..

Tarihi camilerimizdeki on binlerce levha yok edildi.

Sultan Abdulhamid in cuma namazı kıldığı camii bir hat müzesi gibiydi. Şimdi

gidin bakın, hiçbiri yerinde yok; tam takır olmuş o kudsî makam

İslam düşmanları, ahmaklar, bid atçiler imamlığı namaz

kıldırma memurluğuna dönüştürdüler. Boyları devrilsin! Bazı imamların

cüppelerine bakıyorum da utancımdan yer yarılsa da içine girsem diyorum.

Hutbelerde vaazlarda lisân, edebiyat, gramer, vurgu

hataları yapılınca utanç duyuyorum.

Bendeniz, camilerde ilim, irfan, hikmet, güzel nasihat,

güzel tilavet, ruhaniyet istiyorum Sabah namazlarında camilerin cumalarda

olduğu gibi dolmasını istiyorum. Cumalarda cemaatin sokaklara, caddelere,

meydanlara taşmasını istiyorum. Namaz kılmayanların bile sabah ezanı dinlemek

için yataklarından doğrulmalarını istiyorum. Ezanlarda, namazlarda, vaazlarda

cemaatin bir kısmının ağlamasını istiyorum.

Ey hoparlörler!.. Ey mikrofonlar!.. Ey vantilatörler!..

Ey klima cihazları!.. Ey soğuk su aletleri!.. Ey o iğrenç anilin boyalı

halıları!.. Ey o yürüyen kırmızı ışıklar!.. Ey men women lı paralı cami

WC leri!.. Ey makbuzsuz para toplamaya mahsus kırık masalar, plastik

leğenler!.. Görünmeyin gözüme!..

Huz ma safa da ma keder. Hoparlörler gitsin. Yerine ilim,

irfan, hikmet, fıkıh, derin İslam kültürü, İslam medeniyeti, harika ezanlar,

insanları heyecan ufuklarına götüren Kur an tilavetleri, cemaati ağlatan vaaz

ve nasihatler gelsin Aşk gelsin, şevk gelsin, neş eteyn gelsin

(İkinci yazı)

DİNÎ KONULARI MAGAZİNLEŞTİRMEK

Bazı ilahiyatçıların, İslamcıların, gazetelerin,

televizyonların bilhassa şu mübarek ramazan ayında dinî konuları

magazinleştirmelerini, rant ve reyting konusu yapmalarını üzüntü ve nefret ile

protesto ediyorum. Bunu en fazla Sabataycılar, Kriptolar, iki kimlikliler

yapıyor ve resmen İslam la, Müslümanlarla alay ediyorlar.

Maalesef bazı şaşkın Müslümanlar da bu tuzaklara düşüyor,

bu zokaları yutuyor.

Bu Ramazan dağıtıldı mı bilmiyorum, bundan önceki

ramazanlarda

Birtakım harbî dinsiz gazetelerin, okuyucularına dinî

kitaplar hatta Kur an tercümeleri dağıttıkları görülmüştü. On bir ay boyunca

İslam a savaş ilan ediyor, Ramazan gelince Kur an tercümesi dağıtıyor. Onlara

mı kızayım, bu oyuna gelen saf ve cahillere mi

Ülkemizde seviye çok düşmüştür. Ciddiyet, vakar, asalet,

dürüstlük şişeleri taşa çalınmıştır.

Dinî konuları magazinleştirmek küfre kadar gidebilecek

bir hafife almadır.

Dinî konular yılışıklık, bayağılık, zevzeklik,

hokkabazlık kabul etmez.

Gazetelerde Tv lerde dinî program yapan muhterem ve ciddî

hocalara hürmet ederim. Onlara bir şey dediğim yoktur. Lakin onların sözlerini

bile çarpıtan medya organları vardır. Bu ciddiyetsiz ve seviyesizlere teessüf

etmek gerekir.

Bir de zıvanadan çıkmış reformcular, dinde yenilikçiler,

dinde değişimciler, mezhepsizler, Sünnet düşmanları, şazz görüşlerin

taraftarları var ki onları kınamamak mümkün değildir.

İmsak olmuş, oruç başlamış aradan bir buçuk saat geçmiş

adam hem oruç tuttuğunu iddia ediyor hem de kameraların karşısında lıkır lıkır

su içiyor. Bu kişi akıllı mıdır, deli midir

Böylelerinin meşhur olmak için yapmayacakları yoktur.

Sevgili Müslüman kardeşlerimden rica ediyorum:

Dinî konuları magazinleştirenlere alet olmayalım. Onların

programlarını seyretmeyelim. Ekmeklerine yağ sürmeyelim.

Dinî sorularımızı icazetli ve ciddi Ehl-i Sünnet

hocalarına soralım.

Hanefî mezhebine bağlı her Müslümanın başucunda merhum

Ömer Nasuhî Bilmen hazretlerinin Büyük İslam İlmihali bulunmalıdır. Şafiî

mezhebine bağlı olanlar da o ayarda güvenilir, sahih, muteber, bir Şafiî

ilmihali edinmelidir. Dinî sorularımızın cevaplarını böyle kitaplardan

öğrenmeliyiz.

Reformcuların, Fazlurrahmancıların, Afganîcilerin,

BOP cuların, light ve ılımlı İslamcıların, Mezhepsizlerin, Kemalist

ilahiyatçıların ilmihalleri ve dinî kitapları alınmamalı, okunmamalı, onlara

güvenilmemelidir.

Dinî konularda alay etmek, farzları haramları hafife

almak, Sünneti inkar etmek, üzerinde icma olan zaruriyat-ı diniyeyi kabul

etmemek, dini meseleleri anlatırken tahkir edecek şekilde he he he diye

edepsizce gülmek İşte bunlar kişinin ayağını kaydırır, Allah saklasın farkında

olmadan küfür uçurumuna yuvarlar.

Din ilimlerinin ticarete, bezirgânlığa, zengin olmaya,

voli vurmaya, köşeyi dönmeye alet edilmesi haramdır. Bu haramı işleyenler de

hayır, bereket, meymenet yoktur. Onlar, acı karpuzlar gibidir; dışları yeşil,

içleri kıpkızıl

Öyle bir devirde yaşıyoruz ki Allah encamımızı

hayreylesin.

(Feministler camilerde erkek cemaatiyle kadın cemaatinin

karıştırmak istiyorlar. Çeşitli camileri dolaşan dostlarım anlatıyor, bazı

yerlerde kadın erkek iç içe Fıkha göre bu çok sakıncalıdır, bir kısım

erkeklerin namazları bozulabilir. İslam tarihinde 1400 yıl boyunca görülmemiş

bu fitneyi çıkartanlara beddua ediyorum. İşleri rast gitmesin. Kaldırttıkları

perdeler ayaklarına dolaşsın )

            06.08.2013