İlim ehline, Hoca efendilere, Akademisyenlere ve STK’lara Çağrı

Abone Ol

Irak’ın işgalini, Kaddafi’nin linç edilişini, Mısır darbesiyle Müslümanların meydanlarda katledilişini, Suriye’deki iç savaşı, göçmenlerin Akdeniz’de boğuluşunu canlı yayınlarda izleyenler olarak artık sıranın bize geldiğini çok net biliyoruz. Sınırları değişecek 22 İslam ülkesi içinde yer aldığımızdan, büyük İsrail’in kurulacağı topraklar üzerinde bulunduğumuzdan yani Siyonist ve Emperyalist mihrakların ana hedefi olduğumuzdan adımız kadar eminiz.

Son yapılan darbe göstermiştir ki, Stratejik ortak da olsak, müttefik ülke de olsak, İncirlik ve NATO üslerine müsaade de etsek, İsrail’le de barışsak bu zalimlerin ve onların hain kuklalarının bu coğrafyayla ilgili planları asla değişmeyecektir. Darbe sonrası bizi AB’ye almamakla, NATO’dan çıkarmakla tehdit eden, yaşanan gelişmeleri, tasfiyeleri kaygıyla takip ettiklerini söyleyen başta ABD ve batı ülkelerinin bu tavrı bunun en bariz örneğidir. Muhterem hocamız Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN’ın dediği gibi domuzdan post gavurdan dost olmayacağı büyük veballer ve bedellerle bir kez daha anlaşılmıştır.

Şimdi yapılması gereken, son günlerde oluşan toplumsal birlik ve beraberliği bir fırsata çevirerek kendi özümüze, tarihimize, değerlerimize, ruh kökümüze dönüşü hızlandırmak ve verilecek bu büyük mücadele için hazırlık yapmaktır.

Tarihin bu döneminde ilim adamlarımıza, hoca efendilerimize, sivil toplum örgütlerimize düşen görev, devlet büyüklerimizi ve halkımızı daha güçlü ve açık bir şekilde İslami çözümler, idealler ve hedefler doğrultusunda yönlendirmek, ikna etmek ve onlara rehberlik etmektir. Bu kaostan İslam’dan başka çıkış olmadığını yüksek sesle haykırmaktır.

Her zaman olduğu gibi özellikle kriz ve bunalım zamanlarında İslami çözüm önerilerini, çıkış yollarını, Kur›an ve sünnet merkezli teklifleri etkili bir şekilde gündeme getirmek ilim adamları ve İslami stk›ların üzerine farzdır.

Bu zor zamanda ilim adamlarımıza, hoca efendilerimize, tarikat ve cemaatlerimize düşen en büyük görev, hem yetkilileri hem de halkımızı “Siz onların dinine uymadıkça onlar sizden asla razı olmazlar” (Bakara, 2/120) ayetinde belirtildiği gibi stratejik ortak olmamıza, AB’ye adaylığımıza, BOP projesinde rolümüze, Medeniyetler ittifakında yer almamıza, İsrail’le barışmamıza rağmen bizden razı olmayacaklarsa, bizi yok etme hedeflerinden ve bedel ödetmekten vazgeçmeyeceklerse “O halde şimdi aslımıza, özümüze, değerlerimize, ruh kökümüze dönmenin tam zamanıdır” diyerek uyarmak, yönlendirmek ve ikna etmektir. Madem bizden razı olmayacaklar ve her şekilde bize bir bedel ödetecekler öyleyse bu bedeli batıya bağımlılıktan kurtulup kendi değerlerimize dönüşümü hızlandırarak ödeyelim.

Müslüman akademisyenlerimize, fikir ve düşünce adamlarımıza düşen en büyük görev “Kâfirler birbirlerinin dostudur, yardımcılarıdır. Eğer siz de bunu yapmazsanız (onlar gibi yardımlaşmazsanız) yeryüzünde bir fitne, fesat ve bozgunculuk olur.” (Enfal, 8/73) ilahi emri gereği, memleketimizin batıya bağımlılığına bir son verecek alternatif projeler geliştirip bunları yöneticilerine sunmak, AB, BM, NATO gibi yapılar aracılığıyla yardımlaşan emperyalizme karşılık, bizim de Müslümanlar olarak “İslam Birliğimizi”, “İslam NATO’muzu”, “İslam Barış Gücümüzü”, “İslam Birleşmiş Milletlerimizi” kurarak yardımlaşmamız gerektiğini haykırmaktır.

Her bela ve musibet gibi tüm bu yaşananların, terör saldırılarının, ihanetlerin, darbelerin de bizi hatalarımızdan dönmeye, Kur’an ve Sünnete sarılmaya sevk eden ilahi uyarılar olduğunu unutmayalım.