Ne demekse; Zorla Müslümanlaştırılmış Ermeniler konferansı…
Hrant Dink Vakfı’nın Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü ortaklığı ve Malatya Hayder - Malatyalı Hayırsever Ermeniler Kültür ve Dayanışma Derneği işbirliği ile gerçekleştireceği bir konferans.
2-4 Kasım 2013 tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall binasında gerçekleştirilecek olan organizasyon “zorla Müslümanlaştırılmış, asimile edilmiş Ermenilerle” ilgili şimdiye dek düzenlenmiş en kapsamlı konferanslar dizisi şeklinde gerçekleşecek.
Konferanstan bazı ayrıntıları da paylaşalım;
Düzenleme komitesi şu isimlerden oluşuyor:
Ayşe Gül Altınay,
Sibel Asna,
Fethiye Çetin,
Delal Dink,
Ayşe Kadıoğlu,
Ayfer Bartu Candan,
Emine Kolivar,
Hosrof Köletavitoğlu.
Konferansın Bilim Kurulu’nda da ilginç isimler bulunuyor:
Ahmet İnsel (Galatasaray Üniversitesi),
Andrea Petö (Central European University) ,
Ayfer Bartu Candan (Boğaziçi Üniversitesi),
Ayşe Gül Altınay (Sabancı Üniversitesi),
Boghos Levon Zekiyan (Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi),
Hülya Adak (Sabancı Üniversitesi),
Jackie Mansourian,
Murat Yüksel (Koç Üniversitesi),
Raymond Kevorkian (Paris 8 Üniversitesi),
Ronald Grigor Suny (Michigan Üniversitesi),
Selim Deringil (Boğaziçi Üniversitesi),
Vahe Tachjian (Houshamadyan),
Zeynep Türkyılmaz (Dartmouth College).
***
Konferansın açılış konuşmaları, Rakel Dink (HRANT DINK VAKFI), Gülay Barbarosoğlu (BOĞAZIÇI ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ), Hosrof Köletavitoğlu (MALATYA HAYDER BAŞKANI) ve Ayşe Gül Altınay (HRANT DİNK VAKFI VE SABANCI ÜNİVERSİTESİ) tarafından gerçekleştirilecek.
Cemal Uşşak ve Hidayet Şefkatli Tuksal “Din ve Kimlik” konulu Yuvarlak Masa tartışmacıları arasında olacak.
Bazı konu başlıkları ise şöyle;
Ishkhan Chiftjian: Hayatta Kalma ve/veya Kaybolma Aracı Olarak Müslümanlaşma: 1915 Soykırımı Sırasında Ermenilerin Müslümanlaştırılma Pratikleri ve Kuramları.
Cafer Sarıkaya: Lokum Kaldı Yadigâr: Karadeniz’deki Müslümanlaş(tırıl)mış Ermeniler ve Bir Lezzetin Direniş Öyküsü.
Adnan Çelik: Müslümanlaş-tırıl-mış Ermeni Ailelerin Hayatta Kalma Stratejileri: Diyarbakır-Pasûr (Kulp) Örneği.
Ümit Kurt / Murad Uçaner: 1915 Ermeni Soykırımı Sırasında Müslümanlaştırılmış Besni Ermeni Yetimlerinin Hikayesi’nden Bir Kesit.
Hranush Kharatyan: “Dersimliyim”: Dersimliler ve Dersim’in Alevileşmiş Ermenileri Arasında Kimlik Tanımlamalarından Kaçınmaları.
Helin Anahit: Hafıza Irmakları: Müslümanlaş-tırılmış Ermenilerin Sesi Üzerinden Kolektif Hafıza ve Kültürel Varsayımların Peşinden Gitmek.
***
Konferansın yapılma gerekçesi ise şu cümlelerle dile getiriliyor;
19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başı Osmanlı coğrafyasında önemli siyasal ve toplumsal dönüşümlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu dönüşümlerden bazıları bireysel ve kitlesel din değiştirme deneyimlerini içermiş, çeşitli zamanlarda ve süreçler sonucunda Müslümanlaş(tırıl)an çok sayıda Ermeni olmuştur.
Özellikle de 1915-16 yıllarında Müslümanlaş(tırıl)an Ermenilerin sayısında önemli bir artış yaşanmıştır. Tam sayılarını bilememekle birlikte, Müslüman aileler tarafından evlat edinilen bazı Ermeni çocukları ve gençlerinin 1915 ölüm yürüyüşü ve katliamlarından bu yolla kurtulduklarını biliyoruz.
Yetişkinler arasından da Müslümanlarla evlenerek kurtulan kadınların ve daha az sayıda olmakla birlikte, erkeklerin olduğunu; daha istisnai durumlarda ise, bir ailedeki, mahalledeki, veya köydeki Ermenilerin önemli bir kısmının Müslümanlaşma yoluyla hayatta kaldığını da biliyoruz.
Bu şekilde hayatta kalan Ermenilerin bir kısmı – özellikle de erkekler – ilerleyen yıllarda Ermeni aileleriyle tekrar bir araya gelmiş olsalar da pek çoğu Türk, Kürt, Arap isimleri alarak/verilerek hayatlarının kalanını ‘Müslüman’ olarak geçirdiler, hikâyeleri kendilerinde saklı kaldı.
Yakın zamana kadar hiçbir tarih anlatısı Müslümanlaş(tırıl)arak hayatta kalan Ermenilerin hikayelerine yer vermezken, son yıllarda bu suskunluk perdesi artan sayıda roman, hayat hikayesi, tanıklık ve tarihsel araştırma ile aralanmaya başlandı.
***
Konferansın kriptolarını ve açıklanırsa sonuç bildirgesini merakla bekliyorum…
Daha çok merak ettiğim husus ise şu; Aramızda dolaşan, belli makamlara gelen/getirilen kaç tane bu kategoriye giren kişi/kişiler var, acaba
Gerçi, bir insan inancında samimi ise, ihlaslı bir Mü’minse onun kökeninin, ırkının nasıl bir önemi olabilir ki
Önemli olan takvada yarışabilmek…
Öyle değil mi
BU KADARI DA CAN SIKICI…
Canan Arıtman…
Eski CHP milletvekili…
Sivri dilli…
TBMM tartışmalarında hep ön planda olan, zaman zaman da olmadık tuhaf hareketlerin içinde yer alan bir politikacı…
Nedense Kemal Kılıçdaroğlu, 2011 seçimlerinde Arıtman’a fazlaca yüz vermedi.
Ama o üst perdeden, biraz da arsızca konuşmalarına, açıklamalarına devam ediyor.
Son açıklaması şöyle:
“Bu kadınlar (başını örterek TBMM’ye girecek olan vekiller) aptallık yapmasınlar. Bir süre sonra başı açık kadınlar vekil olamayacak. Öğretmen öğrenci için rol modeldir, başörtülü olamaz. Meclis’te başörtüsü provokasyondur. Örtünmek, kadını aşağılayan, eşitsizleştiren bir olgudur. Hacca giden milletvekilleri gerçek hacı değiller. Onların kazandığı para helal değil.”
Asıl, düpedüz provokasyon kokan bu cümleler…
Düpedüz hakaretâmiz sözler…
Canan Arıtman’a sormak lazım;
Madem hacca giden milletvekilleri gerçek hacı değiller;
Madem, milletvekillerinin kazandığı para helal değil.
O halde şu soruya cevap verebilir misiniz;
“Canan hanımcığım; siz parlamenter iken ve de sonrasında emekli milletvekili olarak devletten kazandığınız paraları devlete iade edecek misiniz, etmeyecek misiniz ”
Soruma cevap bekler, saygılar sunarım, Canan hanımcığım…
OKUR HATTI…
ESSELAMÜ ALEYKÜM!
Allah (c.c.) haccınızı kabul eylesin! (Âmin)
Yazınızda Efendimiz’in (s.a.v.) dişini ifade ederken kullandığınız “kıpkırmızı bir yakut” ifadesi bugünkü gazetenin inci sözü ! Bu kadar güzel bir teşbihten ve yazıdan dolayı tebrik ederim!
Geçen yılın hac döneminde yedi haftamı geçirdiğim mübarek beldeleri adeta yeniden ziyaret ettim!
Tevafuk; bu aralar birçok hususta Hz. Hamza (r.a.) şehadetini örnek veriyorum.
Yazılarınızın takipçisiyim. Baki selamlar.
(S.Gül/BERLİN Milli Görüş Teşkilatı)
NOT: Bugün 30 Ekim 2013 Çarşamba… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Son hazırlanan Demokratikleşme Paketi sanki yeni ve sivil Anayasa çalışmalarını sekteye uğrattı, yavaşlattı. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…