Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Hiçbir bahane haramı helal yapmaz, hiçbir beşeri kural Allah’ın koyduğu kuralın yerini tutmaz. Bir toplum, Peygamberlerin Allah’tan alıp insanlara tebliğ ettiği hak ve adalet esaslarına uyarsa, bu esaslara itibar eden adil bir düzeni ülke yönetimine ikame ederse saadet bulur. Eğer toplum, peygamberlerin tebliğ ettiği ve örnekliğini yaptıkları hak ve adalet yolundan sapıp, ırkçı emperyalizmin, AB cahiliyetinin kuvveti ve çıkarı üstün tutan zihniyetini ve düzenini hayatlarına ve devlet yönetimine ikame ederlerse, o zaman zillete düşerler ve zulme uğrarlar. Bu temel kural ile günümüz meselelerini değerlendirecek olursak, ilk tespit etmemiz gereken şey, ülkemiz yönetimine hâkim olan zihniyetin Batı cahiliyeti, düzenin de bu cahiliyetin ürünü olan faizci kapitalist nizam olduğu durumudur. Ülkemizi ahlak, eğitim, ekonomi ve dış politikada sıkıntılı durumlara düşüren, bu Batı zihniyeti ve bu zihniyetin benimsediği materyalist eğitim ve faizci kapitalist nizamdır. Biz batı ahlakını esas alarak sağlıklı bir aile kurumunu inşa edemeyiz. Biz materyalist bir eğitimi esas alarak kaliteli ve manevi değerlere bağlı, hak ve hukuku gözeten bir nesil yetiştiremeyiz. Faizci kapitalist düzen uygulamaları ile de üreten, halkının ihtiyaçlarını kolay ve ucuz olarak karşılayacağı “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye’yi” inşa edemeyiz. Yine biz, ABD , AB ve İsrail ile stratejik ortaklığı esas alan bir dış politika ile de ülkemizi onurlu bir ülke haline getiremeyiz. Eğer biz, millet olarak tarihteki şerefli yerimiz almak istiyorsak Milli Görüş’e, Adil Düzene dönmek zorundayız.
DURUMUMUZ
Türkiye, Batı zihniyetinin ve faizci kapitalist düzenin sebep olduğu sıkıntılar ile boğuşup durmaktadır. Bu sıkıntılar şunlardır: 1. Toplumsal çatışma ve kamplaşma: Bu sıkıntının temelinde, batı ürünü zulüm siyasetinin benimsediği kin ve nefret dili bulunmaktadır. Bu dil, müzakere imkânlarını yok etmekte, toplumda kin ve nefreti derinleştirmektedir. 2. Terör: Terör bizim en önemli meselemizdir ve bu, materyalist eğitimin, işsizlik üreten yönetim tarzının başımıza sardığı bir beladır. 3. Bozulan adalet sistemi: Adalet mülkün temelidir. Ülkemizde adalete güven kalmamıştır. Bu ciddi bir meseledir. 4. Eğitim keşmekeşi: Eğitime tam bir keşmekeşlik hâkimdir. Okullar vasıflı insan yetiştirme yerine sadece diploma veren bir yapıya bürünmüştür. 5. Çelişkiler yumağına dönen dış politika: Ne yazık ki etkisiz ve dışlanır bir ülke haline geldik. Dost kabul edip ittifak kurduğumuz ülkeler, bizi alenen arkamızdan hançerliyor. 6. Ekonomik darboğaz: Ülke ve millet olarak büyük bir borç batağı içindeyiz. 7. Ahlaki ve manevi yozlaşma: Ahlaki ve manevi tahribat artıyor. AB’yi bir medeniyet projesi olarak benimsediğimizden beri aile kurumumuz çöküyor. Bu sıkıntılar; yürütülen “faizci kapitalist şer ve zulüm düzeninin” doğal sonucudur. Milli Görüş ilacından kaçan, Batıcılık hastalığına yenik düşer.
YAŞANILAN OLAYLAR
Yaşanan terör olayları yüzünden her güne şehit haberleri ile uyanıyor, her akşama şehit haberleri ile ulaşıyoruz. Kürtlerin ve Türklerin bin yıllık kardeşliği bu terör belasından kurtulmamızı sağlayacak güçtedir. Bizleri bir arada tutan sağlam bir inancımız vardır. İnancımızın düzenine dönecek ve kardeşliğimizi yeniden inşa edeceğiz. Son günlerin önemli konularından birisi de Suudi Arabistan ’da yaşanan olaylardır. Umarız ki bu operasyonların arkasında ABD ve İsrail yoktur ve bu gelişmeler Büyük Ortadoğu Projesi’ne hizmet etmez. Suudi Arabistan ile İran arasında, savaş çağrısına kadar varan, tehditkâr açıklamalar başka bir üzüntü sebebidir. Atılacak yanlış bir adım, Müslümanların değil, Batı ve Siyonizm’in karanlık emellerine hizmet edecektir. Tankımızı, uçağımızı, helikopterimizi yaptık şimdi sıra yerli otomobile geldi. Araba motoru 1960’ların gündeminde de vardı. 1960 yılında bir babayiğit çıkmış, “Türkiye’nin kendi otomobilini, motorla birlikte, üretebileceği” fikrini ilk kez gündeme getirmiş ve bunun mücadelesini vermişti. Devrim otomobili 129 günde üretildi. 15 yıldır yerli bir otomobil üretilemedi, şimdi üretilecekmiş, dileğimiz üretilmesidir. Geçen yıl Ankara Belediyesi bir yılda 174 milyon, Bursa 170 milyon, İstanbul 91 milyon TL faiz ödemiştir. 2017’de genel bütçeden faize ayrılan para ise 57,5 milyar lira idi, faiz ödemesi 60 milyarı aştı. Bu rakam 2018’de 71,7 milyar TL’ye, 2019’da 85 milyar TL’ye, 2020 de ise 96 milyar TL’ye çıkacakmış. Bu rakamlar hükümetin bütçe raporundan alınmıştır, haberiniz olsun. Resmi işsizlik 3,5 milyon kişiye ulaşmıştır. 15 yılda 6 defa bakan 16 defa sistem değiştirilmiş ama hala şikâyet edilen eğitim sistemsizliğimiz var. Eğitimi, ekonomiyi, adaleti geçtik, cam filmi konusunda bile 1 yılda 3 defa karar değiştirdi hükümet, şimdi de yeniden değerlendireceğiz diyorlar. ByLock’u zoka ile yutturdular iddiası araştırılmalı ve biran önce çözülmelidir.
BİR BABAYİĞİT
Bir babayiğit aranıyor sözü, son dönemlerin en önemli gündem maddesi haline geldi. Türk Dil Kurumu’nun tarifine göre babayiğit; “özü sözü bir olan” demektir. Özü başka sözü başka olanlar, dün dediğini bugün unutanlar, sürekli yanılanlar ve yeni yanılmalara yelken açanlar arasından babayiğitlerin çıktığı görülmemiştir. Bu babayiğit, özü ve sözü bir olan, yanılmayan, yanıltmayan, sözünü ve özünün unutmayan, hidayeti, feraseti, dirayeti sağlam olanlar arasından çıkar. Milli Görüş’ün- Saadet Partisi ’nin merhum lideri Erbakan Hocamız aranan babayiğitler başı idi. Hiç şüpheniz olmasın ki, aranan babayiğitlerin barındığı tek ocak Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi kurtuluşun ilacını temsil ediyor. Bu gerçektir ve fark edildiği an milletimizin kurtulduğu gün olacaktır. Selam hidayete tabi olanlara…