Zaman zaman tarımın problemlerini dile getirmeye çalışıyorum. Bunu yaparken de hayatın akışı içinde karşılaştığım sıkıntıları aktarmaya, masa başı ahkam kesmekten kaçınmaya dikkat ediyorum.. Bugün de yine bir sohbette edindiğim bilgileri aktararak eğer ilgi duyarlarsa yetkililerin konuya dikkatini çekmeye çalışacağım.. Dış gelişmelerden fırsat bulup eğer içerideki insanımızın derdine zaman ayırabilirlerse çiftçimiz gerçekten perişan.. Öylesine perişan ki tarımda üretim giderek azalıyor, böyle giderse tarım dışında yapacak bir iş bulan çiftçilerimiz tarımdan çekilecek durumda.
Bugün buğday tarımı yapan çiftçimiz sattığı fiyatla yaptığı masrafı karşılayamadığını söylüyor.. Geçmişte traktörünü yenileyebilen insanlar artık bırakın traktörü yenilemeyi altındaki binek arabasını satma noktasına gelmiş durumda. Tarımda başta mazot olmak üzere girdilerde sürekli olarak fiyat artışları yaşanırken buğday fiyatlarındaki artışın girdilerdeki artışı karşılamadığı belirtiliyor.. Belirtilmenin de ötesinde bizzat görüştüğüm çiftçilerin ortak şikayeti bu.. Her halde tüm çiftçiler ağız birliği ettiler de insanları kendilerine acındırmak için işlerinin kötü olduğunu söylemiyorlar.. Benim insanım zaten buna tenezzül etmez.
Konya yöresinde nohut ekmiş olan çiftçiler de toptancı tüccarın insafına terk edildiklerini, bunun için de ilk başlarda 1.00-1.20 YTL ye satabilirlerkenken bir anda fiyatların 80 yeni kuruşa düştüğünü, fiyatlardaki düşmenin devam ettiğini yine bu işle uğraşan bir kardeşimden dinledim. Domates de böyle, taze ve kuru fasulye de böyle.. Sebze ve meyvede hep böyle..
Kısacası çiftçi ürettiği malı sattığında elde ettiği gelirin emeğini korumadığıni düşünürken, buna karşılık tüketicinin hali de perişan.. Bir yanda çiftçinin ürettiği tarlada kalıyor ya da ölü fiyatına elden çıkarmak zorunda kalıyor.. Buna karşılık bizim gibi Büyükşehirlerdeki tüketicelere de çiftçinin elinden ucuza çıkan mallar çok pahalıya ulaşıyor.. Öyle ki katlana katlana pazara ya da marketlere geliyor.
Üreticinin ucuzluktan tüketicinin ise çok pahalı olduğu için alamamaktan şikayet ettiği bir mekanizmaya bu ülkeyi yönetme durumunda olanların müdahale etmesi gerekmez mi Bu ülkenin üreticisi de tüketicisi de bir avuç aracının insafına terkedilmiş olabilir mi Terkedilmiş ise buna göz yumulabilir mi
Bizden hatırlatması.. Böyle giderse bilinsin ki, tarım ürünlerinin tamamı bir süre sonra dışarıdan ithal edilecektir.. Kendi üreticimize çok gördüğümüz fiyatın çok üzerinde dışarıdan alıp tüketicimize de yerli ürünlerin çok üzerinde fiyatla satmak durumunda kalacağız.. Son yıllarda zaten bunun örneklerini görmeye başladık.. Söz gelimi yerli elmalar dalında çürürken,150 yeni kuruşa alıcı bulamazken marketlerde ithal elmanın kilosu 2.5-4 YTL arasında satılıyor.. Bu ülkeyi yönetenler bunda bir terslik görmüyorlar mı Bizim işimiz Avrupalı çiftçiyi mi beslemek Kendi çiftçimiz sefaletle boğuşurken diğer ülkelerin çiftçilerine destek çıkmanın mantığı olabilir mi
Bu gidişe dur diyecek tarım politikaları hayata geçirilemez mi
Eğer hem üreticimizi hem de tüketicimizin menfaatini koruyacak bir tarım politikasının uygulamaya geçirilmesi biraz daha gecikecek olursa bilinsin ki, bu ülkenin geleceği karanlıktır..