Sİyasal iktidarı belirleyen ana faktörün kültürel iktidar
olduğu herkesçe bilindiği halde bu gerçeğin Müslüman coğrafyasında siyaset
adamları tarafından yüz yıldan fazla süredir görmezden gelinmesi İslâm
dünyasında büyük bir buhran doğurdu. Maalesef çoğu siyasetçinin kendi kültür
adamlarına güvenmemesi İslâm ülkelerinde büyük bir iktidar boşluğu oluşturdu.
Müslüman halklar çoğunlukla siyasal iktidarlarının kendilerini temsil
etmediğinden yakındı ve yakınmaya da devam ediyor. Yüz milyonlarca Müslüman,
farklı ülkelerde birbirinden farklı rejim ve yönetim anlayışlarını denese de
büyük bir idari kriz içerisinde. Ve pek çok İslâm ülkesinde egemen olan
siyasi yapı, ehl-i sünnet Müslümanlarına karşı bir baskı ve dışlama politikası
yürütüyor.
Dindar toplumu yönlendirmek ve yönetmek misyonuna soyunan
ve siyasal iktidarı elde etmeye çabalayanlar kültürel bir eğitim ile çağın en
etkili silahı olan sanatı kullanmıyor, kullanamıyor. Müslüman siyaset adamları
gerçekten muktedir olabilmenin anahtar unsurlarını maalesef ya görmezden
geliyor yahut da algılayamıyorlar.
İnsan nasıl düştüğü yerden kalkarsa, toplumlar da aynı
şekilde kaybettiği değerlerini yeniden kazanarak yükselebilirler. Dünya
Müslümanları ne yazıktır ki, hem dini, hem de ahlâki değerlerinden, insani
erdemlerinden büyük bir hızla uzaklaştı. 14 asır önce İslâm ile kavuştuğumuz
şerefli medeniyet, son birkaç yüz yılda farkında olmadan ellerimizden kayıp
gitti. Tarih boyunca kendi arzuları için diğerini yok ederek hayvani istekleri
tatmin etmek üzere inşa edilmiş vahşi Batı medeniyeti, gelişmişlik diye
dayattığı köhnemişliğini İslâm dünyasına allayıp pullayıp satıyor. Ve yazıktır
ki bizler de büyük bir hevesle kucak açıyoruz bu gericiliğe.
Yaratıcının yasakladığı her şeyi güzel gösteren bu
şeytan medeniyetinin gerçek yüzünü insanlara gösteremedikten sonra, onlarla
aynı bataklığa sürüklenip yok olmaktan kurtulamayacağız. Kültürel yapı,
içerisinde o toplumun dinini, ahlâkını, faziletlerini, geleneğini, örf ve
adetlerini, alışkanlıklarını barındırır. Sahip olduğunuz her şeyi birer birer
terk ederek kimliğinizi kendi kendinize yok edersiniz. Ve saygıyı da hak
etmezsiniz söz hakkınız da kalmaz. Dolayısıyla siyasal iktidarı kısa bir
süreliğine elde etseniz de ona sahip olamazsınız.
Siyaset adamlarımızın anlamaya muhtaç oldukları bir
gerçek var ki, kendi kültür adamlarına sırtlarını dönerek, onlara güvenmeyerek,
onlarla omuz omuza çalışmayarak toplumlarını yönetemez, yönlendiremezler. Bir
kültür adamı mensubu olduğu toplumun ve kendisini ait hissettiği inancın en
büyük temsilcilerinden biridir. Kendi insanını tanır, kendi değerlerini çok iyi
bilir, toplumunun nabzını kalbinin en derinliklerinde hisseder. Yani aslında
halkın kendisidir kültür adamı.
Kendisini temsil edenleri kültürel iktidarın
belirlediğini fark etmeyen sağ siyasetçiler maalesef siyasetin temel
unsurlarından en önemlisini kullanamıyorlar. İslâm ülkelerinin çoğunda
neredeyse bütün aydın ve sanatçıların dindar siyasi hareketlere ve iktidarlara
şiddetle karşı çıkışı, özellikle sinema ve tiyatroda kadrolaşan seküler ve de
sol yapıların dine ve dindara olan şedit muhalefeti toplumları büyük oranda
etkilemektedir. Toplumun saygı duyduğu ve sevdiği sanatçılar adeta bir toplum
mühendisi gibi insanları yönlendirebilmektedir. Bir siyasi hareketin yıllarca
uğraşıp yapamadığını kültür adamları ve sanatçılar kolayca başarabilirler.
Yazılı ve özellikle de çağımızda görsel sanatlar bir ideolojiyi yaymanın, uzun
vadede nesillerin algısını, dünya görüşünü değiştirmenin en kolay ve kalıcı
yöntemidir. Medyanızı, televizyon yapımlarınızı, sinema ve tiyatronuzu, başta
edebiyat ve diğer sanat dallarınızı kendi din, ahlâk ve kültür normlarınıza
göre oluşturmadıktan sonra, egemen batıl zihniyete karşı bir başarı
ihtimalinden bahsedemezsiniz.
Siyasetçilerin siyasi söylemler geliştirmekle, politik,
ekonomik ve yapısal gelişimlerle yetinip kültürel algıyı kendi özüne doğru
yönlendirmeyi ve bunu da doğru araç ve kişilerle yapmayı siyasi davalarının
merkezine koymadıkça kültürel iktidarı ve dolasıyla da siyasi iktidarı elde
etmeleri mümkün değildir. Dönem dönem lütfedilen siyasi fırsatları iyi
kullanıp, davamızı kaim kılabilmek için kültürel iktidarı elde etmenin
unsurları üzerinde kafa yormadığımız, kültür adamlarına ve sanatçılara gereken
önemi vermediğimiz sürece yarınlara muktedir olabilmemiz mümkün
görünmemektedir.