Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Bolu Gerede‘deki Greenpark Otel‘de gazetecilerle bir araya geldi, Anayasa değişikliği tartışmalarından, koruculuk sistemine kadar önemli değerlendirmelerde bulundu.

AKP‘nin statükoya yakın duran tutumunu eleştiren Kurtulmuş, "AKP‘ye verilen bu oyun  temel gerekçesi Türkiye‘de mevcut statükoyu değiştirecek bir fikriyata sahip olduğu inancıdır. Geniş kitlelerin özgürlüğünün genişleyeceği inancıdır. Özellikle 2007‘de verilen oyların altındaki temel gerekçe yeni, özgür, demokratik bir anayasanın yapılabilmesidir. Ne yazık ki 2002 yılından beri milletin değişim ve reform isteğine cevap veremediler" dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Bolu Gerede‘deki Greenpark otel‘de gazetecilerle bir araya geldi. Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği tarafından organize edilen ve iki gün süren kamp samimi bir ortamda gerçekleşti. Programa eşi Doç. Dr. Sevgi Kurtulmuş ile birlikte katılan Genel Başkan Numan Kurtulmuş‘a, Genel Başkan Yardımcıları Ömer Vehbi Hatipoğlu ve Hüsamettin Korkutata da aileleriyle birlikte eşlik etti.

Program boyunca gazetecilerle uzun sohbetler yapan Numan Kurtulmuş, Anayasa değişikliği tartışmalarından, ekonomik krize, Mardin katliamı ile birlikte gündeme gelen Koruculuk sisteminden, halen tartışılmaya devam edilen kabine revizyonuna kadar önemli değerlendirmelerde bulundu.

İktidar Statükocu Oldu

Gündemin önemli tartışmalarından Anayasa değişiklikleri konusunda AKP‘nin tutumunu eleştiren Kurtulmuş, statükoyu değiştirme iddiasıyla oy alan iktidarın bugün statükoya yakın duran bir noktaya geldiğini vurguladı. Kurtulmuş; "Millet oy veriyor, milletin yapacağı şey oy vermek. Bu millet Adalet ve Kalkınma Partisi‘ne, belki iktidardaki arkadaşların bile tahminlerinin çok üzerinde bir oy vermiştir. Bu verdiklerin oyun temel gerekçesi Türkiye‘de mevcut statükoyu değiştirecek bir fikriyata sahip olduğu inancıdır. Geniş kitlelerin özgürlüğünün genişleyeceği inancıdır. Ve özellikle 2007‘de verilen oyların altındaki temel gerekçe yeni, özgür, demokratik bir anayasanın yapılabilmesidir. Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi‘nin önünde Türkiye‘de siyasi ve hukuki bir reform sürecine öncülük etme vazifesi duruyor. Ne yazık ki 2002 yılından beri milletin değişim ve reform isteğine karşı Adalet ve Kalkınma Partisi‘nin sadece kendisini değiştirmesi olmuştur" dedi.

Sivil Anayasa

Türkiye‘de Anayasa‘ların ya ihtilal ile ya da AB‘nin dayatmalarıyla yapıldığını hatırlatan Kurtulmuş, milletin özgür, demokrat ve sivil bir Anayasa talebinin yerine getirilebilmesi için kısmi değişikliklerin yeterli olmayacağını kaydetti. Mevcut durumda başörtüsü düzenlemesi sonrası Anayasa Mahkemesi‘nin kendini senato konumuna yükselttiğine dikkat çeken Kurtulmuş, bu kördüğümü aşabilmek için tek çarenin Anayasa yapmak üzere Kurucu Meclis oluşturulması gerektiğini vurguladı. Kurtulmuş, "Mevcut hukuki karmaşayı ve kördüğümü bundan başka aşmak yolu görünmüyor. Bundan başka gidilen her yol, dostlar alışverişte görsünden başka bir şey olmayacaktır" dedi.

En Büyük Dış Politika Yanlışlığı: BOP

Hükümetin dış politika yaklaşımını da eleştiren Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş;  AKP iktidarının 8 yıllık iktidarında dış politikadaki en büyük yanlışlıklarından birinin Büyük Ortadoğu Projesinin yanında yer alması olduğunu söyledi. Bu projenin bölgeyi etnik, dinsel, mezhebi, kültürel anlamda bölmek, dağıtmak olduğunu söyleyen Kurtulmuş: "Bu proje maalesef başından beri sanki bu bölgede demokrasi özgürlük getirecek bir proje olarak takdim edildi. Oysa Irak‘ta en az bir buçuk milyon insanın ölümüne neden olan, 4 milyona yakın kadının kimsesiz, yüz binlerce çocuğun kolsuz bacaksız kaldığı bir savaş oldu. Aynı şekilde Afganistan ve Pakistan‘da devam etmekte olan işgal aynı şekilde bu bölgeye zulüm ve gözyaşından başka bir şey getirmedi. Adalet ve Kalkınma Partisi‘nin yaptığı en büyük yanlışlık bu projeye eşbaşkanlık yaparak biz sanki bu bölgede ön alırız ve ileri adım atarız ve bu bölgede inisiyatif sahibi oluruz anlayışıdır. AKP‘nin hükümetteki en büyük yanlışlığı bu oldu. Ve bu yanlışlıkların somut adımları oldu. Mesela bunlardan bir tanesi 1 Mart teskeresinde milletin Amerikalılara vermediği hakları ve kolaylıkları maalesef ondan sonra fiilen vermiş oldu.

"Biz icraata bakarız"

Gazetecilerin soruları üzerine Kabine revizyonu konusunda da değerlendirmeler de bulunan Kurtulmuş, Kabine‘de revizyon beklenirken, depremle karşılaşıldığını vurguladı. Bu değişikliklerde Sadet Partisi‘nin 29 Mart başarısının etkili olduğu yönünde yorumlar yapıldığını, kendisinin de bu yorumlara katıldığını söyleyen Kurtulmuş;  "Sayın Başbakan as oyuncularını sahaya sürmüştür. Bir teknik direktör as oyunlarını kritik dakikalarda oyuna sokar. Demek ki, hükümet için oyunun kritik dakikaları başlamıştır. Milli Görüş‘e yakın isimlerin kabineye girmesi konusuna gelince biz o koltuklarda, Ahmet‘in Mehmet‘in mi oturduğuyla ilgilenmiyoruz. Dostluğumuz, arkadaşlığımız başka bir şey. Ama biz koltuğa oturanların, hangi politikaları icra ettiğiyle ilgileniyoruz. Bizim esas karşı olduğumuz, Ahmet‘in Mehmet‘in koltuğa oturması değil, bu millete dayatılan oyunun senaryosunun bütününedir" dedi. Kurtulmuş, isimlerin değil politikaların doğru olmasına baktıklarının altını çizerek, IMF programında kendisine dayatılan programa teslim olmamalarını istedi.

Türkiye hepimizin vatanıdır

Son günlerde yeniden alevlenen Kürt Meselesi tartışmalarıyla ilgili çeşitli soruları da cevaplayan Kurtulmuş, Türkiye Cumhuriyeti‘nin, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin vatanı olduğunu vurguladı. Bütün unsurların asırlardır büyük bir kardeşlik duygusuyla yaşadığını Hatırlatan Numan Kurtulmuş; en önemli ortak paydanında İslam kardeşliği olduğunu ifade etti. Kurtulmuş şunları söyledi:" Biz bu toprakların çocukları, Türkler, Kürtler, Araplar, hepimiz kardeşiz. Kendi sorunlarımızı kendimiz çözme şuuru ve düşüncesinde olmamız lazım. Bu bölgede böl-parçala-yönet projesi üzerinde duruldu. Sanki bu bölgeleri yönetmek bu ülke insanlarının başaramayacakları meselelermiş gibi dışarıdan gelenler, burayla ilgisi olmayanlar, dışarıdan gelenler bu ülkelerin yönetiminde etkili olabilirler gibi bir psikoloji ortaya çıkıyor. Benim üzerinde

durduğum konu budur. Yani başkalarını karıştırmadan biz kendi meselelerimizi kendi aramızda çözebiliriz. Biz böyle bir imkâna sahibiz, böyle bir geçmişe sahibiz. Aynı inancın, aynı medeniyetin paydaşıyız. Biz aynı bölgede asırlarca birlikte kavgasız, hoşgörüyle, insanca, husumetsiz bir arada yaşamayı başarmışız. Coğrafyayı paylaşmışız, imkânlarımızı paylaşmışız. Şimdi bu psikolojiye yeniden sahip olmamız lazım. Türkiye hepimizin vatanıdır. Türkiye Kürtlerinde, Türklerinde, Alevilerinde, Sünnilerinde vatanıdır. Burası bizim medeniyet bölgemizdir. Dil ucuyla değil gerçekten samimi bir şekilde samimi bir kardeşlik duygusuyla çözemeyeceğimiz problem yoktur. Samimi bir şekilde yaklaşıldığı zaman Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizin problemi açık ve nettir. Bu problemler çözüldüğü zaman ortada sorun kalmayacaktır."

Koruculuk sistemi kaldırılmalı

Mardin‘deki vahşi katliam sonrası tartışılmaya başlanan Koruculuk sistemi ile ilgili olarak da önemli değerlendirmelerde bulunan Numan Kurtulmuş Koruculuk sisteminin güvenlik zafiyetine neden olmadan kaldırılması gerektiğini belirtti. Her konuda olduğu gibi Koruculuk sistemi ile ilgili tartışmanın da "Destek olanlar", "Karşı olanlar" noktasına getirildiğini hatırlatan Numan Kurtulmuş: "Türkiye‘de tartışmanın şimdi, kategorik olarak koruculuk sisteminin karşısında olanlar ve olmayanlar diye ayrılması çok yanlıştır. Ortada fiili bir vaka var. Koruculuk sistemi, 1984 yılından beri uygulanıyor. Bu sistem, bölgenin feodal yapısı da göz önüne alınırsa, ciddi bir rant ve güç aracı haline dönüştürülmüştür. Var olan feodal yapıya devlet olarak siz bir de silah ve ekonomik güç veriyorsunuz. Burada mevcut olan adaletsizlik daha artıyor. Kaldı ki, koruculuğun terörle mücadele de, ne kadar başarılı olduğu tartışma konusudur. Dünyanın her yerinde paramiliter kuvvetler kullanılıyor. Ama bu kuvvetlerin kullanıldığı ülkelerdeki sonuç, terörle mücadelede başarı sağlanamamasıdır. Güvenlik zaafiyetine neden olmadan bu sistem kaldırılmalıdır. Buradaki köy korucuların da, milletin sivil hizmetine geçişini sağlayacak düzenlemeler de yapılmalıdır. İl özel idareleri ve Köy işlerinde değerlendirilebilir" diye konuştu.

Muhabir: Haber Merkezi