Geçtiğimiz hafta bayram atmosferinden ve gerekse elimde olmayan bazı sebeplerden ötürü haftalık yazımızı yazamamıştık. Yazamadık ama yazarların yazılarını kaçırmadan okuduk. Medyadan, dünya ve ülke gündemini dikkatlice takip ettik. Ayrıca bayram münasebetiyle eş, dost, arkadaş ve sivil toplumla bir araya gelme fırsatını bulduk. Söz Konusu ülke gündemi konusunda değişik fikirlerden bir hayli konuşmalar dinledik.
Bu dinlediklerimizden anladığımız konu; ülkemizde hak, hukuk ve adaletin olmaması konusunda hemen herkesin hem fikir olması idi. Konuyu bu minval üzere tartışanlar, aynı zamanda siyasetçilerin birbirlerini eleştirirken, üsluplarını seviyesiz ve basit olduğunu söylüyor ve geçmiş liderlerden güzel örnekler veriyorlardı. Buraya kadar evet, söyledikleri çok doğru lakin kendilerine öz eleştiri yapmak hiç akıllarına gelmiyordu.
Söz konusu ettiğimiz bu topluluk; aynı zamanda bütün Türkiye toplumunu yansıtmaktadır. Yani herkes ben konuşayım diyor. Dinleme ve anlama şuurundan yoksun, benim dediklerim doğru, ben daha iyi biliyorum. Benim liderim ne yaparsa doğrudur. Yanlışta olsa onun bir bildiği vardır diyerek odunumun parası der gibi, dolaysıyla her kafadan bir ses gelmekte. Peki, böylesi bir ortamda sağlıklı olarak ne tartışılabilir? İnsanlarda bir konuşma hastalığı var. Dinleme ve anlama şuuru yok. Öyleyse biz nasıl bilinçli ve şuurlu bir toplum haline gelebileceğiz.
Şimdi bu günlerde hak, hukuk ve adalet aranıyor. Kimi adliye koridorlarında kimi de yollara düşerek, bir ülkede hak, hukuk ve adalet aranır hale gelirse, onun nasıl aranılacağı konusunu sorgulamak yerine biz bu ülkeyi 15 sene içerisinde nasıl bu hale getirdik diye kendilerine sormaları icap etmez mi? Evet, ama böyle olması gerekirken bunun aksine Adalet Bakanı çıkıp, “Biz lütfettik sen de yürüyorsun “ diyor. Bende acizane diyorum ki; Sayın Bakan, yeri gelince siyaseti inanç üzerinden yapmayı hiç ihmal etmiyorsunuz. Ama nedense Hazreti Ömer’in adaleti hiç aklınıza gelmiyor. Haydi, o eski tarih aklınıza gelmedi, üç kıtaya hükmetmiş torunları olarak gurur duyduğumuz ecdadımızın çağ açıp çağ kapatan Cennetmekân Sultan Fatihin adaleti de mi aklınıza gelmiyor? Onu da hatırlamıyorsanız Cennetmekân Abdülhamit Hanı hatırlayın. Daha ne diyeyim, onu da hatırlamıyorsanız, Milli Görüşün Lideri merhum Prof.Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı hatırlayın.
Hatırlayın ki; ağır sanayiyi kurasınız, hatırlayın ki; milli Kalkınmayı gerçekleştiresiniz, hatırlayın ki; işsizlik sorununu çözesiniz, hatırlayın ki; işçinin, memurun, çiftçinin, köylünün, emeklinin ve engellinin gerçek manada hakkını veresiniz. Hatırlayın ki; İslam Birliğini kurasınız, D-8’i hayata geçiresiniz. Yine hatırlayın ki; Kıbrıs’tan taviz vermeyesiniz, “Bana ne Amerika’dan” diyebilesiniz. Peki, bir düşünün bunları hatırlarsanız ne kaybedersiniz. Aksine hem iktidar ve hem de muktedir olursunuz. Çünkü 15 senedir iktidardasınız ama muktedir olmadığınız her hususta kendisini gösteriyor. Daha dün 15 Temmuz sonrası Yenikapı Ruhu diyerek, ayaklarına kadar gittiğiniz bazı siyasileri şimdi feto saflarına koyuyorsunuz. Buna “Ne Lahana Ne Turşu” demezler mi, bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama biz kısa geçiyoruz. o zaman demek ki iktidar olmak muktedir olmak anlamına gelmiyor.
Allah; ülkemizin geleceğini, hak, hukuk ve adaletin hüküm süreceği günlere gelmesini nasip etsin âmin, Vesselam.